DOLAR
Alış: 45.52
Satış: 45.70
EURO
Alış: 52.82
Satış: 53.03
GBP
Alış: 61.00
Satış: 61.46
1.100 liraya aldığı ikinci el çamaşır makinesinden pırlanta yüzük çıktı. Fakir baba yüzüğü sahibine geri verdi
BÖLÜM 1
Sabah saat 6’da polis araçları sokağın girişinde durunca, Esenyurt’taki herkes aynı şeyi düşündü:
“Murat Yılmaz kesin bir şeye bulaştı.”
Zaten o dar sokakta kimse kimseye yabancı değildi. İnsanlar birbirinin mutfağından gelen yemek kokusunu bile tanırdı. Hangi evde kavga çıkmış, kim kirayı geciktirmiş, kimin çocuğu okuldan kaçmış… her şey konuşulurdu.
Ama o sabah farklıydı.
Polis araçlarının kırmızı-mavi ışıkları apartman duvarlarına vuruyor, perdelerin arkasında fısıltılar dolaşıyordu. Murat’ın üç çocuğu ise içeride korkuyla birbirine sarılmış ağlıyordu.
— Ben demiştim… Bu kadar sessiz insanlar hep şüphelidir.
Bu söz karşı binanın balkonundan gelmişti.
Murat duydu.
Ama cevap verecek hâli yoktu.
32 yaşındaydı. Üç çocuk babasıydı ve eşi Elif’i iki yıl önce kaybetmişti. Ağır bir enfeksiyon sonrası gelişen komplikasyonlar yüzünden genç kadın hayatını kaybetmiş, Murat’ın dünyası o gün tamamen değişmişti.
O zamandan beri Murat’ın hayatı sadece çalışmaktan ibaretti.
Sabahları Bayrampaşa Hali’nde kamyonlardan sebze kasaları indiriyor, öğleden sonra küçük bir depoda paketleme işi yapıyor, geceleri ise bazen motosikletiyle yemek siparişi dağıtıyordu.
Ama ay sonu geldiğinde kira, çocukların okul masrafları, mutfak giderleri ve küçük kızı Zeynep’in ilaçları yine karşısına dikiliyordu.
Evlerinde eski bir yarı otomatik çamaşır makinesi vardı.
Elif onu evlendikten kısa süre sonra büyük bir gururla satın almıştı. Makine yıllardır evin sessiz bir parçası gibiydi.
Ta ki geçen pazartesi aniden bozulana kadar.
Önce içinden duman çıktı.
Sonra sert bir ses geldi.
Ve makine tamamen sustu.
O gece Murat çamaşırları büyük bir leğende yıkadı. Büyük oğlu Emir okul formasını sessizce kendi ovalamaya başladı. Ortanca çocuk Kerem köpüklerle oynamak istedi ama babasının yüzündeki yorgunluğu görünce sustu.
Beş yaşındaki Zeynep ise usulca sordu:
— Baba… Annem olsaydı makineyi tamir eder miydi?
Murat gülümsemeye çalıştı.
Ama boğazındaki düğüm izin vermedi.
İki gün sonra ikinci el eşya satan küçük bir dükkânda 1.100 liraya kullanılmış bir çamaşır makinesi buldu.
Makinenin beyaz rengi sararmıştı. Kapağı hafif yamuktu. Kenarları çizik içindeydi. Ama dükkân sahibi fişe takınca motor hâlâ çalışıyordu.
— Garanti yok abi. Nasıl alırsan öyle kullanırsın.
Murat pazarlık bile yapmadı.
Çünkü pazarlık edecek gücü de kalmamıştı.
Bir nakliyeciye 200 lira verip makineyi eve taşıttı.
Aynı akşam çocuklar makineye sanki eve yeni bir bayram gelmiş gibi baktılar.
İlk çalıştırmadan önce Murat kötü kokusu çıksın diye makineyi boş şekilde çalıştırmak istedi.
Makine dönmeye başladı.
Suyun sesi duyuluyordu.
Derken içeriden sert bir metal sesi geldi.
Tak…
Tak…
Tak…
Murat hemen düğmeye bastı.
İçeride bozuk para ya da vida kaldığını düşündü.
Elini tamburun içine uzattı.
Su buz gibiydi.
Dipteki sabun kalıntılarının arasında parmakları sert, yuvarlak bir şeye değdi.
Çıkardığında nefesi kesildi.
Bu altın bir yüzüktü.
Üzerinde pırlanta bir taş vardı. Kir ve deterjan lekelerine rağmen ışığın altında hâlâ parlıyordu.
Emir şaşkınlıkla yaklaştı.
— Baba… Bu gerçek mi?
Murat yüzüğü atletinin kenarıyla sildi.
İç kısmında küçücük harflerle şunlar yazıyordu:
“S & C, sonsuza kadar”
Elleri titremeye başladı.
Bir anda gözünün önünden her şey geçti.
İki aylık kira borcu…
Emir’in yırtılmış okul ayakkabıları…
Kerem’in eksik kitapları…
Zeynep’in öksürük şurubu…
Bir kuyumcu dükkânı…
Bir rehin makbuzu…
Birkaç aylık rahat bir nefes…
Murat uzun süre sessiz kaldı.
