DOLAR
Alış: 47.13
Satış: 47.32
EURO
Alış: 53.65
Satış: 53.87
GBP
Alış: 62.69
Satış: 63.15
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
26.07.2026
Ölmek Üzere Olan Bir Adamla, Bu Onun Son Dileği Olduğu İçin Evlendim…
- Kemal’in mektubu elimden kayıp yere düştü. Kalbim göğsümden çıkacakmış gibi atıyordu. Titreyen ellerimle kâğıdı yeniden aldım ve okumaya devam ettim. “Bu satırları okuyorsan artık bu dünyada değilim. Sana gerçeği yüzüne karşı söyleyemedim. Çünkü bunu söyleseydim benimle evlenmeyi kabul etmeyeceğini biliyordum.” Derin bir nefes aldım. Bir sonraki satır ise beni yıllar öncesine götürdü. “Yirmi altı yıl önce sen henüz on iki yaşındaydın. Babanın kullandığı otomobil, yağmurlu bir gecede karşı şeride geçti. O kazada annem ve babam hayatını kaybetti.” Gözlerim büyüdü. O kazayı hatırlıyordum. Babam aylarca vicdan azabı çekmiş, kazanın istemeden gerçekleştiğini söylemişti. Ben ise o günlerde küçücük bir çocuktum ve olayın ayrıntılarını hiç öğrenememiştim. Mektubu okumaya devam ettim. “Kimse seni suçlamadı. Çünkü sen sadece bir çocuktun. Ama ben uzun yıllar boyunca o kazanın acısıyla yaşadım.” Boğazım düğümlendi. Kemal devam ediyordu. “İlk yıllarda senden de ailenden de nefret ettim. İntikam almayı bile düşündüm. Sonra seni yıllar sonra tesadüfen bir hastanede gördüm. Yaşlı bir kadına nasıl yardım ettiğini izledim. O gün senin, kafamda yıllarca düşman olarak büyüttüğüm kişi olmadığını anladım.” Gözlerimden yaşlar süzülmeye başladı. “Sonra seni araştırdım. Belediyenin gönüllü bakım programına katıldığını öğrendim. İnsanlara hiçbir karşılık beklemeden yardım ediyordun. İçimdeki bütün öfke yavaş yavaş kayboldu.” Mektubun her satırı beni biraz daha sarsıyordu. “Kanser olduğumu öğrendiğimde önümde çok az zaman kaldığını biliyordum. Hayatım boyunca kaybettiklerimin yasını tuttum ama affetmenin nasıl bir şey olduğunu sen bana öğrettin.” Gözyaşlarımı silemiyordum. “Sen benim ailemi öldürmedin. Baban da bunu isteyerek yapmadı. Hayat bazen insanlara çok ağır sınavlar verir. Ben bunu anlamak için otuz yıl bekledim.” Bir an başımı kaldırıp avukata baktım. O da sessizce beni izliyordu. Kemal mektubun son sayfasında bambaşka bir gerçekten söz ediyordu. “Eğer yalnızca seni affettiğimi söylemek isteseydim bunun için evlenmemize gerek yoktu.” Şaşkınlıkla okumaya devam ettim. “Ben seni gerçekten sevdim.” İçimde bir şeyler koptu. “O kısa günlerde bana gösterdiğin ilgi, bana hazırladığın yemekler, birlikte içtiğimiz çaylar… Bunların hiçbirini bana borçlu değildin. Buna rağmen yanımda kaldın.” Artık hıçkırarak ağlıyordum. “Hayatım boyunca ilk kez biri bana acıdığı için değil, insan olduğum için değer verdi.” Son satırlara yaklaşırken nefesimi tuttum. “Sana küçük bir emanet bırakıyorum.” Avukat sessizce masasının üzerine ikinci bir dosya koydu. Dosyada Kemal’in vasiyeti vardı. Yaşadığı mütevazı ev, banka hesapları ve yıllarca biriktirdiği tüm mal varlığı bana bırakılmıştı. Şaşkınlıkla avukata baktım. “Bir yanlışlık olmalı.” Avukat başını salladı. “Hayır. Kemal Bey bunu aylar önce hazırladı.” Dosyanın arasında bir not daha vardı
- “Lütfen bu parayı kendin için harcamak zorunda hissetme. Ben ailemi kaybettim. Sen ise hayatını başkalarının hayatını güzelleştirmeye adadın. Bu mirasın yeni hayatlara umut olmasını istiyorum.” O gece sabaha kadar uyuyamadım. Parayı kabul edip etmemem gerektiğini düşündüm. Sonunda Kemal’in neden bunu istediğini anladım. Bu miras bana değil, onun iyiliğe olan inancına bırakılmıştı. Aylar sonra avukatla tekrar görüştüm. Kemal’in evini sattık. Banka hesaplarındaki birikimleri de ekledik. Belediye ve birkaç hayırseverin desteğiyle küçük bir bakım merkezi kurduk. Kapısına tek bir isim yazdırdım. “Kemal Umut Evi.” Burada kimsesiz kanser hastaları ücretsiz kalıyor, yemek yiyor, psikolojik destek alıyor ve son günlerini yalnız geçirmiyordu. Açılış günü onlarca insan gelmişti. Konuşmamın sonunda Kemal’in mektubundan sadece tek bir cümleyi okudum. “İnsan, affettiği gün gerçekten özgür olur.” O anda salondaki herkes sessizleşti. Aradan beş yıl geçti. Bir gün merkeze yeni bir hasta getirildi. Yaşlı adam duvardaki Kemal’in fotoğrafına uzun süre baktı. Sonra bana dönerek sessizce sordu. “Bu adamı nereden tanıyorsunuz?” “Eşimdi.” dedim. Adamın gözleri doldu. “Yıllar önce anne ve babasını kaybettiğinde onu çocuk esirgeme kurumuna götüren polis bendim.” Bir süre sessiz kaldık. Sonra cebinden eski, yıpranmış bir fotoğraf çıkardı. Fotoğrafta küçük bir çocuk olan Kemal, anne ve babasının arasında gülümsüyordu. Fotoğrafı ellerimin arasına aldığımda içimde garip bir huzur hissettim. Kemal’in bana bıraktığı en büyük miras ne evdi ne de paraydı. Bana bıraktığı en değerli şey, insanın geçmişindeki acıları sonsuza kadar taşımak zorunda olmadığını öğretmesiydi. Çünkü bazen bir insanın son dileğini yerine getirmek, yalnızca onun son günlerini değil, geride kalanların da bütün hayatını değiştirebiliyordu.
Benzer Galeriler
-
Sabaha Karşı Boşanma İstedi, Ancak Eşinin Sakladığı Finansal Dosyalar Bütün Düzeni Değiştirdi
-
Babamın Vefat Ettiği Gece Beni Evden Çıkarmadı… Gerçeği Öğrendiğinde Sahip Olduğu Her Şeyi Bir Günde Kaybetti
-
Kocamı Yabancı Bir Ülkede Toprağa Verip Döndüm… Ailem Beni Havalimanında Yalnız Bıraktı, Ertesi Sabah Haberlerde Gördükleri Karşısında Donup Kaldılar
-
Kayınvalidem Dört Yaşındaki Oğluma “Bana Bir Daha Babaanne Deme” Dedi… Dakikalar Sonra Hastanede Ortaya Çıkan Gerçek Herkesi Şoke Etti
-
18 Yıl Boyunca Aynı Köşkte Hizmetçilik Yaptım
-
Anket Sonuçları dikkat çekti


