DOLAR
Alış: 47.79
Satış: 47.98
EURO
Alış: 55.32
Satış: 55.54
GBP
Alış: 64.55
Satış: 65.03
18 yaşındaki kızım deniz tatilinde kayboldu
- 18 Yaşındaki Kızım Deniz Tatilinde Kayboldu, Yıllar Sonra O Ümitlendirici Mesajı Aldım Kızım Derya’yı en son on sekiz yaşındayken görmüştüm. O yaz, üniversiteye başlamadan önce arkadaşlarıyla birlikte birkaç günlüğüne deniz tatiline gitmek istemişti. İlk başta içimde garip bir huzursuzluk vardı. Ama Derya, çocukluğundan beri özgürlüğüne düşkün bir kızdı. Ona güvenmem gerektiğini biliyordum. “Merak etme anne,” demişti giderken. “Birkaç gün sonra döneceğim. Sana bol bol fotoğraf göndereceğim.” O gün kapıdan çıkarken arkasından uzun uzun bakmıştım. Birkaç gün sonra ise hayatım iki kelimeyle değişti: “Derya kayıp.” Telefon geldiğinde dizlerimin bağı çözülmüştü. Kaldıkları pansiyondan sabah erkenden çıktığını, sahile gideceğini söylediğini öğrenmiştik. Ancak akşam olduğunda geri dönmemişti. Telefonu kapalıydı. Arkadaşları onun başka bir yere gittiğini sanmış, fakat saatler ilerledikçe endişelenmeye başlamışlardı. Hemen o şehre gittim. Polis, sahil boyunca arama yaptı. Hastaneler kontrol edildi. Otogarlar ve çevredeki yollar araştırıldı. Derya’nın fotoğrafı her yere dağıtıldı. Günler haftalara, haftalar aylara dönüştü. İlk zamanlar her telefon sesinde kalbim yerinden çıkacak gibi oluyordu. “Belki bulundu.” “Belki birisi gördü.” “Belki şimdi arayacak.” Ama hiçbir haber gelmedi. Aylar sonra insanlar bana teselli vermeye başladı. “Belki artık gerçeği kabullenmenin zamanı gelmiştir.” Ben ise bunu hiçbir zaman kabul etmedim. Çünkü bir anneye, çocuğunun öldüğünü söylemek kolaydı belki ama benim içimde Derya’nın hâlâ bir yerlerde yaşadığına dair açıklayamadığım bir his vardı. Yıllar geçti. Derya’nın odasına dokunmadım. Masasının üzerinde üniversite için aldığı defterler duruyordu. Dolabında en sevdiği mavi elbisesi asılıydı. Telefonundan bana gönderdiği son fotoğrafı ise yıllarca çerçevede sakladım. Bazen gece yarısı odasına girip yatağının kenarına oturuyordum. “Beni duyuyorsan geri dön,” diyordum. Sonra sessizce ağlıyordum. Derya kaybolduğunda on sekiz yaşındaydı. Yirmi yaşına girdi. Yirmi iki. Yirmi beş. Ve sonunda otuz yaşına geldiğini bile onsuz öğrendim. O gün doğum günüydü. Mutfakta tek başıma otururken telefonum çaldı. Ekranda tanımadığım bir numara vardı. Normalde açmazdım. Ama o gün nedense açtım. Karşıdaki kişi birkaç saniye sessiz kaldı. Sonra genç bir kadın sesi duyuldu. “Merhaba… Siz Derya’nın annesi misiniz?” Elim titremeye başladı. “Evet.” “Ben sizi yıllardır bulmaya çalışıyordum.” Kalbim hızla çarpmaya başladı. “Derya’yı tanıyor musunuz?” Kadın derin bir nefes aldı. “Tanıyorum. Hatta… onu çok iyi tanıyorum.” Ne söyleyeceğimi bilemedim. Sonra kadın bana bir mesaj göndereceğini söyledi. Telefonuma birkaç saniye sonra bir fotoğraf geldi. Fotoğraftaki kadın yıllar önceki Derya değildi. Ama gözleri… O gözleri dünyanın neresinde görsem tanırdım. Fotoğrafın altında tek bir cümle vardı: “Anne, eğer bu mesaj sana ulaştıysa hâlâ beni beklediğini biliyorum. Lütfen vazgeçme.” Telefon elimden düşecekti. Yıllardır içimde söndürmediğim o küçücük umut bir anda alevlenmişti….
