DOLAR
Alış: 48.91
Satış: 49.10
EURO
Alış: 55.25
Satış: 55.47
GBP
Alış: 64.59
Satış: 65.07
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
1.10.2026
60 YILLIK EŞİMİ TOPRAĞA VERDİKTEN SONRA AVUKATI KAPIMA GELİP BANA BİR MEKTUP UZATTI VE “SİZ ASLINDA HİÇ EVLENMEMİŞSİNİZ!” DEDİ.
- “Allah’ım Nermin! Sen aslında kimdin? Bunca yıl bana nasıl yalan söyleyebildin?” diye bağırdım. Elimdeki mektup yere düştü. Seksen altı yaşındaydım ve hayatım boyunca böylesine korkunç bir gerçekle karşılaşmamıştım. Altmış yıl boyunca aynı yatağı paylaştığım, üç çocuğumun annesi olan kadın, bana hayatımızın en önemli günü hakkında yalan söylemişti. Avukat koluma girerek beni oturma odasındaki koltuğa götürdü. “Beyefendi, lütfen sakin olun. Nermin Hanım’ın bunu neden yaptığını öğrenmeden onu yargılamayın.” Öfkeyle yüzüne baktım. “Altmış yıl boyunca kandırılmışım! Bana başka ne söyleyebilirsiniz?” Avukat cevap vermek yerine yerdeki fotoğrafı alıp masanın üzerine koydu. Fotoğraftaki adamı tanımamak imkânsızdı. Adı Selim’di. Üniversitedeki en yakın arkadaşımdı. Askerliğe gitmeden birkaç gün önce düzenlediğimiz düğünümüzde nikâh şahidim olmuştu. Ancak askerden döndükten kısa bir süre sonra geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetmişti. Nermin’in onunla neden fotoğraf çektirdiğini anlayamıyordum. Üstelik fotoğrafın arkasında evlendiğimiz tarihten iki hafta öncesi yazıyordu. Titreyen ellerimle mektubu yeniden açtım. “Sevgilim, sana söyleyeceklerimi öğrendiğinde benden nefret edebilirsin. Ama bilmeni istediğim tek şey, seni hayatım boyunca herkesten çok sevdiğimdir.” Bir sonraki satırı okuduğumda kalbim yerinden çıkacak gibi oldu. “Seninle tanışmadan önce Selim’le evlenmiştim.” Gözlerimi kapattım. Bu nasıl mümkün olabilirdi? Selim beni Nermin’le tanıştıran adamdı! Hatta onunla evlenmem için beni cesaretlendirmişti. Mektubu okumaya devam ettim. “Selim’le henüz on sekiz yaşındayken gizlice evlendik. İkimiz de çocuk sayılırdık. Ailelerimizin karşı çıkacağından korktuğumuz için kimseye haber vermedik. Ancak evlendikten birkaç hafta sonra Selim’in gerçek yüzünü gördüm.” Nermin, Selim’in sürekli kumar oynadığını ve borçlandığını anlatıyordu. Bir gün bütün birikimlerini alarak ortadan kaybolmuştu. Aylar sonra geri döndüğünde ise Nermin’den para istemiş, vermeyince onu tehdit etmişti. Nermin boşanmak istemişti ancak Selim sürekli engel çıkarmıştı. Tam o dönemde benimle tanışmıştı. “Sen hayatıma girdiğinde ilk kez kendimi güvende hissettim. Selim’den kurtulmak için dava açmıştım. Boşanmanın kısa sürede sonuçlanacağını düşünüyordum. Ancak işler sandığım gibi gitmedi.” O satırları okurken avukat sessizce önümde oturuyordu. Nermin’in anlattığına göre askere gitmeden önce ona evlenme teklif ettiğimde boşanma işlemleri henüz tamamlanmamıştı. Beni kaybetmekten korktuğu için gerçeği