Ana Sayfa 25.10.2026

Yıllar Sonra Gelen İtiraf: Annemin Gözyaşları ve 25 Yıllık Büyük Yalan

2 / 2

“Kadir şimdi nerede?” diye sordum, sesim öfke ve acıyla titriyordu.

Zehra telefonuna gelen bir konumu gösterdi. “Kurtarma ekiplerinin getirdiği tablet üzerinden, aramasından takip ettim. Şile’nin çıkışındaki eski bir bağ evindeler. Neslihan’la birlikte oraya kaçtılar.”

“Gidelim,” dedim. Yaşlı bedenimdeki tüm yorgunluk yok olmuştu. İçimde alev alev yanan bir anne öfkesi vardı.

Zehra ile birlikte görevlilerin sağladığı güvenli araçtan ayrılarak, yağmurun yavaş yavaş dindiği yollarda Kadir’in saklandığı o eski bağ evine doğru yola çıktık. Yol boyunca kalbim göğsümü yırtacak gibi atıyordu. Yirmi beş yıllık hasret, yerini acımasız bir gerçeğe ve adalet arayışına bırakmıştı.

Bağ evine vardığımızda, evin önünde Kadir’in arabası çamura saplanmış halde duruyordu. Kapıyı açık bırakmışlardı. İçeriye doğru sessizce adımladık. Salonun ortasında Kadir, ellerini saçlarına geçirmiş, sinir krizi geçiriyordu. Neslihan ise köşede korku içinde ağlıyordu.

“Bitti! Her şey bitti!” diye bağırdı Kadir. “O kadın, Zehra… Her şeyi biliyor! Polise anlatırsa mahvoluruz!”

Kapının eşiğinde durdum ve bastonumu yere sertçe vurdum. Sesim tüm odada yankılandı:

“Kimi mahvediyorsun oğlum? Kimi toprağa gömdüğünü sanıyordun?”

Kadir başını kaldırıp beni karşısında gördüğünde rengi kireç gibi oldu. Gözleri yerinden fırlayacak gibi açıldı. Karşısında sanki hayalet görmüş gibi titremeye başladı.

“A… Anne? Sen… Sen nasıl kurtuldun?” diye kekeledi.

“Ölmemi bekliyordun, değil mi?” dedim, üzerine doğru yürürken. “Sel sularının arasında beni bilerek terk ettin ki bu sır benimle birlikte yok olsun! Ama Allah büyüktür Kadir. Yirmi beş yıl boyunca yaktığın canların hesabı bugün sorulacak!”

Kadir dizlerinin üzerine çöktü. “Anne, mecburdum… Her şey borç yüzünden başladı, kontrolden çıktı…”

“Bana suçsuzluk masalı anlatma!” diye haykırdım. “Kızımı benden çaldın! Aysel nerede?”

Tam o sırada, evin arka odasının kapısı yavaşça aralandı. Oradan çıkan kadını gördüğümde nefesim tamamen kesildi. Yüzünde hafif bir yara izi vardı ama gözleri, aynen yirmi beş yıl önceki gibi bakıyordu.

“Anne…” dedi titrek bir sesle.

“Aysel’im…” dedim, kollarımı açarak.

Dünya durmuştu. Yirmi beş yıllık hasret, dökülen gözyaşları ve sarılışımızla son buldu. Kızıma sıkıca sarıldım, saçlarını okşadım. O da benim gibi hıçkırarak ağlıyordu. Meğer Zehra, birkaç gün önce Aysel’e ulaşmış ve annesinin ölmediğini, Kadir’in yalan söylediğini kanıtlayan belgeleri göstermişti. Aysel, gerçeği öğrenir öğrenmez Şile’ye doğru yola çıkmış, fırtınanın ortasında bizi bulmak için çabalamıştı.

Dışarıdan gelen siren sesleri sessizliği bozdu. Zehra, yola çıkmadan önce polise ve jandarmaya her şeyi anlatmış, konumu bildirmişti. Bağ evinin etrafını polis arabaları sardı.

Kadir ve Neslihan kelepçelenerek dışarı çıkarılırken, Kadir son kez arkasına dönüp bize baktı. Ama artık onun pişmanlığı hiçbir şeyi değiştiremeyecekti.

Birkaç saat sonra, yağmur tamamen dinmiş, gökyüzü aralanmıştı. Şile’deki o yıkık dökük evin önünde, kızımın eli elimde oturuyorduk. Yanımızda Zehra ve kurtarma ekiplerinden kalanlar gülümseyerek bizi izliyordu.

Yirmi beş yıl boyunca ölü bildiğim evladım yanımdaydı. Karanlıklar, yerini nihayet hakikatin ve sevginin sıcak ışığına bırakmıştı. Hayatım boyunca çektiğim acılar, bu tek bir an içinmiş meğer. Kızıma sarıldım ve içimden sessizce şükrettim; çünkü adalet yerini bulmuş, annelik yalanla değil, kavuşmayla taçlanmıştı.

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

2 / 2
Tema Tasarım |