DOLAR
Alış: 46.19
Satış: 46.38
EURO
Alış: 53.59
Satış: 53.81
GBP
Alış: 61.86
Satış: 62.32
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
17.06.2026
Fadima Tatilde Temel Çıldırdı
- Fadime , kocası Temel olmadan ilk defa tatile çıkar. İlk mola yerinden cep telefonuyla Temel’i arar: -Kocacım yolculuğum çok iyi gidiyor, bir doktor beyle tanıştık, çok hoş sohbet birisi” der. İkinci molada tekrar arar: -Yolculuk çok iyi gidiyor, su an doktorla yemekteyiz” Sabah tatil yöresine varınca tekrar arar: -Tatil nasıl gidiyor Karicim? -Çok iyi gidiyor, bizde doktorla yemek yiyorduk, çok eğleniyoruz… Temel olaydan iyice killanmistir. Öğleden sonra tekrar arar Fadime’yi: -Tatil nasıl gidiyor… -İyi, bizde doktorla havuz başındayız, bana güneş yağı sürüyordu, birazdan havuza gireceğiz
- Temel telefonu kapatır kapatmaz beyninden vurulmuşa döner. Sağ gözü seğirmeye, alnından terler boşanmaya başlar. Kahvehanede masada duran çayını tek dikişte bitirir, bardağı masaya öyle bir vurur ki bütün kahve ona döner. Hemen yan masada oturan can dostu Dursun’un yanına koşar: “Ula Dursun, elden gidiysun!” “Ne oldu ula Temel, gemilerin mi battı?” “Ne gemisi ula! Bizim Fadime tatile gitti, yolda bir doktor bulmuş! Otobüste doktor, kahvaltıda doktor, yemekte doktor… Şimdi aradım, ‘Havuz başındayız, doktor bana güneş yağı sürüyor, birazdan havuza gireceğiz’ diyor! Benim acil baskın yapmam lazımdur!” Dursun sakinleştirmeye çalışır: “Ula Temel, belki adam sadece kibarlıktan ediyordur, yanlış anlama hemen.” Ama Temel’in gözü dönmüştür bir kere: “Ula ne kibarlığı! Ben o doktorun stetoskopunu boynuna dolayacağım! Ona öyle bir reçete yazacağım ki, yedi sülalesi eczane eczane gezse bulamayacak!” Temel hiç vakit kaybetmeden otogara koşar, ilk otobüse atladığı gibi tatil yöresinin yolunu tutar. Bütün gece yol boyunca kafasında senaryolar kurar da kurar. “Ula ben de ona kendi güneş yağımı süreceğim, hem de zımpara kağıdıyla!” diye söylenerek yolculuğu tamamlar. Ertesi sabah gözleri uykusuzluktan kan çanağına dönmüş bir halde otele varır. Hışımla lobiye girer, resepsiyondaki görevlinin yakasına yapışır: “Benim Fadime hangi odadadır uşak, çabuk söyle bana!” Oda numarasını alır almaz asansörü beklemez, merdivenleri üçer beşer çıkarak kapıya dayanır. Kapıyı tekmeyle açar ama içerisi boştur. Hemen resepsiyona geri döner: “Nerede ula bunlar?!” Görevli korkuyla yutkunur: “Efendim, eşiniz havuz başına indiler.” Temel koşa koşa havuz kenarına gider. Gözleriyle etrafı tarar. Bir de bakar ki ileride, şemsiyenin altındaki şezlongda Fadime keyifle uzanmış; yanında da saçları hafif kırlaşmış, göbekli, gözlüklü bir adam oturuyor. Adam gerçekten de elindeki güneş kremini Fadime’nin kollarına sürmektedir. Temel, “Ulaaaaa!” diye öyle bir Karadeniz narası atar ki havuzdaki turistlerin yarısı korkudan suya düşer. Şimşek gibi ikisinin yanına uçar. Daha adam ne olduğunu anlamadan, Temel doktorun yakasına yapıştığı gibi adamı havaya kaldırır. Fadime şok içinde şezlongdan sıçrar: “Uyy Temel! Senin ne işin var burada, dükkanda kalacaktın ya sen?!” Temel karısına hiç bakmaz, gözlerinden ateş saçarak adamın yüzüne kükrer: “Sen misin ula dünden beri benim karımla gezen, yemek yiyen, şimdi de utanmadan ona güneş yağı süren doktor?!” Adam korkudan titreyerek, kekeleye kekeleye cevap verir: “E-evet beyefendi… B-benim ama… Bir yanlış anla…” Temel adamın sözünü keser, yakasını daha da bir hırsla sıkar. Sonra birden ses tonunu yumuşatır, adamın yüzüne doğru eğilip gayet ciddi ve meraklı bir sesle sorar: “Ula madem o kadar okudun, profesör oldun, sabahtan beri de dibinden ayrılmaysun… Doğru söyle bağalum; bizim Fadime’nin şu yıllardır geçmeyen romatizmalarına, bel fıtığına bir çare bulabildin mi bari? Yoksa boşa mı harcaysun o kadar pahalı güneş yağını?!”


