DOLAR
Alış: 48.67
Satış: 48.87
EURO
Alış: 55.88
Satış: 56.10
GBP
Alış: 65.03
Satış: 65.52
82 YAŞINDAYIM, TEKERLEKLİ SANDALYEYE MAHKUMUM. BİR SABAH OĞLUM KARŞIMA GEÇİP, “ANNE, ARTIK BİZE YÜK OLUYORSUN. SENİNLE DAHA FAZLA İLGİLENEMEM,” DEDİ
“Anne…” diye fısıldadı oğlum. “Sen… bunu gerçekten yaptın mı?”
Gözlerimi yüzünden ayırmadan başımı hafifçe salladım.
Gelinim Pelin, elindeki kâğıtlara tekrar baktı. Dudaklarındaki o kendinden emin gülümseme birkaç saniye içinde kaybolmuştu. Az önce bavulumu kapının yanına koyarken neredeyse neşeyle dolaşan kadın şimdi belgeleri titreyen parmaklarıyla çeviriyordu.
Oğlum Bülent ise tek kelime edemiyordu.
Kapıda duran avukatım Vedat Bey, sesini yükseltmeden konuştu.
“Hanımefendi üç gün önce evin mülkiyetiyle ilgili gerekli işlemleri başlattı. Ayrıca bankadaki bazı hesaplar ve vekâlet yetkileri konusunda da değişiklik yapıldı.”
Pelin aniden bana döndü.
“Ne demek bu?”
“Gayet açık,” dedim.
Sesim sandıklarından daha sakindi.
“Oturduğunuz ev artık sizin geleceğiniz değil.”
Bülent kâğıtları tekrar okumaya başladı. O ev, kırk üç yıl önce rahmetli kocam Sami ile birlikte aldığımız evdi. İlk yıllarda kaloriferimiz bile doğru düzgün çalışmazdı. Duvarlarını Sami boyamış, bahçedeki ağacı ben dikmiştim. Bülent o evin salonunda yürümeyi öğrenmişti. İlk bisikletini garajda sürmüş, askere giderken aynı kapının önünde bana sarılıp ağlamıştı.
Yıllar sonra eşim öldüğünde Bülent yanıma taşınmak istediğini söylemişti.
“Anne, yalnız kalma,” demişti. “Biz senin yanındayız.”
Ben de inanmıştım.
İlk zamanlarda gerçekten öyleydi. Fakat iki yıl önce geçirdiğim rahatsızlıktan sonra yürümekte zorlanmaya başlayınca evin içindeki hava değişmişti. Önce küçük şeylerle başlamıştı. Beni doktora götürmek “işlerini aksatıyordu.” Yemek saatim “düzenlerini bozuyordu.” Banyoya yardım istemem Pelin’i “yoruyordu.”
Sonra bir gün, mutfakta çay isterken Pelin’in iç çektiğini duydum.
“Bu böyle ne kadar devam edecek?”
O zaman önemsememiştim.
Yaşlılığın insanları yorduğunu düşünmüştüm.
Ama üç gece önce duyduklarım başka bir şeydi.
Gece yarısına doğru su içmek için odamdan çıkmıştım. Tekerlekli sandalyemi mutfağın koridoruna kadar sürdüğümde Bülent ile Pelin’in konuşmalarını duydum.
Pelin şöyle diyordu:
“Anneni huzurevine yerleştirince evi hemen satışa çıkaralım. Bu bölgedeki fiyatları gördün mü? Borçların yarısını kapatırız.”
Bülent bir süre susmuştu.
Sonra beni hayatım boyunca unutamayacağım şekilde yaralayan o cümleyi söylemişti.
“Zaten ona artık bu evin ne faydası var?”
İşte ertesi sabah Vedat Bey’i bu yüzden aramıştım.
Pelin belgeleri masaya fırlattı.
“Bu saçmalık! Biz yıllardır burada yaşıyoruz!”
“Ben de seksen iki yıldır kendi hayatımı yaşıyorum,” dedim. “Ama siz benim hayatım hakkında karar verirken bunu pek önemsemediniz.”
Bülent sonunda konuşabildi.
“Anne, yanlış anlıyorsun. Biz seni sokağa atmıyorduk.”
Acıyla güldüm.
“Hayır. Beni sadece kendi evimden gönderiyordunuz.”
Bülent başını eğdi.
Vedat Bey araya girdi.
“Evin devri satış anlamında yapılmadı,” dedi.
Pelin bir anda dikkat kesildi
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Diğer Galeriler
-
Yıllarca beni evlatlıktan reddeden babam vefat etti
-
KOMŞUM BAHÇEMDEKİ BÜTÜN MEYVELERİ TOPLAYIP GÖTÜRDÜ
-
82 YAŞINDAYIM, TEKERLEKLİ SANDALYEYE MAHKUMUM. BİR SABAH OĞLUM KARŞIMA GEÇİP, “ANNE, ARTIK BİZE YÜK OLUYORSUN. SENİNLE DAHA FAZLA İLGİLENEMEM,” DEDİ
-
YOKSUL BİR ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİSİ, YAŞLI BİR KADININ EVİNİ AYLARCA TEMİZLEDİ AMA TEK KURUŞ BİLE ALAMADI… KADIN ÖLDÜKTEN SONRA KENDİSİNE BIRAKILAN MEKTUBU AÇTIĞINDA OLDUĞU YERDE DONUP KALDI.
-
ÜÇ OĞULDAN SONRA KOCAM SONUNDA KUCAĞIMA BİR KIZ BEBEK VERDİ
-
Arap milyonerle evlendi
