Antalya Kemer Suluda Ada Tur Adalar Turu Gemi Turu Turlar Setur Gezi Turları

Annem zayıflamaya başlamıştı, onun eve girdiğini gördüğümde titriyordum ve sadece “bir yere çarptım” diye yemin ediyordu… » T.C. Haber T.C. Haber
Ana Sayfa 29.04.2026

Annem zayıflamaya başlamıştı, onun eve girdiğini gördüğümde titriyordum ve sadece “bir yere çarptım” diye yemin ediyordu…

1 / 2

BÖLÜM 1

“Annem bu evde fazla, Mehmet… ve bir gün onunla ben arasında seçim yapmak zorunda kalacaksın.”

Bunu bana karım Elif, ocak ayının soğuk bir gecesinde söyledi. Annem arka odada uyuyordu. Ben Mehmet Yılmaz, 65 yaşındayım ve İstanbul’un Küçükçekmece ilçesinde neredeyse 40 yıl ortaokul öğretmenliği yaptım. Hayatım boyunca birlikte yaşadığım kadını tanıdığımı sanmıştım: 40 yıllık evlilik, iki çocuk, borçlar, hastalıklar ve en küçük oğlumuzun cenazesi… Ama bazı insanlar gerçek yüzlerini, kimsenin görmediğini sandıkları anlarda gösterir.

Annem Fatma Hanım 85 yaşındaydı. Hep güçlü bir kadındı; mahallede herkese yetişen, sabah ezanından önce kalkıp evini toparlayan türden. Ama iki yıl önce unutkanlık başladı: anahtarlarını buzdolabına koyuyor, babamın adıyla bana sesleniyor, Üsküdar’daki eski günlerde simit sattığı zamanları defalarca anlatıyordu. Doktor erken evre demans dedi. Artık yalnız kalamazdı.

Kızım Zeynep İzmir’de yaşıyor, iki çocuğu var, kendi hayatına zar zor yetişiyor. Bu yüzden Elif’le birlikte annemi evimize almaya karar verdik. En azından ben öyle sanıyordum.

Annemize, vefat eden oğlumuz Emre’nin odasını verdik. Elif perdeleri değiştirdi, dolabı düzenledi, gülümseyerek “Burada rahat edecek” dedi.

İlk haftalar sakin geçti. Annem dizilerini izliyor, bulmaca çözüyor, bazen bana “çayla simit getir” diyordu. Ama Aralık ayına doğru bir şeyler değişti. Geç kalkmaya başladı, iştahı azaldı, zayıfladı ve Elif odaya girdiğinde titremeye başlıyordu.

Bir akşam mutfakta mercimek çorbası ısıtırken annem bana sessizce sordu:

— Oğlum… Elif bana kızıyor mu?

Boğazım düğümlendi.

— Hayır anne, neden öyle diyorsun?

Ellerine baktı.

— Çünkü bana bakarken burada olmamam gerekiyormuş gibi bakıyor.

Bunu hastalığın bir oyunu diye düşünmek istedim. Ama sonra morlukları gördüm. Önce kolunda koyu bir iz, sonra omzunda bir başka morluk. Annem “dolaba çarptım, ayağım takıldı” diyordu. Ama Elif yaklaştığında annem küçülüyor, adeta içine kapanıyordu.

Bir sabah mutfakta Elif’i annemin karşısında dururken gördüm. Çok alçak sesle konuşuyordu, soğuk bir tonla. Beni görünce hemen gülümsedi:

— Sadece ilaçlarını hatırlatıyordum.

Ama annemin elleri o kadar titriyordu ki hap kutusunu bile açamıyordu.

O gece uyuyamadım. Yanımda Elif’in nefesini dinlerken, hayatımı paylaştığım kadının anneme zarar verip vermediğini düşündüm.

Sonunda içimi parçalayan bir karar verdim: küçük bir güvenlik kamerası aldım ve annemin odasındaki bir aile fotoğrafının arkasına gizledim.

Ertesi gün kayıtları kontrol ettim.

Gece 00:23’te Elif odaya girdi.

Ve gördüğüm şey beni olduğu yere çiviledi…..

BÖLÜM 2

Videoda annem mavi battaniyesine sarılmış halde uyuyordu. Elif çıplak ayakla, gecelikle odaya girdi ve ona sanki salonda bırakılmış bir eşya gibi baktı. Bir an sadece kontrol edeceğini düşündüm.
Ama omzundan sertçe sarstı.
Annem şaşkınlıkla uyandı. Başını yeni kaldırmıştı ki Elif onu tekrar yastığa itti.
Ses kaydı net değildi ama duyabildiğim kelimeler içimi yakıyordu: “yük”, “işe yaramaz yaşlı kadın”, “hayatımı mahvettin”, “böyle bir yerdesin, huzurevine gitmelisin”…
Annem sessizce ağlıyordu. Kendini savunmadı. Bağırmadı. Sadece ellerini bir dua eder gibi birleştirdi.
Sonra Elif, benim daha önce morluk gördüğüm kolundan tuttu.
—Javuz’a bir şey söylemeyeceksin —diye fısıldadı ve bu kez net duyuldu—. Ağzını açarsan seni kimsenin bulamayacağı bir yere gönderirim. Kimse de seni ziyaret etmez.
Bilgisayarın karşısında donup kaldım. Kırk yıllık evlilik üzerime yıkılmış gibiydi. O kadın çocuklarımı büyütmüştü, Emre’yi kaybettiğimizde mezarlıkta elimi tutmuştu, en zor günlerimde yanımdaydı. Ve şimdi gece yarısı anneme işkence ediyordu.
Hemen yukarı çıkıp yüzleşmek istedim. Ama içimdeki bir ses bana kanıt gerektiğini söyledi. Elif zekiydi. Delilsiz konuşursam annemin demansını bahane eder, beni suçlu çıkarırdı. Bu yüzden hayatımda ilk kez sustum.
Beş gece boyunca kamera kayıt yaptı.
Her sabah videoları izlerken midem taş gibi oluyordu. Bazen sadece bağırıyordu. Bazen çimdikliyordu. Bir gece tokat attı. Başka bir gece ilaçları zorla yutturdu, “Gün boyu susarsın” diyerek. Annemin neden sürekli uyuduğunu, neden yemek yemediğini o zaman anladım.
Kahvaltılarda hiçbir şey olmamış gibi davranıyordum. Ama içim çürüyordu.
Beşinci gün eski öğrencim olan avukat Ayşe Demir’le buluştum. Ümraniye’de bir kafede videoları gösterdim. Uzun süre konuşmadı. Sonra bilgisayarı kapatıp bana baktı.
—Mehmet Bey, bu yaşlıya karşı şiddet, darp ve aile içi istismar. Annenizi bugün oradan çıkarmalısınız.
—Ev onun da evi —dedim—. Direkt karşı çıkarsam daha kötü olur.
—O zaman doğru şekilde yapacağız. Hastaneye götürün, darpları belgeleyin, Aile ve Sosyal Hizmetler’e bildirin. Ama daha fazla beklemeyin.

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

1 / 2
Tema Tasarım |