DOLAR
Alış: 45.59
Satış: 45.78
EURO
Alış: 53.08
Satış: 53.29
GBP
Alış: 61.41
Satış: 61.87
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
27.05.2026
Hâkim çocuğa fakir annesiyle milyoner babası arasında seçim yapmasını söyledi
- Aile mahkemesi hâkimi dosyadan gözlerini kaldırıp karşısında oturan iki çocuğa baktı. Henüz dokuz yaşındaydılar. Ayakları sandalyeden sarkıyor, elleri ise ceza bekleyen çocuklar gibi birbirine kenetlenmişti. — Bana dürüstçe cevap vermenizi istiyorum. Kiminle yaşamak istiyorsunuz? Annenizle mi, babanızla mı? Salon bir anda sessizliğe gömüldü. Klimaların uğultusu bile duyulmuyordu. Zeynep Yıldırım kalbinin boğazına yükseldiğini hissetti. Üzerinde sade mavi bir bluz vardı, saçlarını aceleyle toplamıştı ve gözleri uykusuz gecelerden şişmişti. Salonun diğer tarafında eski eşi oturuyordu: Murat Karahan. Özel dikim gri takım elbisesi, parlayan ayakkabıları, pahalı saati ve herkesi kendinden aşağı gören o bakışıyla… İstanbul’da lüks otomobil galerileri zincirinin sahibiydi ve sanki mahkeme salonu bile ona aitmiş gibi davranıyordu. Yanındaki avukatı ise rahatsız edici bir özgüvenle gülümsedi. — Sayın hâkim — dedi kadın — müvekkilim çocuklara güvenli ve konforlu bir hayat sunabilir. Özel okul, sağlık sigortası, spor aktiviteleri, şoför ve Zekeriyaköy’de büyük bir villa… Sonra küçümseyen gözlerle Zeynep’e döndü. — Buna karşılık Bayan Yıldırım’ın düzenli bir işi yok. Şu anda halasının evinde kalıyor, ev yemekleri yapıp siparişle satıyor. Açıkçası bu çocukların geleceğini garanti edebilecek durumda değil. Zeynep boğazındaki düğümü yutmaya çalıştı. On yıl boyunca hayatını ikiz oğulları Efe ve Kerem için yaşamıştı. Yemek yapmış, temizlik yapmış, hastalık gecelerinde başlarında beklemiş, ödevlerine yardım etmiş, okul gösterilerine gitmiş, her türlü aşağılanmaya katlanmıştı. Ama şimdi bunların hiçbir değeri yoktu. Şimdi ona “yetersiz” diyorlardı. Murat kravatını düzeltti ve üzgünmüş gibi bir nefes verdi. — Ben ona yardım etmeye çalıştım sayın hâkim. Ama Zeynep çok dengesiz biri. Sürekli ağlıyor, bağırıyor, kriz geçiriyor. Çocuklar bile bazen ondan korktuklarını söylediler. Zeynep bir anda ayağa kalktı. — Yalan söylüyorsun! Çocukları bana karşı kullanıyorsun! Hâkim masaya sertçe vurdu. — Bayan Yıldırım! Bir kez daha sözümü keserseniz sizi salondan çıkarmak zorunda kalacağım! Murat başını eğdi ama dudaklarının kenarında küçük bir gülümseme belirdi. Ne yaptığını çok iyi biliyordu. Zeynep’i herkesin gözünde “deli kadın” gibi göstermeye çalışıyordu. Zeynep titreyerek yerine oturdu. Ön sırada oturan Efe, ikizlerden dört dakika büyük olan çocuk, gözlerini yere dikmişti. Daha hassas yapılı olan Kerem ise burnunu koluyla siliyor ve annesine