söyleyememişti. Selim ise her şeyi biliyordu. Hatta bizim nikâh törenimizi düzenleyen kişiyle görüşerek inanılmaz bir oyun hazırlamıştı. Gerçek sandığım nikâhımız, resmî kayıtlara hiç geçmemişti. O gün evlilik cüzdanımızı düzenleme bahanesiyle belgeleri alan Selim, bize sahte bir cüzdan vermişti. Bir anda altmış yıl öncesine döndüm. Nikâh günü Selim’in neden sürekli evraklarla ilgilendiğini şimdi anlıyordum. Ancak aklımda tek bir soru vardı. “Nermin neden sonradan gerçeği söylemedi?” Avukat ayağa kalktı. “Çünkü hikâyenin devamı var.” Mektubun sonraki sayfasını çevirdim. “Askerdeyken Selim yeniden karşıma çıktı. Bana boşanma işlemlerini tamamlatacağını ancak bunun karşılığında senden sonsuza kadar ayrılmam gerektiğini söyledi.” Gözlerim doldu. Nermin bu teklifi reddetmişti. Bunun üzerine Selim, boşanma davasını geciktirmeye devam etmişti. Üstelik ben cephedeyken bana gönderdiği mektupları bile ele geçirmeye çalışmıştı. Nermin bütün bunları benden gizlemişti. Ben savaştan döndüğümde ise Selim’in öldüğünü öğrenmiştik. Ama asıl korkunç gerçek bundan sonra ortaya çıkmıştı
- “Selim’in ölümünden sonra boşanma dosyamı yeniden araştırdım. Bana verilen belgelerin bir kısmının sahte olduğunu öğrendim. Artık dul kalmıştım fakat seninle yaptığımız nikâhın da hiçbir geçerliliği yoktu.” Mektubu göğsüme bastırdım. Peki, neden yeniden evlenmemiştik? Nermin bir sonraki satırda bu soruyu da cevaplıyordu. “Sana gerçeği anlatmak için defalarca hazırlandım. Ama her seferinde korktum. Önce askerden yeni dönmüştün. Ardından ilk çocuğumuza hamile kaldım. Sonra ikinci çocuğumuz dünyaya geldi. Yıllar geçtikçe gerçeği söylemek daha da zorlaştı.” Bir insan böyle büyük bir sırrı nasıl taşıyabilirdi? Öfkemin yerini derin bir üzüntü almaya başlamıştı. Ancak mektubun son sayfasında yazanlar beni bir kez daha şaşkına çevirdi. “Beş yıl önce ciddi şekilde hastalandığımda artık gerçeği saklayamayacağıma karar verdim. Bir avukat tuttum. Hem sana hakkını vermek hem de öldüğümde yaşayabileceğin sorunları çözmek istedim.” Avukata baktım. “Demek beş yıldır her şeyi biliyordunuz!” Başını salladı. “Evet. Nermin Hanım, sahip olduğu mal varlığını çocuklarına ve size bırakabilmek için bütün yasal işlemleri hazırlattı. Ancak sizin için başka bir şey daha yaptı.” Çantasından ikinci bir zarf çıkardı. Üzerinde benim adım yazıyordu. Zarfı açtığımda içinden küçük bir anahtar ve bir adres çıktı. Altında yalnızca şu cümle vardı: “Sevgilim, son hediyemi görmek istiyorsan buraya git.” Ertesi sabah büyük oğlum beni arabayla adrese götürdü. Şehrin eski mahallelerinden birindeki küçük bir binanın önünde durduk. Anahtarla kapıyı açtığımızda gördüklerime inanamadım. Burası yıllar önce Nermin’le evlenmek istediğimizde paramız yetmediği için kiralayamadığımız küçük dükkândı. Gençliğimizde hayalimiz burada bir kitapçı açmaktı. İçeri