DOLAR
Alış: 47.79
Satış: 47.98
EURO
Alış: 55.32
Satış: 55.54
GBP
Alış: 64.55
Satış: 65.03
16 Yaşındaki Kızım Okuldan Hep Geç Saatte Eve Dönüyordu, Benden Bunun Sebebini Gizliyordu — Nedenini Öğrendiğimde Dehşete Kapıldım
- Kızım Duru on altı yaşındaydı. Sessiz, başarılı ve sorumluluk sahibi bir çocuktu. Eve geldiğinde odasına kapanır, derslerini yapar, sonra benimle mutfakta çay içerdi. Onunla aramızdaki bağın çok güçlü olduğunu düşünürdüm. Ta ki eve geç gelmeye başlayana kadar. İlk başta haftada bir oluyordu. “Okulda etüt var anne,” diyordu. Sonra bu etütler neredeyse her gün uzamaya başladı. Akşam saat yedi, sekiz, bazen dokuz olmadan eve gelmiyordu. Bir akşam saat dokuzu geçerken kapı açıldı. Duru içeri girdiğinde yüzü bembeyazdı. “Geç kaldın,” dedim. “Evet… biraz.” “Biraz mı? Saat dokuzu geçti.” Ayakkabılarını çıkarırken gözlerime bakmadı. “Okulda işim vardı.” İçime bir şüphe düştü. “Ne işi?” “Anne, lütfen. Çok yoruldum.” O gece odasına gittiğinde telefonunu masanın üzerine bırakmıştı. Ekran bir anlığına yandı. “Bugün gelmeyecek misin? Seni bekliyoruz.” Mesajın kimden geldiğini göremedim. Duru telefonu hemen alıp cebine koydu. “Kim bu?” “Kimse.” “Duru, bana yalan söyleme.” Bir an yüzü değişti. “Ben sana yalan söylemiyorum!” Sonra odasına girip kapıyı kapattı. O gece uyuyamadım. Ertesi gün okuluna gittim. Rehber öğretmeniyle görüştüm. Duru’nun derslerinde herhangi bir düşüş olmadığını, fakat son haftalarda teneffüslerde sık sık okuldan ayrıldığını söyledi. “Okuldan mı çıkıyor?” diye sordum. “Bazen izin alıyor. Bir aile meselesi olduğunu söylemişti.” Aile meselesi… Benim haberim olmayan ne olabilirdi? Aynı akşam Duru yine geç geldi. Bu kez sessizce ağlıyordu. Kolundan tuttum. “Bana ne olduğunu anlat.” “Bir şey yok.” “Bir anneye bundan daha kötü ne söylenebilir biliyor musun? ‘Bir şey yok’ demen.” Başını öne eğdi. Sonra birden, “Beni takip etme,” dedi. Donup kaldım. “Ne?” “Lütfen anne. Peşimden gelme.” Ertesi gün onun giydiği montun cebinde küçük bir kâğıt buldum. Üzerinde sadece bir adres ve saat vardı. Saat 18.30. Dayanamadım. Kızımı takip ettim. Duru okuldan çıktıktan sonra otobüse bindi. Yaklaşık yirmi dakika sonra şehrin eski mahallelerinden birinde indi. Dar bir sokağa girdi. Ben uzaktan onu izliyordum. Önünde eski, üç katlı bir bina vardı. Kapıyı açıp içeri girdi. Ben birkaç dakika bekledikten sonra kapıya yaklaştım…
- Tam zile basacakken içeriden bir çocuk ağlaması duydum. Sonra Duru’nun sesi geldi: “Merak etme, annem burada.” Kanım dondu. Kapı aralandı. Karşımda yaklaşık yedi yaşlarında, saçları dağınık küçük bir kız çocuğu duruyordu. Beni görünce korktu. Duru hemen önümde durdu. “Anne…” “Bu çocuk kim?” Duru ağlamaya başladı. “Lütfen kızma.” “Bana hemen gerçeği söyle!” O sırada arkamızdan yaşlı bir kadın çıktı. “Artık saklayamayız,” dedi. Duru başını eğdi. Sonunda öğrendiğim gerçek, beni dehşete düşürdü. O küçük kız, Duru’nun öz kardeşiydi. Ama