bakmadan duramıyordu. Murat onlara oyun konsolları, yurt dışı tatilleri ve devasa odalar vaat etmişti. Ama bunun yanında korkunç şeyler de söylemişti. Eğer annelerini seçerlerse onun temizlikçilik yapmak zorunda kalacağını… Onlar yüzünden borç içinde yaşayacağını… Fakir bir annenin çocuklarını gerektiği gibi sevemeyeceğini… Hâkim derin bir nefes aldı. — Efe, önce sen konuşabilirsin. Çocuk başını kaldırdı. Gözleri dokuz yaşındaki bir çocuğun gözlerine benzemiyordu. Sanki yaşından çok daha fazla şey görmüş gibiydi. Murat ona belli belirsiz göz kırptı. Avukat gülümsedi. Zeynep ise hayatını paramparça edecek cümleyi duymaya hazırlanarak gözlerini kapattı. Efe yavaşça ayağa kalktı. — Sayın hâkim… Kiminle yaşamak istediğimi söylemeden önce bir şey göstermek istiyorum. Hâkim kaşlarını çattı. — Ne göstermek istiyorsun? Efe montunun cebine elini soktu. Murat’ın yüzündeki renk bir anda kayboldu. — Efe, otur yerine — dedi aceleyle. — Saçmalama oğlum. Ama çocuk onu dinlemedi. Ekranı çatlamış eski bir telefonu çıkarıp herkesin görebileceği şekilde havaya kaldırdı. — Gerçek burada — dedi titreyen sesiyle. — Ve annemin hiçbir şeyden haberi yok. Murat aniden ayağa fırladı. — Onu hemen bana ver! Güvenlik görevlisi bir adım öne çıktı. Kerem ağlamaya başladı. Zeynep ise dünyanın durduğunu hissetti. Çünkü o anda korkunç bir şeyi fark etmişti. Çocukları, onun hiç bilmediği büyük bir sırrı aylardır tek başlarına taşıyordu… Bölüm 2 Murat’ın sesi mahkeme salonunda yankılandı. — O telefon bana ait! Çocuk ne yaptığını bilmiyor! Ama artık çok geçti. Efe telefonu iki eliyle sıkıca tuttu ve hâkime doğru uzattı. — Babam silmeye çalıştı… ama ben videoları başka yere de kaydettim. Salondaki herkes donup kaldı. Avukatın yüzündeki o kibirli gülümseme ilk kez kayboldu. Hâkim sert bir ifadeyle eliyle işaret etti. — Telefonu bana ver evladım. Murat bir adım ileri atınca güvenlik görevlisi önüne geçti. — Yerinizde kalın beyefendi. Zeynep nefes bile alamıyordu. Oğlu ne saklıyordu? Ve Murat neden bu kadar korkmuştu? Hâkim telefonu açtı. Ekranda birkaç ses kaydı, mesaj görüntüsü ve kısa videolar vardı. İlk videoyu oynattı. Görüntü Murat’ın çalışma odasında çekilmişti. Muhtemelen gizlice. Murat telefonda biriyle konuşuyordu. Sesi netti. — Çocuklar benimle kalırsa iş tamamen bitecek. Zeynep’in hiçbir hakkı kalmayacak. Karşı taraftaki adam güldü. — Kadın hâlâ evin yarısını istiyor mu? Murat alaycı şekilde kahkaha attı. — Birkaç aya psikolojik dengesiz raporu çıkaracağız. Sonra çocukları göstermem bile. Zeynep’in elleri buz kesti. Salonda uğultular yükseldi. Avukat ayağa kalktı. — Sayın hâkim, bunun nasıl elde edildiğini bilmiyoruz. Bu kayıt yasa dışı olabilir— Ama hâkim onu susturdu.
