Ana Sayfa 17.08.2026

Gece Yarısı Gelen Telefon: Karanlık Evdeki Korkunç Sır ve Unutulmaz Kurtarış

1 / 2

Zifiri karanlık yatak odamda sadece dijital saatin soğuk, mavi rakamları parlıyordu. Telefonumun zil sesi ikinci kez çalmaya başladığında uzanıp ekrana baktım; arayan sekiz yaşındaki torunum Elif’ti. Rahmetli eşim Merve, hayattayken ona dedelerin sık sık aranması gerektiğini tembihlemişti ve bu tatlı kız çocuğu da her pazar günü beni aksatmadan arayıp halimi hatırımı sorardı.

Arama tuşuna basıp telefonu kulağıma götürdüğümde, daha konuşamadan hırıltılı, garip nefes alıp verişini duydum. “Dede?” diye fısıldadı, sesi kağıt kadar inceydi. “Vücudum çok yanıyor…”

Apar topar yataktan fırlarken okuma gözlüğümü komodinden aşağı düşürdüm. “Elif, tatlım şu an neredesin?” diye sordum. “Evdeyim,” diye yanıt verdi zayıfça. “Annen nerede? Babam nerede?” diye sorduğumda gelen uzun sessizlik, vereceği her türlü panik dolu cevaptan çok daha fazla içimi ürpertti. “Gittiler…” dedi sonunda.

Oğlum Burak ve gelinim Seda, hafta boyunca tüm aileye, Elif’in on yaşındaki ağabeyi Yiğit’in doğum gününü kutlamak için Antalya’ya gideceklerini anlatmışlardı. Güya Elif hafif soğuk algınlığı geçirdiği için Bursa’daki teyzesinin evinde iki gün dinlenecekti. Resmi hikaye buydu. Ama Elif, teyzesinin yanında değil, gece yarısı o karanlık evde tek başına yatıyordu.

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

1 / 2
Tema Tasarım |