- Kadın bana Derya’nın yıllar önce ciddi bir korku nedeniyle ortadan kaybolduğunu anlattı. O gece sahilde tanımadığı insanlarla karşılaşmış, ardından yaşadığı bazı olaylar nedeniyle ailesine ulaşmaktan korkmuştu. Sonraki yıllarda başka bir şehirde, farklı bir hayat kurmuştu. En korkunç tarafı ise şuydu: Derya defalarca beni aramayı düşünmüş ama her seferinde geçmişin yeniden karşısına çıkacağından korkmuştu. “Peki şimdi nerede?” diye sordum. Kadın cevap vermeden önce uzun süre sustu. “Bunu size kendisinin söylemesini istiyor.” Ertesi gün bana bir adres gönderildi. Saatler süren yolculuktan sonra küçük bir sahil kasabasına vardım. Gönderilen adrese doğru yürürken dizlerim titriyordu. Kapının önünde durdum. Elimi zile götürdüm ama basamadım. Ya kapıyı başka biri açarsa? Ya yıllardır beklediğim şey gerçek değilse? Tam geri dönmek üzereyken kapı açıldı. Karşımda otuz yaşlarında bir kadın duruyordu. Bana baktı. Gözleri doldu. Ben hiçbir şey söyleyemedim. O ise yalnızca: “Anne…” dedi. O tek kelimeyle yıllardır içimde taşıdığım bütün acı çözüldü. Ona sarıldım. Ne hesap sordum ne de nedenlerini öğrenmeye çalıştım. Sadece sarıldım. İkimiz de uzun süre ağladık. Bir süre sonra Derya kulağıma fısıldadı: “Beni affeder misin?” Yüzünü ellerimin arasına aldım. “Ben seni kaybettiğim gün affetmem gereken hiçbir şey olmadığını öğrendim,” dedim. “Sen hayattaysan, benim için gerisi önemli değil.” O gün denizin kenarında saatlerce konuştuk. Derya bana geçen yılları anlattı. Ben de onsuz geçen geceleri… Ama geçmişi değiştiremezdik. Yalnızca bundan sonrasını değiştirebilirdik. Derya birkaç ay sonra yeniden benimle yaşamaya başladı. İlk zamanlar ikimiz de birbirimize alışmakta zorlandık. Aradan geçen yıllar bizi değiştirmişti. Ama pazar sabahları birlikte kahvaltı etmeye başladık. Eski fotoğraflara baktık. Çocukluğundaki hikâyeleri yeniden anlattım. Bir gün Derya bana gülerek: “Anne, benim için hâlâ on sekiz yaşındaki kızınmışım gibi davranıyorsun,” dedi. Ben de gülümsedim. “Çünkü seni en son on sekiz yaşında gördüm.” Sonra başını omzuma yasladı. “Artık buradayım.” O cümle benim için yıllardır beklediğim cevaptı. Derya’nın kaybolduğu gün hayatım durmuştu. Ama onu yeniden bulduğum gün anladım ki bazı yaralar tamamen kapanmaz. Sadece insan, o yarayla yaşamayı öğrenir. Ben yıllarca kızımın bir gün geri döneceğine inanmıştım. Ve sonunda şunu öğrendim: Umut, her zaman beklediğimiz kişinin aynı şekilde geri dönmesi değildir. Bazen umut, yıllar sonra kapının çalması ve sevdiğiniz insanın size yeniden “Anne” diyebilmesidir. O günden sonra Derya’nın odasını değiştirdim. Ama yatağının üzerine yıllar önce aldığı mavi elbiseyi koydum. Çünkü artık o oda geçmişi bekleyen bir oda değildi. Kızımın yeniden başladığı hayatın ilk odasıydı.
Benzer Galeriler
-
Doğumdan 10 Dakika Sonra Gelen Şok Mesaj ve Yıllar Sonra Gelen İntikam: “Sen Bizim Ailemizi Nasıl Terk Edersin?”
-
Babamın Kalın Paltosunun Altındaki Korkunç Sır: “Sakın Bunu Ağabeyine Söyleme!”
-
Otobüsteki 8 Yaşındaki Kızımın Fısıltısı Hayatımızı Kurtardı: “Anne Lütfen İnmeyelim, Evdeki Adamdan Çok Korkuyorum!”
-
Otobüsteki Yabancının Verdiği Gri Mendil ve Miras Tuzağı: “Sakın Hiçbir Şeyi İmzalama!”
-
Babam 5 Yaşındaki Torununun Önünde Kocamı ‘Fakir’ Diye Aşağıladı: Yılbaşı Masasındaki O 5 Kelime Her Şeyi Değiştirdi!
-
Yedi Aylık Hamileyken Beni Metresi İçin Terk Etti: Üç Hafta Sonra Piyango İkramiyesini Kazandığımda Telefonumda Beliren İsim Her Şeyi Değiştirdi!


