DOLAR
Alış: 47.83
Satış: 48.02
EURO
Alış: 55.93
Satış: 56.16
GBP
Alış: 65.09
Satış: 65.58
Karım yıllarca beş oğlumuz olup hiç kızımız olmadığı için beni suçladı.
“Ama onu kucağıma alınca anladım ki mesele nasıl bir anne olacağım değilmiş.”
“Ne imiş?”
“Onun benim annemin kızı değil, benim kızım olduğunu anlamakmış.”
Bu cümle beni derinden etkiledi.
Sevda başını bebeğe eğdi.
“Ben geçmişimi ona miras bırakmak istemiyorum.”
İlk kez o gün karımın aslında bir kız çocuğunu değil, kendi geçmişinden özgür kalabileceği bir fırsatı beklediğini anladım.
Yıllardır beni suçladığı cümleleri düşündüğümde içimde bir kırgınlık vardı. Fakat o an bunun yerini başka bir duygu aldı.
Onu suçlamak kolaydı.
Ama onun yıllardır tek başına taşıdığı korkuyu anlamak daha önemliydi.
Elimi omzuna koydum.
“Bundan sonra bunu tek başına taşımayacaksın,” dedim.
Sevda bana baktı ve ağlayarak başını salladı.
Sonraki günlerde her şey bir anda mükemmel olmadı.
Sevda zaman zaman kızımıza bakarken hâlâ endişeleniyordu. Bazen geçmişinden kalan korkular yeniden ortaya çıkıyordu. Fakat bu kez onları saklamıyordu.
Konuşuyorduk.
Gerektiğinde yardım alıyordu.
Ve kızımız büyüdükçe Sevda’nın korktuğu şeyin tam tersine dönüştüğünü gördüm.
Kızımızın saçlarını tarıyordu.
Onunla alışverişe çıkıyordu.
Birlikte gülüyorlardı.
Fakat en önemlisi, kızımız annesine hiçbir zaman korkarak bakmıyordu.
Aradan yıllar geçtiğinde bir gün hepimiz salonda otururken kızımız koşarak Sevda’nın yanına geldi ve boynuna sarıldı.
“Anne, seni çok seviyorum,” dedi.
Sevda birkaç saniye konuşamadı.
Sonra kızımıza sarılıp gözlerini kapattı.
Ben o an karımın yıllardır beklediği şeyi nihayet bulduğunu anladım.
Bir kız çocuğundan çok daha fazlasını…
Kendi annesinin sevgisizliğiyle başlayan bir zinciri kırma fırsatını.
O gece çocuklar uyuduktan sonra Sevda yanıma geldi.
“Yıllarca seni suçladığım için özür dilerim,” dedi.
“Bunun senin suçun olmadığını artık biliyorum.”
Elini tuttum.
“Ben de yıllarca seni yalnızca bir kız çocuğu istiyor sandığım için özür dilerim,” dedim.
İkimiz de sustuk.
Kızımızın odasından hafif bir ses geliyordu.
Sevda ayağa kalkıp kapıya doğru yürüdü. İçeri girdiğinde kızımız uykusunda dönüp annesinin elini tuttu.
Sevda yatağın kenarına oturdu.
Ben kapının eşiğinden onları izledim.
Ve o an anladım ki, bazı insanların hayatındaki en büyük mucize, yıllardır bekledikleri şeyin gerçekleşmesi değildir.
Asıl mucize, geçmişte kendilerine yapılan kötülüğü çocuklarına aktarmamayı seçebilmeleridir.
Sevda yıllarca bir kız çocuğu istiyordu.
Ama aslında ihtiyacı olan şey, kendi çocukluğuna veda edebileceği o ilk gerçek sarılmaydı.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Diğer Galeriler
-
Mikrofona Yansıyan İhanet: 100 Kişinin Önünde Karısını Aşağılayan Kocanın Unuttuğu Sır
-
Kırmızı Kutudaki Sır: Üvey Torununu Aşağılayan Kayınvalidenin Yıkıldığı O An
-
Kırmızı Butonun Ardındaki Sır: Görüşmeyi Açık Unutan Kocanın Yıkılan Saltanatı
-
Aynadaki Yabancı ve Mavi Safir: 10 Yıllık Evliliğin Görkemli İhaneti
-
Bir Hayatın Bedeli: Böbreğini Verdiği Kocasının İhanetini Duyan Kadının Unutulmaz Sırrı
-
Pürdikkat Hazırlanan Sofradaki Acımasızlık: Bayılan Eşimi Görmezden Gelip Yemeğini Yiyen Annemin Gerçek Yüzü
