Antalya Kemer Suluda Ada Tur Adalar Turu Gemi Turu Turlar Setur Gezi Turları

Oğlumun cenazesinin tam ortasında, kalbim binbir parçaya bölünüyor gibi hissederken, gelinim yanıma yaklaştı, gözlerime nefretle baktı ve bağırdı » T.C. Haber T.C. Haber
Ana Sayfa 24.05.2026

Oğlumun cenazesinin tam ortasında, kalbim binbir parçaya bölünüyor gibi hissederken, gelinim yanıma yaklaştı, gözlerime nefretle baktı ve bağırdı

1 / 2

Oğlumun cenazesinin tam ortasında, kalbim binbir parçaya bölünüyor gibi hissederken, gelinim yanıma yaklaştı, gözlerime nefretle baktı ve bağırdı: “Eşyalarını topla, bu evden hemen defolup gidiyorsun!” Bu hırslı kadının tamamen bihaber olduğu şey ise, benim tapular ve milyonluk miras hakkında sakladığım o karanlık sırdı.

BÖLÜM 1
Oğlumun cenazesinin tam ortasında, kalbim binbir parçaya bölünüyor gibi hissederken, gelinim yanıma yaklaştı. Soğuk bakışlarını gözlerime dikti ve hayatımda duyduğum en acımasız cümleyi fısıldadı: “Bırak artık şu dramı. Eşyalarını toplamaya başla, çünkü bu evden hemen defolup gidiyorsun.” Ben Tahsin Soydan. O günden sonra yaşananlar, oyunun kurallarını sonsuza dek değiştirdi.

Bir saniyeliğine kendinizi benim yerime koyun. Tek evladınız trajik bir şekilde can vermiş. Acı içinde boğuluyorsunuz, hayatın artık hiçbir anlamı kalmamış gibi hissediyorsunuz ve onun eş olarak seçtiği kadın, taziye evinde kalan birkaç akrabanın gözü önünde size “sığıntı” ve “ayak bağı” muamelesi yapıyor. Fakat gelinim Vildan’ın tamamen bihaber olduğu bir detay vardı: Beni tekme tokat dışarı atmaya çalıştığı o evi, 1987 yılında İstanbul’un Kadıköy semtinde, kendi birikimlerimle ve kendi ellerimle inşa etmiştim. Ve onun az önce miras kaldığına yemin ettiği o para, 30 milyon liradan fazla bir miktar, aslında her zaman benimdi.

Sekiz yıllık evlilikleri boyunca benim cömertliğim sayesinde lüks içinde yaşadı ama bana bir hayır kurumu muamelesi yaptı. Cenazenin ortasında rezillik çıkarmak yerine sustum. Arkamı dönüp uzaklaştım. Çünkü bazen sessizlik, atabileceğiniz en sert tokattır.

Onun bu hırsının belirtileri her zaman oradaydı. Oğlum Doğan iki ay önce o lanet olası trafik kazasında hayatını kaybettiğinde, Vildan anında her şeyin kontrolünü eline aldı. O sahte şefkat dolu sesiyle, “Evrak işlerini dert etmeyin Tahsin Bey,” dedi. “Ben her şeyle ilgilenirim.” Aslında gerçekten demek istediği şuydu: “Kenara çekil, artık burada benim borum öter.”

Cenaze evinde her şeye o karar verdi: En gösterişli tabut, en pahalı çiçekler, hatta çalınacak dualar ve müzikler… Ona Doğan’ın en sevdiği şarkıyı koymayı önerdiğimde, hani otuz yılı aşkın süre önce evin çatısına beton dökerken birlikte dinlediğimiz o türkü varya, sözümü bıçak gibi kesti. “Ay yok artık, bu çok iç karartıcı. Daha modern bir şeylere ihtiyacımız var,” diyerek kestirip attı. Onun, sanki bir televizyon dizisinin yönetmeniymiş gibi emirler yağdırarak, tasarımcı elinden çıkma siyah elbisesiyle ortalıkta salınışını izledim. Bense iki yıl önce eşim Meliha’yı toprağa verirken giydiğim aynı gri takım elbiseyle bir köşede oturmuş, kendimi bir hayalet gibi hissediyordum.

İkinci işaret, evimizde düzenlenen mevlit sırasında geldi. Yani, benim evimde, her ne kadar Vildan çoktan evin hanımı ve sahibi gibi davransa da. Beni misafirlerden uzağa, mutfağa doğru çekti. “Tahsin, senin durumunu konuşmamız lazım. Yaşını başını almış birisin, maddi olarak bize bağımlıydın. Doğan sana bakıyordu, şimdi o olmayınca… Yani ben bu yükü tek başıma sırtlayamam.”

Bu yükü sırtlayamamak mı? Sözleri içimi kavurdu. Kollarını göğsünde kavuşturarak, “Burada yaşamana izin vermekle bugüne kadar fazlasıyla iyi niyetli davrandım,” diye devam etti, “ama bu ev artık benim. Her şey benim. Doğan her şeyi bana bıraktı.”

Yavaşça başımı salladım. O bu hareketi bir kabulleniş olarak gördü. Göremediği şey ise, zihnimin çoktan her bir hamleyi hesaplamaya başlamış olduğuydu. Doğan’ın mülkün sahibi olduğuna yemin ediyordu. Evet, oğlum orada büyümüştü. Orada yaşamıştı. Ama tapu onun üstüne miydi? Asla. Bodrum katında duran, içi kırk yıl öncesine ait makbuzlar, hesap dökümleri ve yasal belgelerle ağzına kadar dolu dört çekmeceli metal arşiv dolabının varlığından da haberi yoktu. Ben emekli bir mali müşavirim; bizler asla tek bir kağıdı bile çöpe atmayız.

Fakat en önemlisi, aile vakfı ve mal varlığı fonu hakkında kesinlikle hiçbir şey bilmiyordu. Vildan, komşulara kendini kurban gibi göstererek benim finanstan anlamayan zavallı bir ihtiyar olduğumu söyleyip durdu. Benim alçakgönüllülüğümü zayıflıkla karıştırdı. Benim sessiz yasımı yenilgiyle karıştırdı. O kadının bilmediği şey, bu kibrinin ona her şeye mal olacağıydı. Nelerin yaşanmak üzere olduğunu tahmin bile edemezsiniz…

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

1 / 2
Tema Tasarım |