DOLAR
Alış: 48.57
Satış: 48.77
EURO
Alış: 55.75
Satış: 55.98
GBP
Alış: 64.80
Satış: 65.29
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
18.07.2026
83 Yaşındaki Komşumun Evine Her Gün Gelen Gizemli Genç Adamın Sırrı Bodrumda Ortaya Çıktı
- Dorothy, seksen üç yaşındaydı. Ben üç yaşındayken bana bakan, fırtınalı gecelerde beni sakinleştiren, evine her gittiğimde kendi torunu gibi davranan komşumdu. Yıllar içinde yaşlanmıştı ama aramızdaki bağ hiç kopmamıştı. Ben de elimden geldiğince ona destek oluyordum. Haftada birkaç kez market alışverişini yapıyor, evini temizliyor, çamaşırlarını yıkıyor ve uzun uzun sohbet ediyorduk. Yaklaşık bir ay önce her şey değişmeye başladı. Bir gün çay içerken gülümseyerek bana, “Alex artık her gün uğruyor.” dedi. “Kim bu Alex?” diye sordum. “Teslimat yapıyordu. Bana bir paket getirdi. Sonra sohbet etmeye başladık. Çok iyi bir çocuk. Artık sık sık geliyor.” Bunu duyunca sevindim. Dorothy’nin yalnız kalmasını istemiyordum. Belki de gerçekten iyi niyetli bir gençti. Fakat birkaç gün sonra mahallede yürürken tarif ettiği gence benzeyen birini Dorothy’nin evinden çıkarken gördüm. Yirmili yaşlarının sonunda, uzun boylu, sessiz biriydi. Elinde küçük bir çanta vardı. Bana kısa bir selam verdi ve hızla uzaklaştı. Sonraki günlerde aynı manzarayı defalarca gördüm. Alex neredeyse her gün geliyordu. Bir süre sonra Dorothy’nin telefonlarına cevap vermemeye başlaması dikkatimi çekti. Önce yaşlılığından dolayı telefonu duymadığını düşündüm. Ama günler geçmesine rağmen ne telefonlarıma cevap verdi ne de perdelerini açtı.
- Endişelenmeye başladım. Elimde market poşetleriyle evine gittim. Kapıyı çaldım. Ses çıkmadı. Yedek anahtar bende olduğu için içeri girdim. Ev tertemizdi. Masa hazırlanmış, çiçekler sulanmış, mutfak düzenliydi. Sanki biri biraz önce çıkmış gibiydi. Ama ev bomboştu. Dorothy yoktu. Alex de yoktu. Tam çıkmak üzereydim ki… Alt kattan hafif bir çatırdama sesi duydum. Ses bodrumdan geliyordu. Kanım dondu. Poşetleri yere bıraktım ve merdivenlerden aşağı inmeye başladım. Her basamakta kalbim daha hızlı atıyordu. Kapıyı yavaşça açtığımda karşıma çıkan manzara karşısında şaşkınlıktan donup kaldım. Dorothy eski bir sandalyede oturuyordu. Elinde örgüsü vardı. Karşısında ise Alex dizlerinin üzerine çökmüş, eski bir ahşap sandığı tamir ediyordu. Beni görünce ikisi de gülümsedi. “Ah, sonunda geldin.” dedi Dorothy. “Beni korkuttunuz!” diye bağırdım. Alex ayağa kalktı. “Özür dilerim. Telefonunu da duymamış olabiliriz.” O sırada bodruma dikkatlice baktım. Bir köşede eski fotoğraf albümleri duruyordu. Duvar boyunca yıllardır açılmamış kutular dizilmişti. Ortadaki büyük sandığın kapağı ise tamamen sökülmüştü. Dorothy derin bir nefes aldı. “Bunu sana anlatmanın zamanı geldi.” dedi. Meğer o sandık, rahmetli eşinin yıllar önce yaptığı el emeği bir sandıkmış. İçinde yüzlerce eski fotoğraf, mektuplar, savaş madalyaları ve aileye ait hatıralar bulunuyormuş. Sandık zamanla çürümeye başlayınca Dorothy onu atmaya kıyamamış. Bir gün internetten tamirci ararken Alex’e ulaşmış. Alex aslında marangozluk yapan genç bir ustaymış. İlk gün yalnızca sandığı tamir etmek için gelmiş. Fakat Dorothy’nin yalnız yaşadığını görünce işi bittikten sonra da uğramaya devam etmiş. Çatıyı onarmış. Kırık rafları düzeltmiş. Muslukları tamir etmiş. Bahçedeki yabani otları temizlemiş. Karşılığında ise Dorothy’den yalnızca bir fincan çay kabul etmiş. Dorothy’nin telefonu cevaplamamasının sebebi ise düşündüğüm kadar gizemli değildi. Telefonu birkaç gün önce bozulmuştu. Alex yeni bir telefon sipariş etmiş, gelmesini bekliyorlardı. Beni arayamamasının tek nedeni buydu. Bodrumdaki ses ise eski sandığın çürümüş tahtalarının sökülmesinden gelmişti. Derin bir nefes aldım. Korkum yerini utanca bıraktı. Alex’e haksızlık ettiğimi hissettim. O ise gülümseyerek elini uzattı. “Sanırım beni yanlış tanıdın.” “Evet,” dedim. “Galiba öyle oldu.” Sonraki haftalarda ben de Alex’e yardım etmeye başladım. Birlikte Dorothy’nin bahçesini düzenledik. Evin çatısını tamamen yeniledik. Eski fotoğrafları albümlere yerleştirdik. Dorothy her akşam bize gençlik hikâyelerini anlatıyor, biz de saatlerce onu dinliyorduk. Bir gün sandığın en altında küçük bir zarf bulduk. Zarfın içinde Dorothy’nin yıllar önce yazdığı ama hiç göndermediği bir mektup vardı. Mektupta şu cümle yazıyordu: “İnsan yaşlandığında en büyük korkusu yalnız kalmak değildir. Unutulmaktır.” O satırları okurken üçümüz de sessiz kaldık. O gün anladım ki bazen insanlar kötü niyetli değildir; sadece doğru zamanda doğru kapıyı çalmış iyi kalpli yabancılardır. Alex, Dorothy’nin hayatına bir teslimat yapmak için girmişti. Ama geride bıraktığı en değerli şey tamir ettiği sandık değil, ona yeniden güvenmeyi ve yalnız olmadığını hissettiren dostluğu olmuştu. Dorothy doksan yaşına yaklaşırken artık hiçbir günü yalnız geçirmiyordu. Mahallede herkes onu ziyaret ediyor, Alex ise fırsat buldukça uğrayıp evde eksik kalan işleri tamamlıyordu. Ben de her ziyaretimde o eski sandığa bakıyor ve kendi kendime aynı şeyi düşünüyordum: Bazen en büyük mucizeler, kapınızı çalan yabancı bir insanın iyi niyetinden doğar.
Benzer Galeriler
-
Geçmişin Bedeli ve Adaletin Zaferi: Bir Kadının Küllerinden Yeniden Doğuşu
-
400 Doların Arkasındaki Gizli Miras: Garson Kızın Hayatını Değiştiren O Gece ve Adalet
-
İkizinin Varlığını 18 Yıl Senden Sakladık: Bir Annenin En Büyük İtirafı ve Yüzleşme
-
Japonya’nın En Yaşlı Doktoru Paylaşıyor
-
Yıllarca Eşimi ‘Yarım Adam’ Diye Küçümsediler
-
SAVCILAR HAREKETE GEÇTİ! AKP’Lİ VEKİL TUTUKLANDI


