DOLAR
Alış: 44.76
Satış: 44.94
EURO
Alış: 52.66
Satış: 52.87
GBP
Alış: 60.37
Satış: 60.82
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
20.04.2026
Yirmi yıl önce bir fırtına sırasında bir çocuğu kurtarmıştım — dün, beni şaşkına çeviren bir şeyle kapıma geldi.
- Yirmi yıl önce, dağlarda çıkan bir fırtınada kaybolmuş küçük bir çocuğu kurtarmıştım. O gece verdiğim bir söz, aradan geçen onca zamana rağmen unutulmamıştı. Dün kapım çaldığında, geçmiş sandığım o an geri dönmüş ve hayatımı bir kez daha değiştirmişti. O zamanlar kırklı yaşlarımdaydım. Her fırsatta sırt çantamı alır, dağlara kaçardım. Doğa benim sığınağımdı. O gün hava açık başlamıştı ama öğleden sonra gökyüzü aniden karararak öfkeyle homurdanmaya başladı. Rüzgâr ağaçları eğiyor, şimşekler vadiyi parçalıyor, yağmur adeta taş gibi yağıyordu. Kamp alanıma ulaşmaya çalışırken rüzgârın uğultusunun arasından ince, boğuk bir hıçkırık sesi duydum. Duraksadım. Bir hayvan olamazdı. Sesi takip ettiğimde, bir çam ağacının dibine sinmiş, sırılsıklam olmuş küçük bir çocuk gördüm. On iki yaşlarındaydı. Dişleri birbirine vuruyor, gözleri korkuyla etrafı tarıyordu. “Hey, sakin ol,” dedim, yağmurluğumu çıkarıp omuzlarına sararken. “Artık yalnız değilsin.” Adının Emre olduğunu söyledi. Okul yürüyüş grubuyla gelmiş, bir anlık dalgınlıkla patikadan sapmış, sonra da fırtına bastırmıştı. Onu çadırıma götürdüm, kuru kıyafetler verdim, termosumdaki sıcak çayı içirdim. Çorba ısıtırken dışarıdaki fırtına çadırın bezini yumrukluyordu ama içeride küçük bir güven dünyası kurmuştuk. “Sen olmasaydın ölmüştüm,” dedi kısık sesle. “Bir gün sana borcumu ödeyeceğim.” Gülümsedim. “Bana hiçbir şey borçlu değilsin.” Ama o söz, onun zihninde yer etmişti. Ertesi sabah hava açtığında onu dağın eteğindeki servis aracına ve telaşlı öğretmenine teslim ettim. Teşekkürler edildi, özürler dilendi. Ben ise çantamı sırtlanıp yoluma devam ettim. O günü yıllar içinde güzel ama uzak bir anı olarak sakladım. Zaman geçti. Dizlerim eskisi gibi değildi. Dağlara çıkmayı bıraktım. Küçük bir kasabada mütevazı evimde sakin bir hayat sürmeye başladım
- Dün akşam, yoğun bir kar fırtınası vardı. Pencereler zangırdıyor, rüzgâr bacada uğulduyordu. Tam çay koymuştum ki kapım hafifçe tıklandı. Bu havada kim dışarıda olabilirdi? Kapıyı açtığımda karşımdaki uzun boylu, kendinden emin genç adamı tanıyamadım. “Buyurun?” dedim. “Sanırım beni hatırlarsınız,” dedi sakin ama duygulu bir sesle. “Yirmi yıl önce, dağda.” Kalbim hızlandı. Yüzüne dikkatle baktım. Gözleri… Evet, o gözleri unutamazdım. “Emre?” dedim fısıltıyla. Gülümsedi. Sonra sırt çantasını öne aldı ve içinden bir dosya çıkardı. Kalın, resmi evraklarla dolu bir dosya. “İçeri geçelim mi? Anlatmam gereken şeyler var.” Salona oturduk. Sobanın çıtırtısı aramızdaki sessizliği dolduruyordu. “Ben o geceden sonra hayatımı değiştirdim,” diye başladı. “Çünkü bir yabancı, hayatını riske atıp beni kurtardı. Ben de insanları kurtarmak istedim.” Dosyayı açtı. İçinde arama-kurtarma ekibi kimliği, sertifikalar, fotoğraflar vardı. AFAD’da görevliydi. Dağ kurtarma uzmanı olmuştu. Gözlerim doldu. “Geçen hafta,” dedi sesi ciddileşerek, “bu bölgede yapılacak yeni dağ güvenliği merkezi için bir proje başlattık. Fırtınalar giderek daha tehlikeli oluyor. Ama bütçe onayında sorun çıktı.” Duraksadı. “Projeye yerel destek ve bağış şartı koydular. Ben de sponsor ararken bir isimle karşılaştım.” Bana baktı. “Yıllar önce hayatımı kurtaran adamın, zamanında dağcılık ekipmanları tasarladığını öğrendim.” Şaşırdım. Gençliğimde tasarladığım kamp ekipmanları küçük bir markaya dönüşmüş, yıllar içinde satılmıştı. O markanın hâlâ telif ödemeleri yaptığını bile unutmuştum. Emre dosyadan bir belge çıkardı. “Bu merkez sizin adınızı taşıyabilir. Ve telif gelirlerinizin küçük bir kısmıyla proje tamamen finanse edilebilir. Ama asıl mesele para değil.” Gözlerimin içine baktı. “Merkezin danışmanı olmanızı istiyorum. Gençlere güvenli dağcılığı öğretmenizi. Benim gibi kaybolabilecek çocuklar için.” O an içimde yıllardır sönmüş sandığım ateş yeniden yandı. Dağlardan uzak kalmıştım ama dağlar içimden hiç çıkmamıştı. “Dizlerim artık eskisi gibi değil,” dedim hafifçe. “Zirveye çıkman gerekmiyor,” dedi gülümseyerek. “Sadece ışık olman yeterli.” Dışarıda kar fırtınası şiddetlenmişti. Yirmi yıl önceki o geceyi hatırladım. Çadırın içindeki sıcaklığı. Küçük bir çocuğun gözlerindeki korkunun umuda dönüşmesini. O gece ben sadece bir hayat kurtardığımı sanmıştım. Oysa şimdi anlıyordum: Kurtardığım şey yalnızca bir çocuk değildi. Bir amaçtı. Bir gelecek ihtimaliydi. Ve belki de kendi içimde kaybolmak üzere olan bir parçaydı. Elimi uzattım. “Ne zaman başlıyoruz?” dedim. Emre’nin yüzündeki gurur ve minnet ifadesi her şeye bedeldi. Fırtına dışarıda devam ediyordu. Ama bu kez, içimde yepyeni bir yol açılmıştı. Çünkü bazen bir iyilik, yıllar sonra geri dönüp sana kim olduğunu hatırlatır.
Benzer Galeriler
-
11 yaşındaki kızım ve babası garajda “özel görüşmeler” yapmaya başladılar — ben de gizli bir kamera kurdum… ve hemen keşke kurmasaydım diye düşündüm.
-
Kızının kayboluşundan sekiz yıl sonra bir anne, bir adamın kolundaki dövmede kızının yüzünü tanır. Dövmenin ardındaki gerçek ise onu adeta nefessiz bırakır.
-
Çocuk katili sessiz sedasız kalmış
-
KILIÇDAROĞLUNA HAPİS CEZASI
-
Eski Vali Olayı Kapatmak İçin Korkunç İddia
-
İkizlerden Sonra Evliliğimin Gerçek Yüzünü Gördüm


