Ana Sayfa 20.08.2026

Kardeşim için taşıyıcı anne oldum

1 / 2

Bebeğin sırtına baktığım anda neye uğradığımı şaşırdım.

Minicik sırtının tam ortasında, kürek kemiklerinin arasında koyu kırmızı bir leke vardı. İlk bakışta bir doğum lekesine benziyordu. Fakat dikkatlice baktığımda bunun sıradan bir leke olmadığını fark ettim.

Lekenin hemen altında, derinin üzerinde ince ve belirgin bir çizgi vardı.

Sanki bir ameliyat izi gibiydi.

“Bu da ne?” diye fısıldadım.

Derya bir anda yüzünü kapattı.

Kaan ise duvara yaslanmış, gözlerini bebekten kaçırıyordu.

“Bize bunu neden daha önce söylemediniz?” diye bağırdım.

Kaan başını kaldırdı.

“Çünkü bilmiyorduk.”

“Ne demek bilmiyordunuz?”

Doktor o sırada odaya girdi. Yüzündeki ciddi ifadeyi görünce içimdeki korku daha da büyüdü.

“Lütfen sakin olun,” dedi. “Bebeğin sırtındaki oluşumu fark ettik. İlk muayenede bunun daha ayrıntılı incelenmesi gerektiğini düşündük.”

“Peki ne anlama geliyor?” diye sordum.

Doktor birkaç saniye sustu.

“Bebeğin omurga bölgesinde doğuştan gelen bir gelişim farklılığı olabilir. Henüz kesin bir şey söyleyemeyiz. Görüntüleme yapılması gerekiyor.”

Derya ağlamaya başladı.

Kaan ise birden öne çıktı.

“Doktor, bu durum kalıcı mı?”

“Bunu şu an söyleyemem.”

Kaan’ın yüzündeki korku daha da belirginleşti.

Ama onun korktuğu şeyin bebeğin hastalığı olmadığını hissediyordum.

Çünkü bebeğin sırtına her baktığında gözlerinde başka bir şey vardı.

Suçluluk.

O an ona döndüm.

“Kaan, bana gerçeği söyle.”

“Ne gerçeği?”

“Bu bebeğin sırtını görünce neden bu kadar korktun?”

Cevap vermedi.

Derya da başını kaldırıp kocasına baktı.

“Kaan…”

Kaan gözlerini kapattı.

Sonunda derin bir nefes aldı.

“Çünkü ben bunu daha önce gördüm.”

Odaya bir sessizlik çöktü.

“Ne demek istiyorsun?”

“Bu izin aynısını…”

Sesi titredi.

“On iki yıl önce gördüm.”

Kalbim hızla çarpmaya başladı.

“Nerede?”

Kaan bana baktı.

“Bizim hastanede.”

Ne söylediğini anlamaya çalışıyordum.

Sonra devam etti.

“Derya’yla çocuk sahibi olmak için yıllarca uğraştığımızı biliyorsun. Ama sana anlatmadığımız bir şey vardı.”

Derya ağlayarak başını salladı.

Kaan devam etti.

“İki yıl önce tüp bebek tedavisine başladığımızda birkaç embriyo oluşturuldu. Doktorlar bize bunlardan birinin ileride kullanılabileceğini söyledi. Fakat bir süre sonra kliniğin kayıtlarında büyük bir karışıklık olduğu ortaya çıktı.”

“Ne karışıklığı?”

“Başka bir aileye ait tıbbi dosyayla bizim dosyamız birbirine karışmıştı.”

Nefesim kesildi.

“Peki?”

“Bize bunun sadece evrak hatası olduğu söylendi. Embriyoların karışmadığını söylediler.”

“Ve sen buna inandın?”

Kaan başını öne eğdi.

“İnanmak zorundaydım.”

Derya bir anda ayağa kalktı.

“Hayır,” dedi. “Sen bana bunun kapandığını söylemiştin.”

Kaan ona baktı.

“Kapandığını sandım.”

Sonra bana döndü.

“Ta ki bebeğin sırtını görene kadar.”

Doktor şaşkınlıkla onları dinliyordu.

“Bahsettiğiniz eski kayıtların bununla bağlantısı olduğunu düşünüyorsanız, bunu araştırmamız gerekir.”

Ben bebeğimi daha sıkı tuttum.

“Bebeğim kimin?”

Bu soruyu sorduğum anda herkes sustu.

Kaan’ın gözlerinden yaşlar süzüldü.

“Bilmiyorum.”

O cümle içimde bir şeyleri parçaladı.

Aylarca taşıdığım bebeğin kim olduğunu bilmiyorduk…

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

1 / 2
Tema Tasarım |