DOLAR
Alış: 44.93
Satış: 45.11
EURO
Alış: 52.53
Satış: 52.74
GBP
Alış: 60.55
Satış: 61.00
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
29.04.2026
Annem zayıflamaya başlamıştı, onun eve girdiğini gördüğümde titriyordum ve sadece “bir yere çarptım” diye yemin ediyordu…
- BÖLÜM 1 “Annem bu evde fazla, Mehmet… ve bir gün onunla ben arasında seçim yapmak zorunda kalacaksın.” Bunu bana karım Elif, ocak ayının soğuk bir gecesinde söyledi. Annem arka odada uyuyordu. Ben Mehmet Yılmaz, 65 yaşındayım ve İstanbul’un Küçükçekmece ilçesinde neredeyse 40 yıl ortaokul öğretmenliği yaptım. Hayatım boyunca birlikte yaşadığım kadını tanıdığımı sanmıştım: 40 yıllık evlilik, iki çocuk, borçlar, hastalıklar ve en küçük oğlumuzun cenazesi… Ama bazı insanlar gerçek yüzlerini, kimsenin görmediğini sandıkları anlarda gösterir. Annem Fatma Hanım 85 yaşındaydı. Hep güçlü bir kadındı; mahallede herkese yetişen, sabah ezanından önce kalkıp evini toparlayan türden. Ama iki yıl önce unutkanlık başladı: anahtarlarını buzdolabına koyuyor, babamın adıyla bana sesleniyor, Üsküdar’daki eski günlerde simit sattığı zamanları defalarca anlatıyordu. Doktor erken evre demans dedi. Artık yalnız kalamazdı. Kızım Zeynep İzmir’de yaşıyor, iki çocuğu var, kendi hayatına zar zor yetişiyor. Bu yüzden Elif’le birlikte annemi evimize almaya karar verdik. En azından ben öyle sanıyordum. Annemize, vefat eden oğlumuz Emre’nin odasını verdik. Elif perdeleri değiştirdi, dolabı düzenledi, gülümseyerek “Burada rahat edecek” dedi. İlk haftalar sakin geçti. Annem dizilerini izliyor, bulmaca çözüyor, bazen bana “çayla simit getir” diyordu. Ama Aralık ayına doğru bir şeyler değişti. Geç kalkmaya başladı, iştahı azaldı, zayıfladı ve Elif odaya girdiğinde titremeye başlıyordu. Bir akşam mutfakta mercimek çorbası ısıtırken annem bana sessizce sordu: — Oğlum… Elif bana kızıyor mu? Boğazım düğümlendi. — Hayır anne, neden öyle diyorsun? Ellerine baktı. — Çünkü bana bakarken burada olmamam gerekiyormuş gibi bakıyor. Bunu hastalığın bir oyunu diye düşünmek istedim. Ama sonra morlukları gördüm. Önce kolunda koyu bir iz, sonra omzunda bir başka morluk. Annem “dolaba çarptım, ayağım takıldı” diyordu. Ama Elif yaklaştığında annem küçülüyor, adeta içine kapanıyordu. Bir sabah mutfakta Elif’i annemin karşısında dururken gördüm. Çok alçak sesle konuşuyordu, soğuk bir tonla. Beni görünce hemen gülümsedi: — Sadece ilaçlarını hatırlatıyordum. Ama annemin elleri o kadar titriyordu ki hap kutusunu bile açamıyordu. O