Çok uzun süre.
Sonra küçük Zeynep usulca sordu:
— Baba… Bu bir evlilik yüzüğü mü?
O masum soru Murat’ın içindeki bütün kötü düşünceleri bir anda yok etti.
Aklına Elif geldi.
Ölene kadar parmağından çıkarmadığı ince gümüş yüzüğü…
Aynı gece Murat ikinci el eşya dükkânını aradı.
Adam önce geçiştirmeye çalıştı.
Sonra makinenin Beşiktaş’taki eski bir konaktan geldiğini söyledi.
Murat ertesi gün iş çıkışı çocukları güvendiği komşu teyzeye bırakıp verilen adrese gitti.
Büyük demir kapılı eski bir evdi.
Ama içeride garip bir sessizlik vardı.
Kapıyı yaşlı bir kadın açtı.
Bembeyaz saçlarını topuz yapmıştı. Yüzündeki yorgunluk yılların yalnızlığını taşıyordu.
Murat yüzüğü uzattı.
— Teyzeciğim… Sanırım bu size ait. Çamaşır makinesinin içinde buldum.
Kadın önce ne dediğini anlamadı.
Ama yüzüğü görünce dudakları titremeye başladı.
— Allah’ım… Bunu bana rahmetli eşim Cemal vermişti…
Kadının adı Şadiye Hanım’dı.
Yüzüğü avucuna aldı ve ağlamaya başladı.
Eşi Cemal Bey dört yıl önce hayatını kaybetmişti. Bu yüzük evlilik yıldönümlerinin simgesiydi. Aylar önce kaybolmuştu ve Şadiye Hanım onu temizlik sırasında düşürdüğünü sanmıştı.
Oğlu ise eski çamaşır makinesini annesine haber vermeden bağışlamıştı.
— Evladım… Bu sadece bir yüzük değildi… Bu benim kırk yıllık hayatımdı.
Murat başını eğdi.
Şadiye Hanım onun alnına dokunup dua etti. Nerede yaşadığını sordu.
Murat da çekinerek adresini verdi.
O gece eve dönerken ilk kez içi hafiflemişti.
Sanki Elif bir yerlerden ona gülümsüyordu.
Ama ertesi sabah, sokağın başında duran 10 polis aracını görünce şunu anladı:
İnsanlar bazen gerçeği görmek yerine, inandıkları hikâyeye inanmayı tercih ederdi.
BÖLÜM 2
Murat kapıyı açtığında dizlerinin bağı çözüldü.
Karşısında bir komiser duruyordu. Arkasında polisler vardı. Sokağın yarısı da apartmanın önünde toplanmıştı.
— Siz Murat Yılmaz mısınız?
— Evet… ama ben hiçbir şey çalmadım. Yüzüğü geri verdim. Kendim götürdüm.
Komiser Murat’a dikkatlice baktı.
— Ne yaptığınızı biliyoruz.
Bu sözleri duyunca Murat’ın yüzü bembeyaz kesildi.
Emir hemen içeride küçük Zeynep’e sarıldı. Kerem ağlayarak bağırdı:
— Babamı götürmeyin!
Tam o sırada siyah bir cip sokağa girdi.
Araçtan uzun boylu, şık giyimli bir adam indi.
Yanında da Şadiye Hanım vardı.
Kadının parmağında aynı yüzük yeniden parlıyordu.
Adam ellerini birleştirip sakin bir sesle konuştu:
— Ben Cem Şadiyeoğlu’nun oğlu Selim’im.
Murat hiçbir şey anlamıyordu.
Selim’in sesi titredi.
— Dün gece annem, babam öldüğünden beri ilk kez huzur içinde yemek yedi. Siz sadece bir yüzük geri vermediniz… ona kırk yıllık hatırasını geri verdiniz.
Komiser hemen açıklama yaptı.
Şadiye Hanım’ın kayıp yüzüğü yıllar önce sigortaya ve polise bildirilmişti. Sistem eski dosyayı yeniden aktif hâle getirince ekipler otomatik olarak yönlendirilmişti.
Selim de olay yanlış anlaşılmasın diye bizzat gelmişti.
Sonra Selim cebinden büyük bir zarf çıkardı.
İçinde bir çek vardı.
Murat rakamı görünce elleri titremeye başladı.
Bununla da kalmadı.
Selim, kendi lojistik şirketinde Murat’a kadrolu iş teklif etti.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Diğer Galeriler
-
Esra Erol’un programında aranan Fatih Aydından yeni haber
-
CHP’li Solakoğlu’ndan Kılıçdaroğluna Tepki
-
AK Parti’den Abdullah Gül’e Sert Eleştiri
-
Eşimden ayrıldıktan yıllar sonra ilk defa
-
Bir avuç incirin vücudunuzda yaratacağı değişimlere inanamayacaksınız
-
1.100 liraya aldığı ikinci el çamaşır makinesinden pırlanta yüzük çıktı. Fakir baba yüzüğü sahibine geri verdi
