Antalya Kemer Suluda Ada Tur Adalar Turu Gemi Turu Turlar Setur Gezi Turları

Kocam eve gururla geldi. Maaşının tamamını annesine verdiğini ve ona bir daire kiraladığını söyledi » T.C. Haber T.C. Haber
Ana Sayfa 5.06.2026

Kocam eve gururla geldi. Maaşının tamamını annesine verdiğini ve ona bir daire kiraladığını söyledi

1 / 2

Kocam eve gururla geldi. Maaşının tamamını annesine verdiğini ve ona bir daire kiraladığını söyledi. Gülümsedim ve sadece şunu sordum:
“Harika… peki yarın ne yiyeceksin ve bu gece nerede uyuyacaksın?”

Güldü. Şaka yaptığımı sandı.
Sonra masanın üzerine bir dosya bıraktım.
İlk sayfayı okuduğunda ise dudaklarındaki gülümseme yok oldu.

Murat’ın annesine her zaman parası vardı.
Ama bana asla yoktu.

Kiraya yardım etmesini istediğimde iç çekiyordu.
Marketten eksiklerimizi söylediğimde cebinin boş olduğunu söylüyordu.
Elektrik, su faturalarını ya da oğlumuz Emir’in okul masraflarını hatırlattığımda öfkeleniyordu.

— Abartma, Elif. Zaten iyi kazanıyorsun.

Evet.
İyi kazanıyordum.

Çünkü İstanbul’daki özel bir klinikte günde on saat çalışıyordum. Eve gelip yemek yapıyor, çamaşır yıkıyor, sonra da sekiz yaşındaki oğlumuz Emir’in ödevleriyle ilgileniyordum.

Murat ise işten çıkıp hazır yemek alıyor, kanepeye uzanıyor ve “çok yoruldum” diyordu.

Ama annesi Neriman Hanım için her zaman enerjisi vardı.

— Zavallı annem yalnız.
— Zavallı annemin bakıma ihtiyacı var.
— Zavallı annem artık o evde yaşayamaz.

O “zavallı anne”nin ise iki dairesi, emekli maaşı, benim finanse ettiğim bir oğlu ve insanın ruhunu parçalayabilecek kadar keskin bir dili vardı.

Evlendiğimiz günden beri Neriman Hanım bana “çıkarcı kadın” diyordu.

Oysa bu evliliğe arabamla, mesleğimle ve birikimlerimle girmiştim.
Murat’ın alkollü araç kullandığı kazadan sonraki ameliyatını ben ödemiştim.
Düğünden önce ailesinin gizli borçlarını kapatan da bendim.

O akşam eve dev bir gülümsemeyle geldi.
Sanki dünyayı kurtarmış gibiydi.

Eli boştu.

Ne ekmek vardı.
Ne süt.
Ne de kız kardeşinin yine benim salona bırakıp gittiği bebeği için bez.

— Hayatım, dedi saatini çıkarırken, annemin acil yardıma ihtiyacı vardı. Ona bir daire tuttum ve maaşımın tamamını verdim.

Bunu gururla söylüyordu.
Aferin bekleyen bir çocuk gibi.

Bıçağı kesme tahtasının üzerine bıraktım.

Emir odasındaydı.
Şükürler olsun.

— Harika, dedim gözümü ondan ayırmadan. O zaman söyle bakalım: yarın ne yiyeceksin ve bu gece nerede uyuyacaksın?

Murat güldü.

— Ah Elif, yine drama yapıyorsun.

— Bu drama değil.

— O benim annem.

— Burası da benim evim.

Yüzü değişti.

— Bizim evimiz.

Gülümsedim.

İşte o an hiçbir şeyi okumadığını anladım.
Ne tapuyu.
Ne dekontları.
Ne de ben onun “iyi evlat” oyununu izlerken tek başıma taşıdığım hayatı.

Yemek odasındaki çekmeceden siyah dosyayı çıkardım.
Üç yıldır sakladığım dosyayı.

Masanın üzerine bıraktım.

Neriman Hanım, her zamanki gibi kapıyı çalmadan içeri girince olduğu yerde kaldı.

— Bu da ne? diye sordu Murat.

— Gerçeklerin.

Dosyayı sinirle açtı.

İlk sayfa: tapu kayıtları.
İkinci sayfa: banka hesap dökümleri.
Üçüncü sayfa: mal ayrılığı sözleşmesi.
Dördüncü sayfa: benim ödediğim tüm faturalar.

Kira.
Market masrafları.
Onun arabası.
Kredi kartları.
Annesinin ilaçları.

Hatta Neriman Hanım’ın yeni kiralanan dairesinin kaporası bile — benim adıma izinsiz açılmış karttan çekilmişti.

Murat’ın nefesi kesildi. ⚠

— Elif…

— Hayır.

