DOLAR
Alış: 48.54
Satış: 48.73
EURO
Alış: 56.02
Satış: 56.24
GBP
Alış: 65.27
Satış: 65.75
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
16.09.2026
20 YAŞINDA GENÇ KIZ KÖYÜN AĞASIYLA EVLENDİ — İLK GÜNDEN BUNU YAPTILAR…
- Yirmi yaşındaydım. Köyün çıkışındaki taş evimizden gelinlikle çıktığım gün, arkamdan ağlayan annemin sesini hâlâ unutamıyorum. Evlendiğim adamın adı Kadir’di. Otuz beş yaşındaydı. Köyde herkes ona “ağa” diyordu. Tarlaların büyük bölümü ailesinindi. Köyün girişindeki iki katlı taş konak, zeytinlikler, traktörler, çalışanlar… Kadir’in adı geçtiğinde insanların ses tonu bile değişiyordu. Ben ise onu düğünden önce yalnızca üç kez görmüştüm. İlkinde babamın yanında oturmuş, tek kelime etmeden çayını içmişti. İkincisinde göz göze geldiğimizde bakışlarını kaçırmamıştı. Üçüncüsünde ise aileler söz keserken kulağıma eğilip sadece şunu söylemişti: “Benden korkmanı istemiyorum.” O zaman bu cümlenin neden söylendiğini anlamamıştım. Düğün gecesi anladım. Konaktan içeri girdiğim anda, avludaki kalabalığın arasından birkaç kadın koluma girdi. Kadir’in halalarıydı. “Gel bakalım gelin,” dediler. Nereye götürdüklerini sorduğumda cevap vermediler. Beni konağın üst katındaki büyük bir odaya çıkardılar. Yatağın üzerinde kırmızı bir örtü vardı. Sandığın üstüne gecelik bırakılmıştı. Kadınlardan biri kapıyı kapatırken gülümseyip, “Bizim evin bazı gelenekleri vardır,” dedi. İçime bir sıkıntı çöktü. “Nasıl gelenekler?” Kadınlar birbirlerine baktı. Sonra en yaşlıları elindeki kırmızı kuşağı kaldırdı. “Bu gece gelinin odasının önünde beklenir. Sabah da bazı şeylerin usulüne uygun olup olmadığına bakılır.” Ne demek istediğini hemen anlamıştım. Yüzüm ateş gibi yandı. “Ben böyle bir şeyi kabul etmiyorum.” Kadınların gülümsemesi kayboldu. “Burası ağa evidir kızım.” Tam cevap verecekken kapı açıldı. Kadir içeri girdi. Üzerinde düğünde giydiği siyah takım elbise vardı. Kravatını çıkarmış, gömleğinin ilk düğmesini açmıştı. Bakışları önce bana, sonra kadınlara kaydı. “Neden hâlâ buradasınız?” Halası hemen atıldı. “Geleneği anlatıyorduk.” Kadir’in yüzü sertleşti. “Ben size bunu yapmayacağımızı söylemedim mi?” Odadaki hava bir anda değişti. Kadınlardan biri itiraz etti. “Ama baban zamanında—” “Ben babam değilim.” Kadir’in sesi yüksek değildi. Ama o kadar kesindi ki kimse ikinci kez konuşamadı. Kapıyı gösterdi. “Çıkın.” Kadınlar homurdanarak odadan ayrıldı. Kapı kapanınca Kadir birkaç saniye sessiz kaldı. Ben yatağın yanında durmuş, ellerimi birbirine kenetlemiştim. Sonra bana doğru bir adım attı. İstemeden geriye çekildim. Bunu fark edince durdu. “Benden gerçekten korkuyor musun?” Başımı kaldırdım. “Bilmiyorum.” “Dürüst cevap.” “Evet.” Yüzünde garip bir ifade belirdi. Kızgınlık değil, kırgınlık gibiydi. Ceketini çıkarıp sandalyeye bıraktı. “Bu evde istemediğin hiçbir şeyi yapmak zorunda değilsin.” Şaşırdım. “Köyde herkes başka türlü konuşuyor.” “Köy çok konuşur.” Bir süre sessizlik oldu. Sonra Kadir pencerenin önüne geçti
