DOLAR
Alış: 46.87
Satış: 47.06
EURO
Alış: 53.56
Satış: 53.77
GBP
Alış: 62.67
Satış: 63.13
Zina
- Nikah toplum hayatı suretiyle bir nimet olarak kabul edilir. Peki, Gayr-ı meşru birleşmeler olarak da kabul edilen zinayı yapanlarda hangi hastalıklar oluşur? Belki hiç önemsemediğiniz ama hayatta mutlaka bunun bir karşılığı olacağını asla unutmayın. Peki nelerdir bunlar!.… Detaylar haberin devamındadır..
- Maddi hastalık ve manevi hastalık vardır. Zına edenelrdein vücıudunda çeşitli sıkıntılar yaşanır. Görülen hastalıklar o kişide ilgi çekici bir şekilde kendini gösterir. 1. Fhuş ve zina yuvalar yerlebir eder Nikâh toplum hayatı suretiyle bir nimettir. Gayr-ı meşru birleşmeler aile kurumunu ortadan kaldırır. Aynı vakitda zina, kurulmuş olan ailenin dağılmasına ve perişan olmasına sebep olur. Geride faydasız pişmanlıklara gömülen, aldatmanın ya da aldatılmanın verdiği acıyla hayat devam ettiren erkekler ve kadınlar, birbirinden kopmuş anne ve babanın ilgi ve şefkatinden yoksun büyüyen evlatlar kalır. 2. Dimağları tahrip eder Zinanın yaygın olarak tanınmış fonksiyonu; genç dimağları tahrip etmesi, üretemez, düşünemez hale getirmesidir. Fuhuşla içli-dışlı olan nesillerin belden yukarısı çalışmaz. Bütün söz ve fiilleri belden aşağıya endekslidir. En verimli çağlarında beyinlerini boş, hem de zararlı işlerle meşgul ederler. 3. Kişiye vicdan azabı çektirir Şu itiraflar, suretiylee girmiş varolduğu günah bataklığından kaynaklı vicdan azabı duyan bir gence ait. Bakın ne diyor: “Lise-1’den bu yana birtakım hallerde uygun olmayan sinemalara gidiyorum. Bu daha sonra bana inanılmaz acılar veriyor. Günlerce gülmeyi kendime yasaklıyorum. İnsanlardan hep kaçıyor, hafakanlar yaşıyorum. Kendimi etrafımdaki iyi insanlardan çok aşağı ve alçak görüyorum. Mutluluk değil birazcık huzura ihtiyacım var. Öylesine ikilemlerdeyim ki bir gün gelir, buna dayanamaz ve acı bir şekilde her şeyi bırakırım diye korkuyorum.” 4. İslami aşk ve heyecanı öldürür Zina bundan kaynaklı haramlara girme, vakit suretiylede kişinin kalbini işgal ede ede, “Onların yapageldikleri kötü işler, gitgide kalplerini paslandırmıştır” (Mutaffifin, 83/14) ayetinin sırrı zuhur eder. Kalp duymaz ve duygulanmaz hale gelir. Günahlar kalbi kararttıktan sonra bir insanda, İslamî aşk ve heyecan bulunması mümkün değildir. 5- Bu noktada işi ciddiye almayan: Kendini disipline etmeyen bir insanın kalbine her bakışında birer kara lekenin sürüldüğü unutulmamalı. Kalbin her gün yara alması kadar kişiyi takva hususu ile alakalı zayıf düşürücü bir hal düşünülemez. Bu durumda yara alan kalbin direniş gücünün de zayıflayacağını ve daha önce hassasiyet gösterilen konularda (mesela namazı dosdoğru kılma hususu ile alakalı) da gerileme suretiylee gireceğini söyleyebiliriz. Çünkü bunların hepsi birbirine bağlıdır. Kaynak: nurfeza.com replikler.org
Benzer Galeriler
-
Kocamın cenazesinde oğlum elimi sıktı ve fısıldadı: “Artık bu ailenin bir parçası değilsin.”
-
Oğlum Noel yemeğinde yirmi iki kişinin önünde yüzüme bağırarak, “Kirayı öde ya da defol git!” dedi, gelinim ise alaycı bir şekilde, “Bakalım nasıl hayatta kalacaksın!” diye karşılık verdi.
-
Kızımı haber vermeden ziyaret ettim ve şok oldum! Kayınvalidesi ve kocası oturmuş yemek yerken, kızım soğuktan titreyerek bulaşık yıkıyordu.
-
Kocam beni, perişan halde ve neredeyse bilincim yerinde değilken, yoğun bakıma aldı. Yardım için ailemi aradığımda, soğuk bir şekilde, “Evlenmeyi sen seçtin. Şimdi bu senin sorunun,” dediler. Gözyaşlarımı yuttum ve fısıldadım, “Pekala.” Hastane yatağımdan, yeni evleri için kefil olmaktan vazgeçtim. İpotekleri çöktü ve 55.000 dolarlık depozitolarını kaybettiler—ama bu, silmeyi planladığım ilk imzaydı sadece.
-
Ablam 120 düğün davetlisinin önünde gülerek bana “Sadece bir hemşire” dedi; ama damadın babası bana bakmayı bırakmadı ve sonunda baş masadan kalktığında, kimse ne söyleyeceğini anlamadan önce tüm salon sessizliğe büründü.
-
Oğlum için oyuncaklarla dolu bir bavulla geri döndüm, ama onu dört ayak üzerinde emeklerken buldum, kayınvalidem ise metresinin bebeğini tutuyordu ve “İşte bizim gururumuz ve neşemiz bu” dedi. Kocam başını öne eğdi. Gülümsedim, su istedim… ve kimsenin beklemediği avukatı aradım.


