Ana Sayfa 14.09.2026

ACİL SERVİSTE 3 YAŞINDAKİ BİR KIZIN HAYATINI KURTARDIM VE ONU KENDİ KIZIM GİBİ BÜYÜTTÜM

1 / 2

“Baba… o kutuyu sana kimin gönderdiğini biliyorum.”

Nilsu’nun bu sözleri ağzından çıktığı anda elimde tuttuğum sararmış zarf yere düştü.

Bir süre ikimiz de konuşmadık.

Bahçeden arkadaşlarının kahkahaları geliyordu. Müzik çalıyordu. Birileri doğum günü pastasının ne zaman kesileceğini soruyordu.

Ama yatak odasının içinde zaman durmuş gibiydi.

Nilsu kapının önünde, yüzü bembeyaz halde bana bakıyordu.

Ben ise yatağın üzerine bıraktığım kutunun içindekileri anlamaya çalışıyordum.

Kutuda eski hastane belgeleri, birkaç fotoğraf ve üzerinde benim adımın yazdığı bir dosya vardı.

En üstteki fotoğrafı tekrar elime aldım.

Fotoğrafta Nilsu’nun kazada hayatını kaybettiğini bildiğim annesi vardı.

Yanında ise bendim.

Yaklaşık yirmi yıl önce çekilmişti.

Gençtim.

Üzerimde tıp fakültesinin beyaz önlüğü vardı.

Kadının omzuna kolumu atmış, kameraya gülümsüyordum.

Fotoğrafın arkasında ise tek bir cümle yazıyordu:

“Bazen bir insanı unutursun ama verdiğin söz seni unutmaz.”

Nilsu’ya baktım.

“Bu ne demek?”

Gözlerini kaçırdı.

“Nilsu, bana bak.”

Başını kaldırdı.

Gözlerinden yaşlar akıyordu.

“Baba, önce sakin olacağına söz verir misin?”

“Bana böyle bir kutu geldikten sonra nasıl sakin olmamı bekliyorsun?”

Sesimi yükseltmiştim.

Nilsu irkildi.

Hemen pişman oldum.

Yıllardır ona bir kez bile böyle bağırmamıştım.

Elimi yüzüme götürdüm.

“Özür dilerim. Sadece… ne olduğunu anlamıyorum.”

Nilsu yatağın kenarına oturdu.

Ben de karşısındaki sandalyeye geçtim.

Bir süre kutuya baktı.

Sonra konuşmaya başladı.

“Ben bunu yaklaşık sekiz ay önce öğrendim.”

“Neyi?”

“Annemin seni tanıdığını.”

Sanki biri göğsüme yumruk atmıştı.

“Ne?”

Nilsu başını salladı.

“Biyolojik annem seni tanıyormuş.”

Tekrar fotoğrafa baktım.

Kadının yüzü yıllar sonra zihnimde canlanmaya başlamıştı.

Adı Belmaydı.

Tıp fakültesindeki son yıllarımda bir yardım kuruluşunda gönüllü çalışıyordum.

Belma da oradaydı.

Birlikte çocuk hastalar için düzenlenen etkinliklere katılırdık.

Yaklaşık bir yıl boyunca yakın arkadaş olmuştuk.

Sonra ben uzmanlık için başka şehre gitmiştim.

Hayatlarımız ayrılmıştı.

Onu yıllarca hiç görmemiştim.

Ta ki o korkunç geceye kadar.

Ama acil serviste getirildiğinde yüzü kazadan dolayı tanınmayacak haldeydi.

Ben ameliyata alınan küçük kıza odaklanmıştım.

Anne ve babanın kimliklerini bile ancak saatler sonra öğrenmiştim.

O zaman soyadı farklıydı.

Belma’nın evlendiğini bile bilmiyordum.

“Neden bana söylemedin?” dedim.

Nilsu sessizce ağlıyordu.

“Çünkü daha fazlası vardı.”

Kutudan başka bir belge çıkardı.

Bir noter evrakıydı.

Belma’nın imzası bulunuyordu.

Tarih, kazadan yaklaşık iki yıl öncesine aitti.

Belmada ciddi bir hastalık şüphesi çıktığı dönemde hazırlanmış bir vasiyetnameydi.

Belgede şu yazıyordu:

Eğer kendisine ve eşine aynı anda bir şey olursa, kızlarının bakımının öncelikle Doktor Selim Karaca’ya teklif edilmesini istiyordu

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

1 / 2
Tema Tasarım |