- — Oturun. Efe ikinci kaydı açtı. Bu kez görüntü yoktu. Sadece ses vardı. Murat’ın sesi… Soğuk, sert ve tanınmayacak kadar acımasızdı. — Ağlayacaksınız. Anneniz sizi mutsuz ediyor diyeceksiniz. Eğer beni seçerseniz size PlayStation alacağım. Sonra birkaç saniyelik sessizlik… Ve Kerem’in korkmuş sesi: — Ama annem kötü değil ki baba… Murat bağırıyordu. — Fakir insanlar iyi anne olamaz! Bunu kafanıza sokun! Kerem hıçkırmaya başladı. Mahkeme salonundaki kadınlardan biri gözlerini kapattı. Zeynep artık ağlıyordu. Sessizce… Yıllardır ilk kez biri onun yaşadığı gerçeği görüyordu. Murat öfkeyle ayağa kalktı. — Bu çocukları bana karşı doldurdu! O kadın yaptı bunu! Efe aniden babasına döndü. Ve hayatında ilk kez korkmadan konuştu. — Hayır baba. Annem hiçbir şey bilmiyordu. Çocuk gözyaşlarını sildi. — Çünkü sen bizi korkuttun. Eğer anneme anlatırsak onu sokakta bırakacağını söyledin. Zeynep’in içi parçalandı. Kerem ağlayarak ayağa kalktı ve annesine koştu. — Anne biz seni üzmek istemedik… Zeynep dizlerinin üzerine çöküp oğullarına sarıldı. O an mahkeme salonunda kimse konuşamadı. Çünkü herkes aynı şeyi anlamıştı: Bu çocuklar bir velayet savaşının ortasında değil… Psikolojik şiddetin içinde büyümüştü. Hâkim uzun süre sessiz kaldı. Sonra gözlüğünü çıkardı ve Murat’a baktı. — Çocukları manipüle etmişsiniz. Anneyi ekonomik durumuyla aşağılamış, velayet sürecini bir intikam aracına çevirmişsiniz. Murat bağırdı. — Ben onların babasıyım! — Baba olmak para göstermek değildir! — diye sertçe karşılık verdi hâkim. — Güven vermektir. Salondaki sessizlik ağırlaştı. Hâkim dosyayı kapattı. — Mahkeme geçici velayetin anneye verilmesine karar vermiştir. Baba hakkında ise çocuklara psikolojik baskı uygulama ve delil karartma şüphesiyle ayrıca inceleme başlatılacaktır. Murat’ın yüzü bembeyaz oldu. — Bunu yapamazsınız… Ama bu kez kimse onu dinlemiyordu. Çünkü ilk kez parası işe yaramamıştı. — Mahkemeden çıktıktan sonra yağmur başlamıştı. Zeynep çocuklarının montunu düzeltirken ellerinin hâlâ titrediğini fark etti. Efe sessizce cebinden küçük bir USB çıkardı. — Bir tane daha vardı anne… Zeynep şaşkınlıkla baktı. — Ne? Efe gözlerini yere indirdi. — Babamın muhasebecisi geçen ay bize geldi. Çok korkuyordu. Eğer ona bir şey olursa bunu saklamamızı söyledi. Zeynep’in içi ürperdi. USB’yi o gece halasının evindeki eski bilgisayara taktılar. Ve hayatları bir kez daha değişti. Dosyaların içinde sahte şirket hesapları, gizli para transferleri, vergi kaçırma belgeleri ve rüşvet kayıtları vardı. Murat sadece kötü bir eş değildi. Büyük bir suç ağının içindeydi. Bir hafta sonra İstanbul’da büyük bir operasyon yapıldı. Televizyon kanalları aynı haberi geçiyordu: “Ünlü iş insanı Murat Karahan hakkında mali suçlar ve yolsuzluk soruşturması.” Galerilerine el konuldu. Ortakları ifadeye çağrıldı. Ve onu yıllarca güçlü gösteren herkes bir anda ortadan kayboldu. Çünkü güç kaybolunca sahte dostluklar da kayboluyordu. — Aylar sonra… Efe ve Kerem küçük ama huzurlu bir evde ödev yapıyordu. Mutfaktan mercimek çorbası kokusu geliyordu. Zeynep artık ev yemekleri yaptığı küçük bir dükkân işletiyordu. Mahallede herkes onu tanıyordu. Kapının önünde duran tabelada şunlar yazıyordu: “Anne Eli Ev Yemekleri.” Bir akşam Kerem sessizce annesine sarıldı. — Anne… — Efendim aşkım? — Fakir olduğumuz için bizi daha az sevmedin değil mi? Zeynep’in gözleri doldu. Oğlunun yüzünü iki eli arasına aldı. — Ben sizi paramla değil… kalbimle büyüttüm. Kerem gülümsedi. Efe ise masadan başını kaldırıp ilk kez gerçekten huzurlu görünen bir sesle konuştu: — Zengin olan babamızdı… — Ama evi olan sendin anne.
Benzer Galeriler
-
“Kocam bana evi onun üzerine yapmamı ‘aşk için’ istedi…
-
O metal kapağı bulduğum gecenin ertesinde gözümü bile kırpmadım.
-
Kocam dışarıda beklerken, görümcem beni hastanenin bodrum katındaki merdivenlerden itti
-
Yorgun bir baba akşam saat 8’de eve döndü
-
“Eğer karım olacaksan, benim evimde itaat etmeyi öğreneceksin!” dedi Daniel…
-
Hâkim çocuğa fakir annesiyle milyoner babası arasında seçim yapmasını söyledi


