DOLAR
Alış: 44.95
Satış: 45.13
EURO
Alış: 52.60
Satış: 52.81
GBP
Alış: 60.60
Satış: 61.05
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
10.03.2026
Eşim Emre ve ben, 18 aylık ikizlerimiz Asya ve Furkan ile geçen ay Antalya’ya uçtuk. Bu, onların büyük “dede ve babaanne ziyareti” olacaktı.
- Geçen ay, eşim Emre ve 18 aylık ikizlerimiz Asya ile Furkan’la birlikte Antalya’ya uçtuk. Bu, çocukların uzun zamandır heyecanla beklenen “dede ve babaanne ziyareti”ydi. Kayınpederim torunlarına âşıktır; neredeyse her akşam görüntülü arar, “Benim aslanlarım ne yapıyor?” diye sorar. Bu yüzden bu ziyaret onun için küçük bir bayram gibiydi. Ama daha yolculuk başlamadan sinirlerim gerilmişti. Havalimanı tam anlamıyla bir keşmekeşti. Bir elimde bebek çantası, omzumda sırt çantası, önümde puset, arkada iki hareketli çocuk… Daha güvenlik sırasındayken ter içinde kalmıştım. Asya kemerini çıkarmak istemiyor, Furkan pusetten inmeye çalışıyordu. Emre yanımdaydı ama aklı başka yerde gibiydi. Tam kapıya yaklaşmıştık ki, “Bir şeyi hızlıca kontrol edeceğim,” dedi. O an hiçbir şey düşünmedim. Çocukların pasaportları, biniş kartları derken zaten zihnim doluydu. Birkaç dakika sonra geri geldi. Biniş kartı cihazdan “bip” diye geçmişti. Yanağımdan öptü. “Hayatım, öbür tarafta görüşürüz. Business’a geçiyorum. Çocuklarla idare edersin, değil mi? Benim de dinlenmeye ihtiyacım var.” Söyledi ve gitti. Gerçekten gitti. Perdenin arkasında kaybolurken ben 27C ve 27D koltuklarında iki küçük çocuğu aynı anda zapt etmeye çalışıyordum. Asya tepsi masasını indirip kaldırıyor, Furkan önümdeki koltuğa tekme atıyordu. Daha kalkış olmadan kotuma vişne suyu döküldü. Furkan poğaça diye bağırmaya başladı. Yan koltuktaki teyze başını çevirip derin bir iç çekti. Kabin görevlisi bana anlayışlı ama acıyan bir gülümseme attı. O sırada telefonum titredi. Emre’den mesaj: “Yemekler efsane. Sıcak havlu da verdiler!” Bir an gerçekten telefonu kapatıp çantanın en dibine atmayı düşündüm. Cevap bile yazmadım. Uçuşun ortasında kayınpederim mesaj attı: “Torunların uçuş videosunu at bakalım!” Yorgunluğuma rağmen kısa bir video çektim. Asya masaya vuruyor, Furkan peluş zürafasını kemiriyor, ben de saçlarım dağılmış halde kameraya yorgun bir gülümseme atıyorum. Emre kadrajda yok. Videoyu gönderdim. Kayınpederim yalnızca bir beğeni emojisi attı. O an bunun üzerinde durmadım. Ama o tek emoji, meğer fırtına öncesi sessizlikmiş. Antalya’ya indiğimizde Emre ışıl ışıldı. Saçları düzgün, gömleği kırışıksız, yüzünde huzurlu bir ifade vardı. Ben ise iki çocuk, iki çanta ve tükenmiş bir sabırla ilerliyordum. Ertesi akşam mangal yakıldı. Bahçede uzun masa kurulmuştu. Babaanne salataları diziyor, çocuklar çimlerde koşuşturuyordu. Her şey dışarıdan bakınca huzurlu bir aile tablosu gibiydi. Yemekler yenildi, çaylar dolduruldu. Ve sonra kayınpederim sandalyesini hafifçe Emre’ye doğru çevirdi. “Uçuş nasıl geçti oğlum?” diye sordu sakin bir sesle. Emre gülümsedi. “İyiydi baba. Rahat bir yolculuk oldu.” Kayınpederim başını yavaşça salladı. “Öyle mi?” Cebinden telefonunu çıkardı. Masanın ortasına koydu. Videoyu açtı. Benim çektiğim video