- “Bu evlilik konusunda da seni zorladıklarını biliyorum.” Kalbim hızlandı. Bunu nereden biliyordu? Babam aylarca borç içinde kıvranmıştı. Kadir’in ailesinden gelen evlilik teklifi, ailem için adeta kurtuluş olmuştu. Ben karşı çıkmıştım. Ama sonunda annemin gözyaşlarına dayanamayarak kabul etmiştim. “Biliyordun yani?” “Evet.” “Yine de evlendin benimle.” Kadir döndü. “Çünkü seni ilk gördüğümden beri aklımdan çıkaramadım.” Bu cevap beni hazırlıksız yakaladı. Gözlerimi kaçırdım. O ise yaklaşmadı. “Bunun kulağa hoş gelmesini beklemiyorum. Ama gerçek bu.” O gece aynı odada kaldık. Fakat Kadir bana dokunmadı. Yatağın bir kenarında ben yattım, diğer tarafında o. Aramızda neredeyse bir insanın sığacağı kadar mesafe vardı. Ama sabaha karşı uyandığımda Kadir’in uyumadığını fark ettim. Tavana bakıyordu. “Neden uyumuyorsun?” diye sordum. Başını bana çevirdi. “Sen rahat değilsen ben de değilim.” O an içimde ona karşı ilk kez korkudan farklı bir şey hissettim. Merak. Ertesi sabah asıl kavga başladı. Kadir’in annesi kahvaltı sofrasında bana sert sert baktı. Sonra oğluna döndü. “Bu evin geleneğini daha ilk günden çiğnediniz.” Kadir çayından bir yudum aldı. “Evet.” “Bütün köy konuşacak.” “Konuşsun.” “Sen ağasın!” Kadir bardağını masaya bıraktı. “Tam da bu yüzden bazı saçmalıkları bitirecek gücüm var.” Sofradaki herkes sustu. Ben ise ona bakıyordum. İlk kez o gün, güçlü bir adam olmanın yalnızca insanların senden korkması anlamına gelmediğini düşündüm. Kadir, herkesin karşısında bana dönerek, “Bugün kasabaya gideceğiz,” dedi. “Neden?” “Okula.” Kaşlarımı çattım. “Ne okulu?” “Üniversite kaydın için.” Elimdeki çatal tabağa düştü. Ben üniversiteyi kazanmıştım. Ama babam, “Artık evleniyorsun, okumaya ne gerek var?” diyerek kayıt yaptırmamı istememişti. Kadir bunu da biliyordu. “Sen ciddi misin?” “Son derece.” Annesi ayağa kalktı. “Biz eve gelin aldık, öğrenci değil!” Kadir başını bile çevirmedi. “Ben de kendime hizmetçi almadım.” Bu cümle bütün sofrayı susturdu. O gün kasabaya birlikte gittik. Arabada yan yana otururken onu gizlice izliyordum. Direksiyonu tek eliyle tutuyor, diğer elini vitesin yanında bırakıyordu. İri yapılıydı. Sert yüz hatları vardı. Köyde neden insanların onun yanında daha dikkatli konuştuğunu anlamak zor değildi. Fakat yanında oturdukça başka bir tarafını görüyordum. Kasabaya vardığımızda belgelerimi tamamlamama yardım etti. Dönüş yolunda yol kenarındaki küçük bir lokantada durduk. İlk kez baş başa yemek yedik. O sırada bana, “Bana neden hiç soru sormuyorsun?” dedi. “Ne sorayım?” “Mesela neden hâlâ bekâr olduğumu.” Gülümsedim. “Otuz beş çok yaşlı sayılmaz.” “Beni teselli ettiğin için sağ ol.” İlk kez güldüğünü gördüm. Ve istemeden ben de güldüm. O an aramızdaki duvarın bir taşı yerinden oynamıştı. Günler geçtikçe Kadir’le birbirimizi tanımaya başladık. Geceleri