Antalya Kemer Suluda Ada Tur Adalar Turu Gemi Turu Turlar Setur Gezi Turları

Kocası 3 yıl sonra “İstanbul”dan döndü » T.C. Haber T.C. Haber
Ana Sayfa 1.05.2026

Kocası 3 yıl sonra “İstanbul”dan döndü

1 / 2

PARÇA 1
Emre, 3 yıl sonra “İstanbul’a geri döndüğünde”, valizinden herkes için pahalı hediyeler çıkarmaya başladı.

Kayınvalideme altın bir kolye.

Görümceme yeni bir telefon.

Kayınbiraderime markalı bir saat.

Ve bana…

Üzerinde hâlâ %70 indirim etiketi duran, kırık bir ruj.

Mutfağın köşesinde duruyordum. Ellerim hamurluydu, üstümde eski ve lekeli bir ev kıyafeti vardı. Yüzümde ise kimsenin fark etmediği o bitkinlik… İstanbul’un dar bir mahallesinde sabah simitçi sesi, öğlen çaydanlık buharı, gece ise komşuların fısıltıları hayatımızın ritmiydi.

Emre kapıdan içeri girdiğinde ev bir anda bayram yerine döndü.

— Oğlum geldi! — diye ağladı kayınvalidem koltuktan.

Belini iki yıl önce düşüp kırmıştı. Onun tüm bakımını ben üstlenmiştim.

Kayınpederimin şekeri vardı. İlaçları, doktor randevuları, yemek düzeni… hepsi bendeydi.

5 yaşındaki kızımız Elif koşarak kapıya gitti.

— Baba!

Emre onu kucağına aldı, alnından öptü, sonra hemen yere bıraktı.

— Önce valizi açayım.

Valizi açtı. Ev bir anda heyecanla doldu.

— Anne, bu senin için.

— Baba, bu şeker ölçüm cihazı.

— Derya, sana telefon aldım.

Görümcem Derya çığlık attı.

— Emre abi! Bu kadar pahalı mı? İstanbul’da bile zor bulunur!

Ben sessizdim. Sadece bir an olsun bana bakmasını istiyordum. “Nasılsın, Derya?” demesini…

Ama bana baktığında yüzünde sevgi yoktu.

Sadece küçümseme.

— Bu ne hal? Adam eve döner, karısı hizmetçi gibi mi karşılar?

İçimde bir şey kırıldı.

Kısık sesle sordum:

— Bana ne getirdin Emre?

Güldü. Valizin içinden eski, ucuz bir ruj çıkarıp önüme fırlattı.

Ruj yere düştü.

— Al işte. Orada kimse kullanmıyordu zaten.

Derya kıkırdadı.

— Şükret Derya, sana da bir şey çıktı.

Kayınvalidem yüzünü çevirdi.

— Kadın dediğin açgözlü olmaz.

Rujumu yerden aldım. Tozluydu. Üzerindeki etiket hâlâ duruyordu.

Emre’ye baktım.

— 3 yıl boyunca bu evi ben çevirdim. Anneni ben baktım, babanın ilaçlarını ben aldım, çocuğumu ben büyüttüm. Sen hiç para göndermedin. Ve karşılığım bu mu?

Emre’nin yüzü sertleşti.

— Abartma.

— Abartma mı? Sen “geleceğimiz için çalışıyorum” dememiş miydin?

Soğuk bir sesle cevap verdi:

— Ev benim. Burada yiyip içtin. Şükret.

Ben sakin ama net konuştum:

— Bu ev senin değil, annenin üstüne. Ve ben bu evi kendi altınlarımı satarak ayakta tuttum.

O sırada Derya parfüm şişesini eline aldı.

— Bu kesin çok pahalıdır!

Sadece baktım.

— Belki de başka biri içindir?

Emre’nin yüzü kızardı.

Bir anda…

Eli yüzüme indi.

Bir tokat.

Sonra bir tane daha.

Ev buz kesti.

Kızım ağlayarak çığlık attı:

— Anne!

Emre bir defter çıkarıp önüme fırlattı.

— Bütün masraflar burada. 250.000 TL borcun var. Ödeyip çıkarsın.

Defteri açtım. İçinde benim aldığım pirinçten, kızımın defterine kadar her şey “borç” yazılmıştı.

Gözlerimi sildim. Odaya girdim. Kimliğimi, kartlarımı, iki kıyafetimi ve Elif’in fotoğrafını aldım.

Emre bağırdı:

— Nereye gidiyorsun?

Kapıyı açarken sadece şunu söyledim:

— İnsan gibi görüldüğüm yere.

Sokağa çıktım. İstanbul gecesi ağırdı.

Telefonumu açtım. Daha önce iş teklif eden bir arkadaşı aradım.