gece uyuyamadım. Yanımda Elif’in nefesini dinlerken, hayatımı paylaştığım kadının anneme zarar verip vermediğini düşündüm. Sonunda içimi parçalayan bir karar verdim: küçük bir güvenlik kamerası aldım ve annemin odasındaki bir aile fotoğrafının arkasına gizledim. Ertesi gün kayıtları kontrol ettim. Gece 00:23’te Elif odaya girdi. Ve gördüğüm şey beni olduğu yere çiviledi….. BÖLÜM 2 Videoda annem mavi battaniyesine sarılmış halde uyuyordu. Elif çıplak ayakla, gecelikle odaya girdi ve ona sanki salonda bırakılmış bir eşya gibi baktı. Bir an sadece kontrol edeceğini düşündüm. Ama omzundan sertçe sarstı. Annem şaşkınlıkla uyandı. Başını yeni kaldırmıştı ki Elif onu tekrar yastığa itti. Ses kaydı net değildi ama duyabildiğim kelimeler içimi yakıyordu: “yük”, “işe yaramaz yaşlı kadın”, “hayatımı mahvettin”, “böyle bir yerdesin, huzurevine gitmelisin”… Annem sessizce ağlıyordu. Kendini savunmadı. Bağırmadı. Sadece ellerini bir dua eder gibi birleştirdi. Sonra Elif, benim daha önce morluk gördüğüm kolundan tuttu. —Javuz’a bir şey söylemeyeceksin —diye fısıldadı ve bu kez net duyuldu—. Ağzını açarsan seni kimsenin bulamayacağı bir yere gönderirim. Kimse de seni ziyaret etmez. Bilgisayarın karşısında donup kaldım. Kırk yıllık evlilik üzerime yıkılmış gibiydi. O kadın çocuklarımı büyütmüştü, Emre’yi kaybettiğimizde mezarlıkta elimi tutmuştu, en zor günlerimde yanımdaydı. Ve şimdi gece yarısı anneme işkence ediyordu. Hemen yukarı çıkıp yüzleşmek istedim. Ama içimdeki bir ses bana kanıt gerektiğini söyledi. Elif zekiydi. Delilsiz konuşursam annemin demansını bahane eder, beni suçlu çıkarırdı. Bu yüzden hayatımda ilk kez sustum. Beş gece boyunca kamera kayıt yaptı. Her sabah videoları izlerken midem taş gibi oluyordu. Bazen sadece bağırıyordu. Bazen çimdikliyordu. Bir gece tokat attı. Başka bir gece ilaçları zorla yutturdu, “Gün boyu susarsın” diyerek. Annemin neden sürekli uyuduğunu, neden yemek yemediğini o zaman anladım. Kahvaltılarda hiçbir şey olmamış gibi davranıyordum. Ama içim çürüyordu. Beşinci gün eski öğrencim olan avukat Ayşe Demir’le buluştum. Ümraniye’de bir kafede videoları gösterdim. Uzun süre konuşmadı. Sonra bilgisayarı kapatıp bana baktı. —Mehmet Bey, bu yaşlıya karşı şiddet, darp ve aile içi istismar. Annenizi bugün oradan çıkarmalısınız. —Ev onun da evi —dedim—. Direkt karşı çıkarsam daha kötü olur. —O zaman doğru şekilde yapacağız. Hastaneye götürün, darpları belgeleyin, Aile ve Sosyal Hizmetler’e bildirin. Ama daha fazla beklemeyin.
