Antalya Kemer Suluda Ada Tur Adalar Turu Gemi Turu Turlar Setur Gezi Turları

Bunlar benim kaçırılan çocuklarım hanımefendi » T.C. Haber T.C. Haber
Ana Sayfa 29.04.2026

Bunlar benim kaçırılan çocuklarım hanımefendi

1 / 2

— Bunlar benim kaçırılan çocuklarım hanımefendi, siz onları kendi çocuklarınızmış gibi büyütüyorsunuz!

1. BÖLÜM

O kadının sesi, İstanbul’daki bir Migros’un mısır gevreği reyonunun tam ortasında patladı. Elimde bir kutu Coco Pops tutuyordum, iki çocuğum da alışveriş arabasında oturuyordu: Altı yaşındaki Deniz ve dört yaşındaki Selin. Kadın kolumu o kadar sert kavradı ki tırnakları etime battı.

— Bırakın beni — dedim çocukları korkutmamaya çalışarak. — Karıştırıyorsunuz.

Ama beni bırakmadı. Gözleri şişmişti, saçları darmadağındı ve yüzünde hiç de sahte görünmeyen bir çaresizlik vardı.

— Deniz! Selin! Benim, annenizim. Söyleyin bu kadına sizi bıraksın!

Kanımın çekildiğini, ayak parmak uçlarıma kadar donduğumu hissettim. İsimlerini nereden biliyordu? Deniz bacaklarını sallamayı bıraktı ve bana sanki imkânsızı açıklayabilirmişim gibi baktı. Selin ağlamaya başladı.

— Çocuklarımın isimleri öyle çünkü onları ben koydum — dedim, sesim istediğimden daha kararsız çıksa da. — Eşim ve ben onları bebekliklerinden beri büyüyoruz.

Kadın acı dolu, kırık bir kahkaha attı.

— Bebekliklerinden beri mi? Murat size Deniz’in sağ ayak bileğinde bir doğum lekesiyle doğduğunu da söyledi mi? Ya da Selin’in bir yaşındayken yataktan düştüğü için kaşının tam üstünde küçük bir yara izi olduğunu?

Alışveriş arabası ellerimin altında kayıyor gibiydi. Deniz’in gerçekten o lekesi vardı. Selin’in de gerçekten o izi vardı. Eşim Murat, her zaman bunların çocuklukta olan normal şeyler, önemsiz kazalar olduğunu söylerdi.

İnsanlar etrafımızda toplanmaya başladı. Bir teyze elindeki taze simit poşetini yere bıraktı. Market yelekli bir genç telsizle konuşuyordu. Biri güvenliğin gelmek üzere olduğunu fısıldadı.

— Üç yıl önce kayıp ihbarında bulunmuştum — dedi kadın ağlayarak. — Onları Şile’de bir plajdan götürdüler. Herkes boğulduklarını söyledi ama ben yaşadıklarını biliyordum. Bir anne bunu bilir.

— Delirmişsiniz siz — diye fısıldadım ama artık kendim bile buna tam inanmıyordum.

İki güvenlik görevlisi gelip benden sakinleşmemi istedi. Benden. Sanki şüpheli benmişim gibi.

— Hanımefendi, onların çocuklarınız olduğunu kanıtlayabilir misiniz? — diye sordu biri.

Titreyen ellerimle telefonumu çıkardım.

— Fotoğraflarım var, belgelerim, evlatlık kağıtları… Eşimde hepsi, evde duruyor.

— Evlatlık mı? — diye sordu güvenlik görevlisi.

Ve işte o an hatamı anladım. Ben onların biyolojik annesi değildim. Murat evlendiğimizde, Deniz ve Selin’in onu terk eden bir kadından olduğunu anlatmıştı. Hem ona hem de çocuklara aynı anda aşık olmuştum. Hiç soru sormadan evlatlık belgelerini imzalamıştım çünkü onları seviyordum.

Kadın bana sanki en kötü ihtimali az önce doğrulamışım gibi baktı.

— Kocanızın adı Murat, değil mi?

Cevap vermedim.

— Esmer, boylu poslu, çenesinde bir yara izi var. Çocuklarım kaybolmadan önce bizim Şile’deki yazlığın oralarda dolandığını görmüştüm.

Polisler dakikalar sonra geldi. Kadını benden ayırdılar. Bir memur T.C. Kimliğimi istedi, diğeri ise kucağına Selin’i aldı; Selin sanki kollarımı koparıyorlarmış gibi adımı haykırdı: “Anne, hayır!” O çığlık beni ikiye böldü.

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

1 / 2
Tema Tasarım |