Ana Sayfa 11.09.2026

10 YAŞINDAKİ KIZIM, BİRİKTİRDİĞİ HARÇLIKLARLA OKULDAKİ YAŞLI HİZMETLİYE YENİ BİR GÖZLÜK ALDI — ERTESİ GÜN OKUL MÜDÜRÜ BENİ ARAYIP, “HANIMEFENDİ, BİR POLİS MEMURU KIZINIZI ARIYOR,” DEDİ.

1 / 2

“Gördüğüm anda neredeyse zemine bayılacaktım.”

Polis memurunun zarfın içinden çıkardığı şey eski, kenarları yıpranmış bir çocuk fotoğrafıydı.

Fotoğrafta yaklaşık sekiz yaşlarında bir erkek çocuğu vardı. Üzerinde lacivert bir okul önlüğü, boynunda beyaz bir yaka bulunuyordu. Çocuğun gözleri doğrudan kameraya bakıyordu.

Ama beni asıl sarsan fotoğrafın arkasında yazan isimdi.

“Umut Karaca — 1998.”

Elimi ağzıma götürdüm.

“Bu… Bu kim?”

Safiye Teyze ağlamaktan konuşamıyordu. Ellerini birbirine kenetlemişti. Polis memuru sandalyeyi biraz daha yaklaştırdı.

“Bu çocuk, Safiye Hanım’ın oğluydu.”

Odaya ağır bir sessizlik çöktü.

Beril ne olduğunu anlamaya çalışıyor, bir bana bir Safiye Teyze’ye bakıyordu.

Polis devam etti.

“Umut, yirmi sekiz yıl önce kaybolmuş. O zaman dokuz yaşındaymış.”

İçimde kötü bir his yükseldi.

“Peki bunun kızımla ne ilgisi var?”

Polis memuru bu kez masaya küçük, metal bir kutu koydu.

“Her şey kızınızın aldığı gözlük yüzünden başladı.”

Safiye Teyze başını kaldırdı.

“Beril bana gözlüğü verdiğinde eve gidip eski gözlüğümü çıkardım,” dedi titreyen sesiyle. “Yeni gözlüğün kutusuna koymak istedim. Yıllardır sakladığım eski kutuyu açınca alt kısmındaki kumaş yerinden çıktı.”

Bir an sustu.

“Altında bunu buldum.”

Metal kutunun içinde küçük bir anahtar vardı.

Yanında da sararmış bir kâğıt parçası.

Polis kâğıdı bana uzattı.

Üzerinde çocuk el yazısıyla şu yazıyordu:

“Anne, eğer bunu bulursan istasyonun dolaplarına bak. 34 numara.”

Tüylerim diken diken oldu.

“Bunu kim yazmış?”

Safiye Teyze gözlerini kapadı.

“Umut’un

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

1 / 2
Tema Tasarım |