benim çocuğum değildi. Kadın, yıllar önce eşimle birlikte yaşanan bir hikâyeyi anlattı. Eşim, ben onunla evlenmeden önce kısa süreli bir ilişki yaşamış ve bu ilişkiden bir kız çocuğu olmuştu. Çocuğun annesi ağır hastalandıktan sonra küçük kız devlet korumasına verilmek üzereydi. Duru bunu tesadüfen öğrenmişti. Babası ise gerçeğin ortaya çıkmasından korktuğu için her şeyi saklamıştı. Duru, birkaç ay önce gerçeği öğrenmiş ve küçük kızın başka bir aileye verilmek üzere olduğunu duyunca onu yalnız bırakmamıştı. Her gün okul çıkışı yanına gidiyor, ders çalıştırıyor, yemek götürüyor ve onu korumaya çalışıyordu. “Bana neden söylemedin?” diye sordum. Duru gözyaşlarını sildi. “Çünkü babam, öğrenirsen beni oraya bir daha göndermeyeceğini söyledi. Ama ben onu bırakamazdım anne.” Küçük kızın yüzüne baktım. O an bütün öfkem kayboldu. Çünkü karşımda annesinin babasının günahlarının hiçbirinden haberi olmayan küçücük bir çocuk vardı. Duru’ya sarıldım. “Bir daha hiçbir şeyi tek başına taşımayacaksın.” Ertesi gün eşimle yüzleştim. Yıllarca sakladığı gerçek bir evliliğin temelini sarsmıştı. Ama beni en çok yaralayan şey çocuğunun varlığını gizlemesi değildi. Kendi kızımızın on altı yaşında, yetişkinlerin hatalarının yükünü tek başına taşımaya çalışmasıydı. Yasal süreç başlatıldı. Küçük kız güvenli bir bakım altına alındı ve bir süre sonra aile yanında kalabilmesi için gereken işlemler tamamlandı. Duru ise her hafta onu ziyaret etti. Aylar sonra evimizin kapısı çaldı. Duru koşarak kapıyı açtı. Küçük kız elinde yaptığı resimle karşımızda duruyordu. Resimde üç kişi vardı. Duru, küçük kız ve ben. Resmin üstünde çocukça harflerle şunlar yazıyordu: “Beni bırakmayan ailem.” Resme bakarken gözlerim doldu. O gün Duru’ya şunu söyledim: “İnsan bazen doğduğu aileyi seçemez. Ama kimin yanında duracağını, kime el uzatacağını seçebilir.” Duru gülümsedi. Ben de hayatım boyunca unutamayacağım bir şeyi öğrendim: Bir çocuğun geç saatlerde eve dönmesi her zaman asi olduğu anlamına gelmez. Bazen çocuklar, büyüklerin yıllar önce yaptığı hataların bedelini sessizce ödemeye çalışır. Ve bazen bir annenin görevi gerçeği bulmaktan çok daha büyüktür. Çocuğunun taşıdığı yükü fark edip, onu o yükün altından çekip çıkarmaktır.
Benzer Galeriler
-
Doğumdan 10 Dakika Sonra Gelen Şok Mesaj ve Yıllar Sonra Gelen İntikam: “Sen Bizim Ailemizi Nasıl Terk Edersin?”
-
Babamın Kalın Paltosunun Altındaki Korkunç Sır: “Sakın Bunu Ağabeyine Söyleme!”
-
Otobüsteki 8 Yaşındaki Kızımın Fısıltısı Hayatımızı Kurtardı: “Anne Lütfen İnmeyelim, Evdeki Adamdan Çok Korkuyorum!”
-
Otobüsteki Yabancının Verdiği Gri Mendil ve Miras Tuzağı: “Sakın Hiçbir Şeyi İmzalama!”
-
Babam 5 Yaşındaki Torununun Önünde Kocamı ‘Fakir’ Diye Aşağıladı: Yılbaşı Masasındaki O 5 Kelime Her Şeyi Değiştirdi!
-
Yedi Aylık Hamileyken Beni Metresi İçin Terk Etti: Üç Hafta Sonra Piyango İkramiyesini Kazandığımda Telefonumda Beliren İsim Her Şeyi Değiştirdi!


