Antalya Kemer Suluda Ada Tur Adalar Turu Gemi Turu Turlar Setur Gezi Turları

Yaşlı 70 yaşındaki bir anne, tıbbi tedavisi için maddi yardım istemek üzere oğluna gider. » T.C. Haber T.C. Haber
Ana Sayfa 25.04.2026

Yaşlı 70 yaşındaki bir anne, tıbbi tedavisi için maddi yardım istemek üzere oğluna gider.

2 / 2

Yağmurun altında kalan Ayşe Hanım, poşeti göğsüne bastırdı. Hiçbir şey söylemedi. Sadece yağmurla sessiz gözyaşları birbirine karıştı.

Yağmurdan sonra, Ayşe Hanım küçük teneke çatılı evine doğru yürürken kendi kendine teselli etmeye çalıştı:
“En azından yiyecek bir şey verdi…”

Eve vardığında poşeti masaya koydu. Aç olmasına rağmen önce çay demlemeyi, sonra noodle’ları pişirmeyi düşündü.

Ama poşeti açtığında bir anda donup kaldı.

Paketlerin içinde mühürlü bir zarf vardı.

Titreyen elleriyle zarfı açtı.

İçinden altmış bin lira ve el yazısıyla yazılmış bir mektup çıktı.

“Anne, Elif’in yanında gerçeği söyleyemedim. Yanlış anlamasından ya da üzülmesinden korktum. O anda cesaret edemedim. Bu para ameliyatın için. Lütfen hemen yaptır. Seni çok seviyorum. Bugün sahip olduğum her şeyi senin fedakârlıklarına borçluyum.”

Ayşe Hanım’ın gözleri doldu, gözyaşları kâğıttaki yazıyı bulanıklaştırdı.

Tüm acısı o anda yavaşça çözülüp gitti.

Oğlunun onu reddetmediğini, sadece baskı ve çaresizlik içinde doğru anı bulamadığını anladı.

Ertesi gün hastaneye yatırıldı. Ameliyat saatler sürdü.

Gözlerini açtığında Mehmet yanında oturuyordu. Yorgunluktan ve suçluluk duygusundan gözleri kızarmıştı.

“Anne… zayıf kaldım. Lütfen beni affet.”

Ayşe Hanım elini yumuşakça tuttu:
“Ben kalbimde sana hiç kırgınlık taşımadım. Yeter ki kim olduğunu unutma.”

Mehmet gözyaşlarını tutamadı.

O günden sonra her şey yavaş yavaş değişti.

Evin çatısı onarıldı, teneke çatı yerine sağlam bir beton çatı yapıldı, ilaçları düzenli alınmaya başlandı. Gelin Elif de değişmeye başladı. Bir akşam Ayşe Hanım, Mehmet’in çocukluğunda kışın nasıl hastalandığını, onun için soğuk gecelerde nasıl çalıştığını anlattı. Elif sessiz kaldı.

O gece Mehmet’e şöyle dedi:
“Bir annenin sevgisinin eşi yok. Onu yalnız hissettirmişiz.”

O günden sonra pazar günleri aile günü oldu. Ayşe Hanım’ı kasaba pazarına götürüyor, tatlılar alıyor, küçük çay ocaklarında birlikte oturuyorlardı.

Bir yıl sonra doktor, ameliyatın tamamen başarılı olduğunu söyledi.

Ama gerçek değişim ameliyathanede değil, bir oğulun kalbinde olmuştu.

Yetmiş birinci doğum gününde Mehmet, herkesin önünde annesinin elini tutarak dedi ki:
“Anne, artık hiçbir zaman bir kapının önünde yalnız durmayacaksın.”

Ayşe Hanım gülümsedi:
“Sen sadece nereden geldiğini unutma. Benim gerçek zenginliğim budur.”

Torunları artık her hafta geliyordu; ona sevgiyle “Dadi” diye sesleniyor, eski çay tezgâhı günlerini anlatmasını dinliyorlardı.

O boş noodle paketi hâlâ bir çekmecede duruyordu—değeri için değil, taşıdığı ders için.

Bugün bile kasabanın üzerine hafif yağmur düştüğünde, Ayşe Hanım sağlam çatılı evinde sıcak çayını yudumluyor ve sessizce gülümsüyor.

Artık şunu biliyor:

Aslında mesele altmış bin lira değildi.
Bir oğlun yeniden cesaret bulmasıydı.
Bir ailenin paradan çok sevgiyi öğrenmesiydi.
Ve bir kalbin yeniden güçlü atmayı öğrenmesiydi.

Ve bazen fısıldıyor:

“Gerçek sevgi bazen sıradan bir noodle paketinin içine gizlenir…
Ama gerçek olduğunda, hem karnı hem kalbi bir ömür doyurur.”

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

2 / 2
Tema Tasarım |