avluda çay içiyorduk. Bazen bana çocukluğunu anlatıyordu. Bazen ben ona şehirde okuyup öğretmen olma hayalimi anlatıyordum. Aramızdaki yakınlık yavaş ilerliyordu. Bir gece elektrikler kesildi. Konağın odaları karanlığa gömüldü. Ben merdivenlerden inerken ayağım kaydı. Düşmek üzereyken Kadir beni belimden tuttu. Bir anda göğsüne yaslanmıştım. Nefesi yüzüme değiyordu. İkimiz de konuşmadık. Eli hâlâ belimdeydi. Kalbim öylesine hızlı atıyordu ki onun duyduğuna emindim. Bakışları dudaklarıma indi. Sonra yeniden gözlerime çıktı. “İstersen bırakırım,” dedi. İlk gece söylediği sözleri hatırladım. İstemediğim hiçbir şeyi yapmak zorunda değildim. Ama o gece ilk kez geri çekilmek istemedim. Elimi gömleğinin yakasına koydum. “Bırakma.” Kadir’in bakışları değişti. Yüzüme yavaşça yaklaştı. Dudakları dudaklarıma dokunduğunda içimde aylardır biriken bütün korkunun yerini başka bir sıcaklık aldı. Acele etmedi. Beni zorlamadı. Sadece öptü. Ben de ona karşılık verdim. Sonra alnını alnıma dayayıp fısıldadı: “İlk defa beni kendin seçtin.” O cümle beni öpücüğünden daha fazla etkiledi. Çünkü haklıydı. Evliliği aileler seçmişti. Konağı kader seçmişti. Ama o gece Kadir’e yaklaşmayı ben seçmiştim. Aylar sonra üniversiteye başladım. Köyde hakkımda çok konuştular. “Ağanın karısı her gün şehre gidiyor.” “Ağa karısını fazla özgür bırakıyor.” “Bu evlilik böyle yürümez.” Ama yürüdü. Hem de onların düşündüğünden çok daha sağlam yürüdü. Yıllar sonra öğretmen olduğum gün diplomamı ilk Kadir’in eline verdim. Uzun uzun baktı. Sonra bana sarıldı. “İşte şimdi borcumu ödedim,” dedi. “Ne borcu?” “Senin hayatından alınan yılların borcunu.” Başımı kaldırıp ona baktım. “Hayır.” “Neden?” “Çünkü hayatımı bana sen vermedin.” Şaşırdı. Gülümsedim. “Sadece onu kendim seçebileceğimi hatırlattın.” O gece konağın balkonunda yan yana oturduk. Bir zamanlar beni korkutan adamın omzuna başımı koydum. Köyün ışıkları uzakta parlıyordu. İnsanlar hâlâ ona “ağa” diyordu. Ben ise artık başka bir şey biliyordum. Bir insanı güçlü yapan şey, karşısındakini kendine boyun eğdirmek değildi. Sevdiği insanın kendi ayakları üzerinde durmasına izin verebilmekti. Ben o konağa yirmi yaşında, kaderinin başkaları tarafından yazıldığını düşünen korkmuş bir gelin olarak girmiştim. Ama yıllar sonra o kapıdan çıktığımda, yanımda kocam vardı ve elimde kendi hayatım. Çünkü ilk günden yaptığımız en büyük şey bir geleneği bozmak değil, evliliğimizi korkuyla değil, seçimle başlatmak olmuştu.
Benzer Galeriler
-
71 YAŞIMDA, ANNESİZ BABASIZ KALAN DÖRT TORUNUMUN VASİLİĞİNİ ALDIM
-
43 yaşında duldum köyün ağasıyla evlendim ilk geceden..
-
KIZIM EVE SİMSİYAH GİYİNMİŞ, DÖVMELİ VE GÖZLERİNE SİYAH KALEM ÇEKMİŞ SOLGUN BİR GENÇ GETİRDİ
-
55 yaşında kocamdan ayrıldım genç bir adam bana bunu teklif etti
-
KOCAM GENÇ METRESİ YÜZÜNDEN BENİ TERK ETTİ
-
20 YAŞINDA GENÇ KIZ KÖYÜN AĞASIYLA EVLENDİ — İLK GÜNDEN BUNU YAPTILAR…