- O gün Elif markete çıktığında annemi aile hekimimiz Dr. Hüseyin’e götürdüm. Sadece rutin kontrol dedim. Annem camdan dışarı bakıyor, sanki geri götürülecek diye korkuyordu. Doktor onu muayene etti. Morlukların fotoğraflarını çekti. Sakin bir sesle ne olduğunu sordu. Annem her zamanki cevapları verdi: “çarptım”, “düştüm”, “hatırlamıyorum”. Sonra doktor elini tuttu: —Fatma Hanım, burada kimse size kızmayacak. Güvendesiniz. Annem çöktü. Her şeyi anlattı. Bitirdiğinde doktor telefonu kaldırdı: —Hemen sosyal hizmetleri ve polisi arıyorum. O anda artık geri dönüş olmadığını anladım. Ama Elif’in, videoları görünce ne söyleyeceğini duymak gerekiyordu. BÖLÜM 3 Polis önce sağlık merkezine geldi. Videoları ve raporu izledikten sonra bizi eve kadar götürdüler. Annem o sırada belediyenin sosyal hizmet görevlisiyle kalıyordu. Titriyordu ama ilk kez korkudan büzülmemişti. Eve girdiğimizde Elif salonda çamaşır katlıyordu. Hiçbir şey olmamış gibi başını kaldırdı ve gülümsedi. —Ne oldu? Polis niye geldi? Memur, yaşlıya yönelik şiddet şüphesiyle şikâyet olduğunu söyledi. Elif bana baktı. —Bunu sen mi yaptın? Bir yaşlı kadın için mi? Bu cümle evliliğimizin sonu oldu. Önce inkâr etti. Annemin uydurduğunu, demansın hayal gördürdüğünü, kızımın beni doldurduğunu söyledi. Ama polis videonun bir kısmını açtığında yüzü bembeyaz oldu. Ekranda annemin kolunu sıktığı an görünüyordu. Artık konuşmadı. O gün götürüldü. Onu kelepçeli görmek içimi acıttı. Ama annemin her gece sessizce ağladığını düşünmek daha da ağırdı. Süreç uzun ve yıpratıcı geçti. Elif videoların “özel hayat ihlali” olduğunu iddia etti. Avukatı annemi “şaşkın yaşlı kadın”, beni “öfkeli eş” gibi göstermeye çalıştı. Ama görüntüler, doktor raporları ve annemin ifadesi her şeyi değiştirdi. Mahkeme koruma kararı verdi. Elif bize yaklaşamaz hale geldi. Bir süre sonra aile içi şiddet ve yaralama suçundan ceza aldı. İstediğim ceza bu değildi belki ama özgürlüğünü, evliliğimizi ve saygınlığını kaybetti. Boşanma davasını ilk duruşmadan sonra açtım. Kızım Zeynep İzmir’den geldi. Anneannesine sarılıp ağladı. Annem onu tam hatırlamasa da saçını okşayıp “Önemli değil kızım, geldin ya” dedi. Bir yıl annemle evde yaşadım. Yavaş yavaş yeniden gülmeye başladı. Ama hastalık ilerliyordu. Sonunda Ankara yolunda bir bakım merkezine yerleştirdik. Her gün ziyaret ediyorum. Bazen beni tanıyor, bazen “beyefendi” diyor. Ama artık korkmuyor. Kapı açıldığında küçülmüyor. Şimdi büyük ve sessiz bir evde yalnızım. Bazı geceler Elif’in boş sandalyesine bakıyorum. Her şeyin nerede bozulduğunu düşünüyorum. Belki oğlumun ölümü her şeyi çatlatmıştı. Belki de hep vardı, sadece saklıydı. Ama şunu biliyorum: yaşlı istismarı çoğu zaman yabancıdan gelmez. Bazen aynı sofrayı paylaştığın insandır. Aynı yatakta uyuduğundur. Eğer bir yaşlıda açıklanamayan morluklar, korku, kilo kaybı veya içe kapanma görürsen, görmezden gelme. Sor. Bak. Kaydet. Müdahale et. Ben evliliğimi kaybettim. Ama annemi kurtardım. Ve bir daha seçmem gerekseydi, yine hiçbir şeyi düşünmeden her şeyi yıkardım.
Benzer Galeriler
-
Annem beni 500 bin liraya yaşlı, bekar bir adama verdi.
-
Polis memuru, sokakta bir kızı kurtaracağını sandı…
-
Yedi yıl sonra yurt dışından dönen bir oğul,
-
Oğlumun cenazesinde tabutun başında ağlıyordum. Tam o sırada gelinim kulağıma eğilip, “77 milyon dolardan sana bir kuruş bile kalmayacak…” dedi.
-
Koramiral bir deniz subayını 1.000 askerin önünde dövdü
-
Bir kız evinde dev bir piton besliyordu: bir gün yılan garip davranmaya başladı


