DOLAR
Alış: 44.77
Satış: 44.95
EURO
Alış: 52.68
Satış: 52.89
GBP
Alış: 60.39
Satış: 60.84
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
21.04.2026
Onunla iki yıl önce tanıştım.
- İki yıl önce Taner’le tanıştım. On yıl önce geçirdiği bir kazada bacağını kaybetmiş, aynı dönemde doğan ikiz kızlarını tek başına büyütmüş bir adamdı. İlk eşi bebekler üç aylıkken “bu hayata hazır değilim” deyip gitmiş ve bir daha geri dönmemişti. Kızlar babalarına “Süpermen” diyordu. Evlendikten sonra onun evine taşındım. Bir gün garajı temizlerken eski bir koltuğun minderleri arasına sıkışmış sararmış bir zarf buldum. İçindeki notta şu yazıyordu: “Eğer bunu okuyorsan, bil ki sana yalan söylüyor. Kazanın olduğu gece gerçekte ne olduğunu bilmiyorsun. Kaçmak zorunda kaldım. Her zamanki gibi davran…” Hikâye o an başladı. Taner’e âşık olurken en çok hayran kaldığım şey gücüydü. Tek başına iki çocuk büyütmek kolay değildi. Üstelik protez bacakla… Buna rağmen hiç şikâyet etmezdi. Kızlar onun etrafında pervane olurdu. Evimizin içinde eksik olan tek şey geçmişe dair sorulardı. O konuya girildi mi, Taner cümleleri kısaltırdı. Garaj ise evin suskun köşesiydi. Tozlu, kapalı ve sanki yıllardır açılmamış bir sandık gibi. O gün Taner kızları parka götürünce temizliğe başladım. Koltuğun arasındaki zarfı bulduğumda içime tarif edemediğim bir ürperti yayıldı. Notu okuyunca dünya bir anlığına yerinden kaydı. “Sana yalan söylüyor.” Kim? Taner mi? Yoksa bana anlatılan hikâyenin kendisi mi? O akşam hiçbir şey olmamış gibi davrandım. Taner kapıdan girip “Biz geldik!” dediğinde yüzüme dikkatle baktı mı, yoksa ben mi öyle sandım bilmiyorum. Kızlar günlerini anlattı, birlikte yemek yedik. Ama içimdeki ses susmadı. Gece herkes uyuduğunda zarfı tekrar inceledim. Kâğıdın arkasında silik bir iz fark ettim. Kurşun kalemle bastırılarak yazılmış gibi… Üzerine hafifçe kurşun kalem sürdüğümde alt metin belirginleşti: bir tarih ve bir hastane adı. Ertesi gün Taner’e kazayla ilgili belgeleri sordum. Dosyayı getirdi. Her şey tutarlı görünüyordu: yağışlı hava, direksiyon hâkimiyetini kaybetme, tek taraflı kaza. Ama dosyada dikkatimi çeken bir detay vardı: “Araçta ikinci bir yetişkin bulundu.” Yanında “kimlik tespit edilemedi” yazıyordu. “Bu ne demek?” dedim. Taner’in yüzü bir anlığına gerildi. “O gece çok karışıktı,” dedi. “Raporlar hep eksik olur.” İçimdeki düğüm biraz daha sıkılaştı. Hastaneye tek başıma gittim. Eski tarihli kayıtlara ulaşmak zor oldu ama sonunda bir hemşire, arşivdeki notlara bakmama izin verdi. Kaza gecesi Taner’le birlikte bir kadın da getirilmişti. Kadın ağır yaralıydı ama hayattaydı. Dosyada “Refakatçi olarak ayrıldı” ibaresi vardı. Refakatçi? Eve döndüğümde artık korkudan çok öfke hissediyordum. Akşam kızlar odalarına çekilince Taner’i salona çağırdım. Zarfı masaya koydum. “Bu ne?” dedi, sesi kısılmıştı. “Bilmiyorum,” dedim. “Ama kazada yalnız değildin.” Uzun süre sessiz kaldı. Sonunda protezini çıkardı, koltuğa oturdu ve yüzünü ellerinin arasına aldı