girdiğimde duvarlarda aile fotoğraflarımızın asılı olduğunu gördüm. Raflarda yüzlerce kitap vardı. Masada ise Nermin’in bana bıraktığı son mektup duruyordu. “Sevgilim, hatırlıyor musun? Bir gün yaşlandığımızda bu dükkânda oturup torunlarımıza kitap okuyacağımızı söylemiştin. Hayatımız boyunca pek çok hayalimizi gerçekleştirdik ama bunu hep erteledik.” Gözyaşlarım kâğıdın üzerine dökülüyordu. “Bu dükkânı geçen yıl satın aldım. Senin adına düzenlettim. Artık çocuklarımızın ve torunlarımızın burada birlikte vakit geçirmesini istiyorum.” Oğlum omzuma sarıldı. Ama Nermin’in son cümlesi beni büsbütün yıktı. “Senden tek bir şey istiyorum. Altmış yıl önce yaşadığımız günü bir yalan olarak hatırlama. O gün sana verdiğim sözlerin hepsini tuttum. Belki devletin kayıtlarında eşin değildim ama kalbimde her zaman senin karındım.” Mektubu bitirdiğimde uzun süre konuşamadım. O gün oğlumla eve dönerken yıllardır sakladığımız düğün fotoğrafını düşündüm. Evet, Nermin bana yalan söylemişti. Bunu öğrenmek canımı yakıyordu. Keşke gerçeği daha önce anlatabilseydi. Belki birlikte çözüm bulabilir, korkmadan yaşayabilirdik. Ama geçmişi değiştiremeyeceğimi biliyordum. Bir hafta sonra bütün çocuklarımızı ve torunlarımızı kitapçıya davet ettim. Onlara Nermin’in hikâyesini anlattım. Hiçbir şeyi saklamadım. Ardından yıllardır parmağımda taşıdığım alyansı çıkardım ve dükkânın duvarındaki düğün fotoğrafımızın yanına küçük bir kutunun içinde yerleştirdim. Altına şu cümleyi yazdım: “Bu yüzük, altmış yıl boyunca birbirini sevmekten vazgeçmeyen iki insanın hatırasıdır.” Bugün o küçük kitapçı hâlâ açık. Her cumartesi torunlarıma kitap okuyorum. Kazandığımız parayla maddi durumu yetersiz çocuklara kitap alıyoruz. Nermin’in mezarını ziyaret ettiğimde ona hâlâ kırgın olduğumu söylüyorum. Çünkü sevgi, yapılan hataları hiç yaşanmamış gibi kabul etmek değildir. Ama ardından teşekkür ediyorum. Çünkü bana bıraktığı son hediye, yalnızca bir dükkân değildi. Hayatımın geri kalanını anlamlı kılacak bir amaçtı. Şimdi seksen altı yaşındayım. Resmî kayıtlara göre hiç evlenmemiş olabilirim. Ama altmış yıl boyunca sevdim, sevildim, baba oldum ve bir aile kurdum. Nermin’in bana öğrettiği son şey ise şuydu: Bir insanın bıraktığı en büyük miras, sahip olduğu mal değil, o gittikten sonra bile başkalarının hayatında yaşamaya devam eden iyiliğidir.
Benzer Galeriler
-
fıkraya bayıldım…
-
Tüm Köpekleri Görebiliyormusun Göz Testti
-
Vücudunuzda Yağ Bezesi Var ise
-
GELİNİMİN HER HAFTA EVİME GETİRDİĞİ KİRLİ ÇAMAŞIRLARIN ARASINDA BULDUĞUM ŞEY
-
60 YILLIK EŞİMİ TOPRAĞA VERDİKTEN SONRA AVUKATI KAPIMA GELİP BANA BİR MEKTUP UZATTI VE “SİZ ASLINDA HİÇ EVLENMEMİŞSİNİZ!” DEDİ.
-
KENDİMDEN 40 YAŞ BÜYÜK ADAMLA MİRASI İÇİN EVLENDİM! ANCAK İLK GECE YATAK ODASININ KAPISINI KİLİTLEYİP BANA ÖYLE BİR ŞEY YAPTI Kİ HAYATIMIN EN BÜYÜK ŞOKUNU YAŞADIM