Açtı.

— Derya… önce şunu söyle: Emre gerçekten nerede çalışıyordu?

Tam o anda bilinmeyen bir numara aradı.

Açtım.

Bir kadın ağlıyordu.

— Siz Emre’nin eşi misiniz? Gerçeği bilmelisiniz… O hiçbir zaman çalışmak için yurt dışına gitmedi.

PARÇA 2
Ayaklarımın altındaki sokak bir anda yok olmuş gibi hissettim.

Duvara yaslandım. Karşıda kapanmak üzere olan bir çay ocağı vardı, sokak köpekleri havlıyordu ama benim kulaklarımda sadece o cümle yankılanıyordu:

— “O hiçbir zaman İstanbul’da çalışmaya gitmedi.”

— Sen kimsin? — dedim zorla.

Karşı taraftan hıçkırıklar arasında bir ses geldi:

— Benim adım Zeynep… Emre bana kendini “asistanım” diye tanıtırdı… ama ben de onun kurbanıyım.

Yanaklarım hâlâ tokatların acısını yanıyordu.

— Açık konuş.

— O, yurtdışı iş vaadiyle insanlardan para topluyor. Bazen kendini şirket yöneticisi, bazen vize danışmanı olarak tanıtıyor. Benim kimliğimi bile kullandı… fotoğraflarımı, sesimi, belgelerimi… Birçok kıza iş garantisi verdi.

Elim titremeye başladı.

— Peki bu 3 yıl?

— Aslında çoğunlukla Ankara, Konya ve İzmir arasında saklanarak yaşadı. Sahte uçak biletleri, sahte iş sözleşmeleri, sahte görüntülü konuşmalar… Hepsini hazırlıyordu.

Gözlerimi kapattım. O anları hatırladım.

Görüntülü konuşma istediğimde hep “internet kötü” derdi.

Para sorduğumda “şirket ödemeyi geciktirdi” derdi.

Acımı anlattığımda ise sadece “Derya, biraz daha sabret” derdi.

Zeynep devam etti:

— Elimde her şey var. Banka transferleri, mesajlar, ses kayıtları… Ama tek başıma korktum. Bugün onun dönüş videosunu gördüm. O an tanıdım.

Arkamı dönüp eve baktım. İçeride ışık yanıyordu. Muhtemelen hâlâ benimle alay ediyorlardı.

Ama o an kızım Elif aklıma geldi. İçerideydi.

Koşarak geri döndüm.

Kapı aralıktı.

İçeriden Emre’nin sesi geliyordu:

— O kadını bırakın. Sabah zaten sürünerek geri gelir.

Elif köşede ağlıyordu.

İçeri girdim. Herkes dondu.

Kayınvalidem bağırdı:

— Yine mi geldin? Oyun bitti!

Cevap vermedim. Doğrudan kızımın elini tuttum.

Emre yolumu kesti.

— Çocuk burada kalacak.

İlk kez korkmadan konuştum:

— Çocuk annesiyle gidecek.

Bileğimi sertçe tuttu.

— Mahkemeye mi gideceksin?

Telefonumu yüzüne doğru tuttum. Hoparlörde Zeynep’in sesi vardı:

— Emre, bana dokunursan tüm kayıtları polise gönderiyorum.

Emre’nin yüzü bembeyaz oldu.

Derya şaşkınlıkla sordu:

— Bu kim?!

Kayınpederim ilk kez ayağa kalktı.

— Emre… biz ne duyuyoruz?

Emre bana baktı.

— Pişman olacaksın, Derya.

Elif’i kucağıma aldım.

— Asıl pişmanlığı 3 yıl önce hissetmeliydim… seni sevgi sandığımda.

Evi terk ettim.

Sokakta bir taksi bekliyordu. Doğrudan eski bir aile dostumun evine gittik: Meryem Hanım. Bizi görünce Elif’i kucakladı.

— Artık güvendesiniz.

Gece 2’de Zeynep de geldi. Elinde bir dosya vardı.

Ellerim buz kesti.

Dosyada sadece dolandırıcılık yoktu…

En üstte evin tapu belgeleri vardı.

Meryem Hanım ciddi bir sesle konuştu:

— Derya… bu ev artık senin kayınvalidenin üstünde değil. Emre, 6 ay önce sahte imzalarla evi satmaya çalışmış.

Ağzımdan tek cümle çıktı:

— Yani… kendi annesini bile satmaya kalktı mı?

Tam o sırada Zeynep’in telefonu çaldı.

Mesaja baktı ve yüzü bembeyaz oldu.

— Emre bu gece kaçıyor… ve yanında 12 kadının pasaportu var.

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

1 / 2
Tema Tasarım |