- “Anlatmam gerekiyordu,” dedi. “Ama korktum.” Kaza gecesi yanında ilk eşi değil, başka bir kadın varmış. İş yerinden bir arkadaşı. Aralarında duygusal bir yakınlaşma başlamış. Yağmurda yola çıktıklarında tartışmışlar. Direksiyon hâkimiyetini kaybetmiş. Kadın ağır yaralanmış ama hayatta kalmış. Taner hastanede bilinci yerine geldiğinde ilk sorduğu şey kızları olmuş. O sırada eşi gerçeği öğrenmiş. Onu terk etmiş. “Beni kazadan dolayı değil,” dedi Taner, gözleri dolarak. “İhanetten dolayı bıraktı.” “Peki not?” dedim. Derin bir nefes aldı. “Hastaneden çıktıktan sonra o kadın beni tehdit etti. Eşime her şeyi anlatacağını söyledi. Ama zaten öğrenmişti. Sonra ortadan kayboldu. O notu garaja sakladım. Unutmak istedim.” “Niye bana yalan söyledin?” diye sordum. “Çünkü seni kaybetmekten korktum,” dedi. “Kızların gözünde kahraman kalmak istedim. Her şeyi kazaya bağlamak daha kolaydı.” O an anladım: Not bana değil, belki de vicdanına yazılmıştı. “Sana yalan söylüyor” cümlesi aslında Taner’in kendisineydi. Uzun süre konuşmadık. İçimde iki ses vardı. Biri “Git” diyordu. Diğeri ise yıllardır tek başına yük taşıyan, hatasını saklayarak güçlü görünmeye çalışan adamı hatırlatıyordu. “Beni aldattın,” dedim sakin bir sesle. “Yıllar önce bile olsa. Ve en kötüsü, gerçeği sakladın.” Başını eğdi. “Haklısın.” “Ben mükemmel bir kahramanla evlenmedim,” dedim. “Bir insanla evlendim. Ama yalanla yaşayamam.” O gece kararımı verdim. Gitmedim. Ama her şeyin yeniden inşa edilmesi gerektiğini söyledim. Evliliğin, güvenin ve özellikle kızların geleceğinin gerçeğe dayanması gerektiğini. Ertesi sabah Taner kızları karşısına aldı. Onlara, annelerinin gidişinin sadece kazayla ilgili olmadığını, kendi hatalarının da payı olduğunu anlattı. Çocukların gözlerindeki hayal kırıklığı ağırdı ama bir şey daha vardı: dürüstlüğün getirdiği sade bir açıklık. Aylar geçti. Kolay olmadı. Ama yalanın gölgesi yavaş yavaş dağıldı. Garajı tamamen boşalttım. O koltuğu attık. Zarfı ise yakmadım. Bir kutunun içine koyup sakladım. Çünkü o not, evliliğimizi yıkmadı; gerçeği ortaya çıkardı. Bazen kahraman sandığımız insanlar düşer. Önemli olan, düştükten sonra ayağa kalkarken dürüst olup olmadıklarıdır. Taner artık kızların gözünde Süpermen değil belki. Ama benim gözümde, hatasını kabul edip gerçeği seçen bir insan. Ve bazen, en gerçek kahramanlık budur.
Benzer Galeriler
-
Mezarlık bekçisi, mezarlardan birinin donmadığını ve en soğuk havalarda bile yeşil kaldığını fark etti.
-
Bir adam hurdalıkta eski, yıpranmış bir koltuk buldu ve eve getirdi.
-
Düğünden sadece iki ay sonra, kızımın üvey babası beni aradı
-
Küçük bir kızı evlat edindim
-
Onunla iki yıl önce tanıştım.
-
Üvey annemin bakımevi için her ay 80 bin lira ödüyordum


