DOLAR
Alış: 48.71
Satış: 48.91
EURO
Alış: 55.61
Satış: 55.83
GBP
Alış: 64.65
Satış: 65.14
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
23.09.2026
70 YAŞINDA İLK KEZ UÇAĞA BİNDİM — YANIMDAKİ ADAM CÜZDANINDAN GENÇLİK FOTOĞRAFIMI ÇIKARINCA NEFESİM KESİLDİ.
- “Çünkü seni en son gördüğüm gün, bana bir daha dönmememi söylemiştin.” O cümleyi duyduğum anda boğazım düğümlendi. Yanımdaki adamın yüzüne yeniden baktım. Kaşlarının çizgisi. Gülerken sağ yanağında beliren hafif çukur. Başını düşünürken yana eğişi. Bir anda elli yıl önceki o genç yüzün parçaları yerine oturmaya başladı. “Hayır…” diye fısıldadım. Adam gözlerini benden kaçırmadı. “Benim.” Dudaklarımdan tek bir isim çıktı. “Kemal?” Başını yavaşça salladı. O an uçağın içinde olduğumu unuttum. Motorların uğultusu, kabin görevlilerinin sesi, önümdeki koltuklar… Her şey silindi. Karşımda yalnızca elli yıl önce hayatımdan kaybolan ilk aşkım vardı. “Sen öldün sanıyordum.” Kemal’in yüzü değişti. “Bunu sana kim söyledi?” “Annem.” Şaşkınlıkla bana baktı. “Annen mi?” Başımı salladım. “Kasabadan ayrıldıktan birkaç ay sonra seni sordum. Bana başka bir şehirde geçirdiğin kazada öldüğünü söyledi.” Kemal gözlerini kapattı. Yıllardır taşıdığı bir yükü yeni öğreniyormuş gibiydi. “Demek bu yüzden…” “Ne yüzden?” Ceketinin iç cebinden eski, katlanmış birkaç kâğıt çıkardı. “Ben sana yazdım.” Ellerim titredi. “Ne?” “Yıllarca.” İlk mektubu bana uzattı. Zarfın üzerinde gençlik soyadım vardı. Alt köşesinde kırmızı mürekkeple tek bir damga bulunuyordu: ADRESİNDE BULUNAMADI. Sonra bir tane daha çıkardı. Bir tane daha. Bazıları açılmamıştı. Bazılarının kenarları sararmıştı. “Kasabadan neden gittin?” diye sordum. Kemal derin bir nefes aldı. “Babam hastalandı. Beni İstanbul’a çağırdılar. Birkaç ay içinde döneceğimi sanıyordum.” “Bana sadece ‘Beni bekle’ yazdın.” “Çünkü ayrılmadan önce seninle konuşmak istedim ama baban beni evinize sokmadı.” O an çocukluğumun karanlık bir köşesinden başka bir görüntü çıktı. Babamın kapının önünde bir gençle tartıştığı gece. Ben içeride ağlıyordum. Kemal oymuş. “Babam senden nefret ediyordu.” “Biliyorum.” “Neden?” Kemal acı bir gülümsemeyle başını salladı. “Çünkü benim ailem yoksuldu. Senin baban ise sana başka bir hayat istiyordu.” Bunu biliyordum. Ama bütün hikâyeyi bildiğimi sanmıştım. “Peki neden dönmedin?” Kemal bu kez uzun süre sustu. “Döndüm.” Nefesim kesildi. “Ne zaman?” “Sekiz ay sonra.” “Ben seni hiç görmedim.” “Çünkü o sırada sen nişanlanmıştın.” Kalbim sıkıştı. Kocam Orhan’la nişanlanmamı hatırladım. Ailem acele etmişti. Annem bana: “Hayat devam ediyor,” demişti. Kemal öldü sanırken o evliliği kabul etmiştim. “Beni gördün mü?” “Uzaktan.” “Ve yanıma gelmedin?” Kemal’in gözleri doldu. “Kapınızın önünde düğün hazırlıkları vardı. Baban beni görünce karşıma çıktı.” “Ne dedi?” “Senin benimle hiçbir şey yapmak istemediğini söyledi.” Başımı iki yana salladım. “Yalan.” “Şimdi biliyorum.” Sesi kırılmıştı. “Ama o zaman yirmi yaşındaydım. Bana senin artık beni istemediğini, mektuplarımı çöpe attığını söyledi.” Bir anda öfke içimi doldurdu. Elliden fazla yıl geçmişti. Babam da annem de çoktan ölmüştü. Ama yıllar önce verilmiş kararların ağırlığını hâlâ taşıyordum. “Bana neden sonra ulaşmadın?” “Ulaşmaya çalıştım.” Kemal cüzdanındaki fotoğrafı işaret etti