Elimi kaldırdım.

— Adımı, hâlâ sana aitmişim gibi söyleme.

Neriman Hanım öfkeyle öne çıktı.

— Oğluma böyle konuşamazsın.

Ona baktım.

İlk kez sesimi kısmadım.

— Siz oğlunuza istediği her şey için ağlamayı öğrettiniz. Bana ise yorulduğumda asalakları kapının önüne koymayı öğrettiler.

Murat masaya vurdu.

— O benim annem!

— Ben de onun için borca soktuğun kadınım.

Yutkundu.

— Bunu düzeltebilirim.

— Hayır.

Dosyanın son kısmını açıp iki belge çıkardım.

Bir suç duyurusu.
Bir geçici uzaklaştırma kararı.

Neriman Hanım’ın yüzü bembeyaz oldu.

— Ne yaptın sen?

— Oğluma benim onun gerçek ailesi olmadığımı söylediğiniz gün yapmam gereken şeyi.

Murat donup kaldı.

— Ne?

Sakin bir şekilde ona baktım.

— Evet Murat. Emir her şeyi duydu.

Evin üzerine ağır bir sessizlik çöktü.

Koridordan oğlum çıktı.
Oyuncak dinozoruna sımsıkı sarılmıştı.

Gözleri kıpkırmızıydı.

Murat ona yaklaşmak istedi.
Emir geri çekildi.

Ve o küçücük hareket Murat’ı paramparça etti.

Keşke daha önce kırılsaydı diye düşündüm.

Tam o sırada kapı çaldı.

Üç sert vuruş.

Neriman Hanım titredi.

— Kim o? diye sordu Murat.

Dosyayı elime alıp kapıya yöneldim.

— Avukat.

— Hangi avukat?

Kapıyı açtım.

Dışarıda Avukat Demir, iki polis memuru ve mühürlü sarı bir zarfla bekliyordu.

Bana anlayışla baktı, sonra Murat’a döndü.

— Beyefendi, banka dolandırıcılığı meselesinden önce konuşmamız gereken daha ciddi bir konu var.

Neriman Hanım boğuk bir inilti çıkardı.

— Hiçbir şey söylemeyin.

Murat annesine döndü.

— Anne?

Avukat sarı zarfı kaldırdı.

— Anneniz için az önce kiraladığınız daire var ya…

Murat’ın yüzü bembeyaz oldu.

— Ne olmuş ona?

— O daire altı yıldır eşinizin adına kayıtlı.

Murat’a son kez baktım.

— Şimdi ona sor bakalım… o daireyi satın alacak para nereden gelmiş.

Bölüm 2″
Murat salonun ortasında donup kaldı.
Gözleri sürekli benimle annesi arasında, sonra da avukatın elindeki sarı zarfta gidip geliyordu.

— Bu imkânsız… o daire… annem yeni bulduğunu söylemişti…

Neriman Hanım titremeye başladı, sandalyeye tutunmak zorunda kaldı.

Alaycı bir kahkaha attım.

Öyle soğuk bir kahkahaydı ki, ben bile kendimi tanıyamadım.

— O daireyi “bulmadı”. Yıllardır orada yaşıyor. Benim paramla.

Murat aniden annesine döndü.

— Anne… bu ne demek oluyor?

Neriman Hanım kekelemeye başladı:

— Ben… sonra anlatacaktım…

— Ne zaman sonra? Benden yine bütün maaşımı aldıktan sonra mı?

Uzun yıllardan sonra ilk kez Murat’ın annesine gerçekten öfkelendiğini gördüm.

Ama artık çok geçti.

Avukat Demir içeri girip evrak çantasını masaya koydu.

İki polis memuru sessizce kapının yanında bekliyordu.

— Bay Murat, eşiniz adına kayıtlı kredi kartlarının son üç yıldır izinsiz kullanıldığına dair tüm banka kayıtlarına sahibiz. Ayrıca annenizle bağlantılı yasa dışı mal devri belgeleri de mevcut.

Murat’ın yüzü bembeyaz oldu.

— Hayır… benim haberim yoktu…

Ona baktım.

— Evet. Çünkü sen “iyi evlat” rolünü oynamaktan başka hiçbir şeyle ilgilenmedin.

Emir arkamda durmuştu.

Küçük elleri korkuyla tişörtümü sıkıyordu.

Murat oğluna baktı.

Sesi parçalandı:

— Emir… oğlum, gel buraya…

Emir kıpırdamadı bile.

Sadece küçük bir sesle şunu sordu:

— Baba… sen annemi seviyor musun?

Bütün ev sessizliğe gömüldü.

Murat ağzını açtı… ama konuşamadı.

Çünkü cevabı hemen veremiyordu.

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

1 / 2
Tema Tasarım |