DOLAR
Alış: 46.89
Satış: 47.08
EURO
Alış: 53.44
Satış: 53.65
GBP
Alış: 62.59
Satış: 63.05
Hamile bir kadın
- Genç yaşta hamile ve yalnız kalmıştı bayan. Karnında büyüyen bebeğin sevincini, kocasının yokluğu gölge gibi örtüyordu üstüne. Daha dün gibi aklındaydı; eş güdümlü kurdukları hayaller, sıcacık gülüşleri… Şimdi ise geriye yalnızca mezar taşına ykatiyennan bir gövde, gözü ihtiyar bir bayan kalmıştı. Serin bir sonbahar sabahında mezarlığa geldi. Yapraklar altın ve kehribar renkleriyle toprağı kaplamış, rüzgâr mezarlığın sessizliğine içli bir şarkı katmıştı. Kadın, taşın üstüne titreyen ellerini koyduğunda yüreğinin sızısı daha da arttı. İçinden bir ses, “Yalnız değilsin” dese de gözlerinden süzülen yaşlar bu teselliyi inkâr ediyordu. Tam o sırada göz ucuna yaprakların arasında kalmış eski bir cüzdan ilişti. Önce irkildi, sonra yavaşça eğilip aldı eline. Yılların yıprattığı derisi, çatlamış kenarlarıyla sanki çok şey görmüş gibiydi. Kadın derin bir soluk aldı. Mezarlık sessizdi, rüzgâr dışında hiçbir ses yoktu. Cüzdanı açmaya cesaret eder iken kalbi süratle çarpıyordu. Ve açtığında… Gördüğü şey karşısında gözlerine inanamadı…
- Kadının elleri titriyordu. Cüzdanın içinden çıkan şey öyle sıradan bir para, kimlik ya da kart değildi. Önce sararmış bir fotoğraf gördü. Fotoğrafta kocası vardı, yanındaysa kendisi… Ama hatırlamadığı bir anıydı bu. Fotoğrafın arka kısmına ufak, titrek bir yazıyla şu not düşülmüştü: “Bu günü hiç unutma. Belki ben olamam ama bu gülüş hep seninle yaşayacak.” Kadının kalbi sıkıştı. Gözyaşları yanaklarından süzülürken fotoğrafı dudaklarına bastı. O an, kocasının gülüşü mezarın soğuk taşının üstünden yükselip kalbine dokunmuş gibiydi. Ama asıl şaşkınlık, fotoğrafın altına sıkıştırılmış ufak bir kâğıtta gizliydi. Yavaşça açtı. Kâğıt, kocasının el yazısıyla yazılmış bir mektuptu. Kadın satırları titreyerek okumaya başladı: “Sevdiğim… Eğer bir gün bu satırları bulursan, bil ki ben seni ve evladımızı hiçbir vakit yalnız bırakmadım. Ölüm bile ayıramaz bizi. Sen kuvvetli olacaksın, zira karnında taşıdığın yaşam bizim yarım kalan hikâyemizi tamamlayacak. Ve bil ki, mezar taşımın altına gömülmeyen tek şey sana olan sevgimdir… ” Kadın hıçkırıklarla ağladı. Dizlerinin bağı çözüldü, toprağın üstüne çöktü. Kalbinde bir yandan tarifsiz bir acı, bir yandan da garip bir huzur vardı. Çünkü bundan sonra biliyordu: Kocası ölmeden önce, onu ve doğmamış çocuğunu düşünmüş, onlara bırakacak bir iz hazırlamıştı. Tam cüzdanı kapatacakken ufak bir zarf fark etti. Zarfın üstünde şu cümle yazıyordu: “Oğlumuz ya da kızımız büyüdüğünde ona ver…” Kadın zarfı açmadı. Ellerinin arasına aldı, karnına bastırdı. İçinde gizli olan sözleri bilmeden bile hissetti; babasının sevgisi, bebeğin kalbine oldukça işlenmişti. Mezarlığın üstünden geride bıraktığımız rüzgâr aniden hafifledi. Gökyüzünden süzülen tek bir yaprak, mezarın taşına kondu. Kadın derin bir soluk aldı, gözyaşlarını silerek karnındaki bebeğe fısıldadı: “Baban hep yanlarımızda olacak…” O anda içindeki bebek kımıldadı, sanki duyduğunu belli edercesine. Kadın, ilk kez kocasının yokluğuna karşın yalnız olmadığını hissetti. Yalnızlığına sinen acı, kocasının kelimeleriyle biraz olsun dağılmıştı. Cüzdanı kalbine bastırarak ayağa kalktı. Rüzgâr, saçlarını savururken o bundan sonra biliyordu: Her sonbahar yaprak dökecek, her kış soğuk geçecek ama kocasının sevgisi katiyen solmayacaktı.
Benzer Galeriler
-
Oğlum Noel yemeğinde yirmi iki kişinin önünde yüzüme bağırarak, “Kirayı öde ya da defol git!” dedi, gelinim ise alaycı bir şekilde, “Bakalım nasıl hayatta kalacaksın!” diye karşılık verdi.
-
Kızımı haber vermeden ziyaret ettim ve şok oldum! Kayınvalidesi ve kocası oturmuş yemek yerken, kızım soğuktan titreyerek bulaşık yıkıyordu.
-
Kocam beni, perişan halde ve neredeyse bilincim yerinde değilken, yoğun bakıma aldı. Yardım için ailemi aradığımda, soğuk bir şekilde, “Evlenmeyi sen seçtin. Şimdi bu senin sorunun,” dediler. Gözyaşlarımı yuttum ve fısıldadım, “Pekala.” Hastane yatağımdan, yeni evleri için kefil olmaktan vazgeçtim. İpotekleri çöktü ve 55.000 dolarlık depozitolarını kaybettiler—ama bu, silmeyi planladığım ilk imzaydı sadece.
-
Ablam 120 düğün davetlisinin önünde gülerek bana “Sadece bir hemşire” dedi; ama damadın babası bana bakmayı bırakmadı ve sonunda baş masadan kalktığında, kimse ne söyleyeceğini anlamadan önce tüm salon sessizliğe büründü.
-
Oğlum için oyuncaklarla dolu bir bavulla geri döndüm, ama onu dört ayak üzerinde emeklerken buldum, kayınvalidem ise metresinin bebeğini tutuyordu ve “İşte bizim gururumuz ve neşemiz bu” dedi. Kocam başını öne eğdi. Gülümsedim, su istedim… ve kimsenin beklemediği avukatı aradım.
-
Kızımın cenazesinden iki saat sonra telefonum çaldı. Doktoru fısıldayarak, “Hemen ofisime gelin. Size bir şey göstermem gerekiyor ve kimseye, özellikle de damadınıza söylemeyin,” dedi. Vardığımda kapıyı kilitledi ve kızımın yardım için yalvarırken kocasının onu tehdit ettiği bir kaydı oynattı. Ağlamadım. Dosyayı kopyaladım, bir kişiyi aradım ve gülümsedim. Gün doğana kadar damadım, onu gömmenin neden en büyük hatası olduğunu öğrenecekti.