- “Bu yüzden onu sakladım. Seni unutmak için değil.” Sonra cebinden başka bir fotoğraf çıkardı. Benim düğün fotoğrafım. Şaşkınlıkla baktım. “Bunu nereden aldın?” “Kasabadan eski bir arkadaştan.” Bir an öfkelendim. “Yıllarca beni mi takip ettin?” “Hayıır.” Başını sertçe salladı. “Hayatına karışmadım. Evlenmiş olduğunu, çocukların olduğunu öğrendiğimde geri çekildim. Çünkü seni seviyorsam huzurunu bozmanın sevgi olmadığını anlamam gerekiyordu.” Bu cümle beni susturdu. Kemal de evlenmişti. Eşini on yıl önce kaybetmişti. Bir oğlu, iki torunu vardı. Ben de Orhan’la kırk iki yıl evli kalmıştım. Kocamı sevmiştim. Çocuklarımız olmuştu. Bir hayat kurmuştuk. Ama karşımdaki adamı görünce içimdeki on dokuz yaşındaki kızın tamamen ölmediğini fark ettim. “Peki bu uçak?” diye sordum. “Tesadüf mü?” Kemal hafifçe gülümsedi. “Evet.” İnanmadığımı görünce cebinden biniş kartını çıkardı. “Torunumu görmeye gidiyorum. Senin bu uçakta olduğunu bilmiyordum.” Gülmeden edemedim. “Elli yıl sonra yan yana koltuklara düşmemiz biraz fazla tesadüf değil mi?” “Belki hayatın mizah anlayışı vardır.” İlk kez ikimiz de güldük. Ama sonra Kemal’in yüzü ciddileşti. “Fotoğrafı hâlâ taşımam seni rahatsız ettiyse…” “Hayır.” Fotoğrafa baktım. Gençliğimdeki kendimi uzun zamandır bu kadar dikkatli incelememiştim. O kızın ne kadar umutlu olduğunu unutmuşum. Kemal fotoğrafın arkasını çevirdi. “Beni bekle.” “Bunu gerçekten benim için mi yazdın?” “Evet.” “Ben de bekledim.” Kemal bana baktı. “Ne kadar?” “Öldüğünü öğrenene kadar.” İkimizin de gözleri doldu. Ama bu bir kavuşma hikâyesi değildi. En azından elli yıl önce yarım kalmış bir aşkı kaldığı yerden devam ettirmek kadar basit değildi. İkimizin de başka hayatları olmuştu. Sevdiğimiz insanlar. Çocuklarımız. Kaybettiklerimiz. Pişmanlıklarımız. Uçak inişe hazırlanırken Kemal: “İstersen indiğimizde bir kahve içebiliriz,” dedi. Gülümsedim. “Bu bir teklif mi?” “Elli yıl gecikmiş bir konuşma.” Bir süre düşündüm. Sonra: “Bir kahve olabilir.” Uçaktan birlikte indik. Havalimanındaki küçük kafeye oturduk. İki saat boyunca gençliğimizi değil, hayatımızın geri kalanını anlattık birbirimize. Orhan’dan bahsettim. Onu nasıl sevdiğimi. Öldüğü gün nasıl yalnız kaldığımı. Kemal eşinden bahsetti. Onunla kurduğu hayattan. Hiçbirimiz geçmişte yaşamamış hayatların yasını tutmadık. Çünkü ikimiz de bir şeyi anlamıştık. Bazen ilk aşk, hayatının sonuna kadar yanında kalan kişi değildir. Bazen sadece kalbinin gençken nasıl attığını sana hatırlatan kişidir. Vedalaşırken Kemal fotoğrafı bana uzattı. “Bunu artık sen almalısın.” Başımı salladım. “Hayır.” “Niye?” Fotoğrafı tekrar cüzdanına koydum. “Elli yıl sen taşıdın. Biraz daha taşı.” Gülümsedi. Telefon numaralarımızı aldık. Ama birbirimize büyük sözler vermedik. Ne “kaybettiğimiz yılları telafi edeceğiz” dedik ne de geçmişi yeniden kurmaya çalıştık. Çünkü kaybolan yıllar geri gelmezdi. Ama kalan yıllar hâlâ bizimdi. Havalimanından çıkarken ilk kez uçağa binmiş olmama gülümsedim. Yetmiş yıl boyunca gökyüzüne çıkmamıştım. Ama asıl yolculuğun bulutların üzerinde olmadığını o gün anladım. Asıl yolculuk, elli yıl boyunca kapalı tuttuğum bir kapının yeniden açılmasıydı. Ve hayat bana yetmiş yaşımda şunu öğretti: Bazı insanlar hayatımıza geri dönmek için değil, geçmişte yarım kalan bir cümlenin son noktasını koymak için yeniden karşımıza çıkar. Kemal benim gençliğimdi. Orhan hayatımdı. Ve ben ilk kez ikisini birbirine düşman etmeden hatırlayabildim. Çünkü insanın kalbi, geçmişi silerek değil; ona doğru bir yer vererek huzura kavuşuyordu.
Benzer Galeriler
-
Skandal Karar
-
Diziden ayrıldı
-
İKİZ KIZLARIMDAN BİRİNİ KAYBETTİKTEN SONRA KOCAM BENİ TERK ETTİ — AMA DİĞER KIZIMIN 18. DOĞUM GÜNÜNDE BABAM YANIMA GELİP, “KOCAN BANA, BUGÜNE KADAR SANA HİÇBİR ŞEY ANLATMAYACAĞIMA YEMİN ETTİRDİ,” DEDİ.
-
ANNEM 30 YIL BOYUNCA HER PAZAR AYNI TREN İSTASYONUNA GİTTİ — CENAZESİNDEN SONRA ÇANTASINDA BULDUĞUM BİLET, KİMİ BEKLEDİĞİNİ ORTAYA ÇIKARDI.
-
EŞİMİN ÖLÜMÜNDEN SONRA ARABASINI SATMAYA KARAR VERDİM — TORPİDOYU TEMİZLERKEN BULDUĞUM İKİNCİ RUHSATTA EŞİMİN BAŞKA BİR AİLESİNİN ADI YAZIYORDU.
-
70 YAŞINDA İLK KEZ UÇAĞA BİNDİM — YANIMDAKİ ADAM CÜZDANINDAN GENÇLİK FOTOĞRAFIMI ÇIKARINCA NEFESİM KESİLDİ.