- Bahçede bir anda çıt çıkmadı. Asya’nın masaya vurma sesi, Furkan’ın zürafayı kemirmesi… ve benim yorgun yüzüm. Video bitince kayınpederim Emre’ye baktı. “Rahat bir yolculuk mu dedin?” Emre’nin yüzündeki ifade değişti. Gülümsemesi silindi. Kayınpederim sesini yükseltmedi. Ama kelimeleri ağırdı. “Eşin iki çocukla tek başına uğraşırken sen perdenin arkasında sıcak havlu keyfi yapıyorsun. Sonra da ‘rahat yolculuk’ diyorsun.” Masadaki herkes susmuştu. “Dinlenmeye ihtiyacın varmış,” diye devam etti kayınpederim. “Peki onun ihtiyacı yok mu?” Emre cevap veremedi. Ben araya girmek istedim ama kayınpederim elini hafifçe kaldırdı. “Kızım, sen bir şey deme.” Sonra Emre’ye döndü. “Evlilik takım işidir oğlum. Babalık da öyle. Yorulmak sadece bir tarafın görevi değil.” Sessizlik uzadı. Çay bardaklarının ince tınısı duyuluyordu. Emre derin bir nefes aldı. İlk defa o akşam gerçekten utandığını gördüm. “Haklısın baba,” dedi sonunda. “Bencillik ettim.” Bu cümle kısa ama ağırdı. O gece konu kapandı gibi göründü. Ama asıl değişim ertesi sabah başladı. Çocuklar erken uyandı. Ben gözlerimi açtığımda Emre yatakta yoktu. Panikle kalktım. Salondan kahkaha sesleri geliyordu. Emre yerde oturmuş, Asya ve Furkan’la kule yapıyordu. Mutfakta kahvaltı hazırlanmıştı. Bana baktı. “Biraz daha uyu diye düşündüm,” dedi. O an içimdeki öfkenin yerini başka bir şey aldı. Hafif ama gerçek bir rahatlama. Dönüş uçuşunda check-in sırasında yan yana durduk. Görevli, “Business class’ta bir koltuk boş,” dediğinde Emre hiç düşünmeden cevap verdi: “Teşekkürler, gerek yok. Ailece oturacağız.” Uçuş kolay mı geçti? Hayır. Furkan yine ağladı, Asya yine koltuğa tırmandı. Ama bu kez iki el vardı. İki omuz. İki sabır. Antalya seyahati bana bir şey öğretti: Bazen en büyük dersler en sessiz anlarda değil, herkesin ortasında verilir. Ve gerçek dinlenme, tek başına rahat koltukta değil; yükü paylaştığında gelir. O akşam mangal başında başlayan “gösteri”, aslında aile olmanın ne demek olduğunu hatırlatan bir perde açılışıydı. Ve biz o günden sonra gerçekten aynı tarafta oturmaya başladık.
Benzer Galeriler
-
Annem zayıflamaya başlamıştı, onun eve girdiğini gördüğümde titriyordum ve sadece “bir yere çarptım” diye yemin ediyordu…
-
100 DOLARLIK HURDA DEDİLER
-
Bunlar benim kaçırılan çocuklarım hanımefendi
-
Kızını düğün gecesi kanlar içinde dönerken görünce tam bir panik yaşadı
-
Milyonerin ailesi onu ölüme terk etti
-
Torunumun doğum gününde, oğlum bana kirli bir mendil uzattı ve dedi ki


