- “Bakü iş gezisi için hiç endişelenme hayatım. Sadece üç gün sürecek yoğun müşteri toplantılarından ibaret,” dedi Ceyhun pürüzsüz bir sesle, yeni aldığı keten gömleği deri seyahat çantasına özenle katlarken. 12 yıldır evliydik ve 10 yaşında Mina adında bir kızımız vardı. Birkaç saat öncesine kadar onun her kelimesine gözüm kapalı inanırdım. Ancak o öğleden sonra, mutfaktaki tablette açık kalan bir uçuş onay ekranı tüm hayatımı değiştirdi. Rotası Bakü değil, Antalya’ydı. İki kişilik bilet alınmıştı: 7A ve 7B koltukları. O an ne çığlık attım ne de eşyalarını fırlattım. Sessizce yeni bir sekme açtım; 7C koltuğu hâlâ boştu. Kendi kişisel kredi kartımla o bileti satın aldım. Ertesi gün kızımı okula bıraktıktan sonra İstanbul merkezindeki güvenilir bir özel dedektiflik bürosuna gittim. Beş gün sonra elime ulaşan şifreli dosyada, Ceyhun’un Nişantaşı’ndaki lüks bir restoranda 29 yaşındaki pazarlama uzmanı Ceren ile çekilmiş samimi fotoğrafları vardı. Raporun son cümlesi kalbimi delip geçti: Ceyhun, genç kadına evliliğinin tamamen bittiğini ve yakında yeni bir hayata başlayacaklarını söylüyor.
- Gözyaşlarımı silip kendi kurduğum iç mimarlık ve tasarım stüdyomun başına döndüm. Kızım Mina’yı güvendiğim kız kardeşime emanet ettim. İki gün sonra Ceyhun’u güler yüzle İstanbul Havalimanı’na uğurladım. Uçağa binip 7. sıraya doğru yürüdüğümde Ceyhun beni gördü ve yüzündeki bütün kan çekildi. “Ece?! Senin ne işin var burada?” dedi kekeleyerek. “Sanırım koltuğum tam yanınızda,” dedim soğukkanlılıkla. Tam o sırada arkamdan gelen Ceren gülümsedi: “Affedersiniz, sanırım 7B benim koltuğum.” Üçümüz yan yana oturduğumuzda uçak pistte ilerlemeye başladı. Ceren’e dönüp, “Ben Ece, Ceyhun’un eşiyim,” dedim. Ceren şok içinde Ceyhun’a döndü: “Hani eşinden ayrı yaşıyordun?” dedi. Ceyhun yalanlar sıralamaya çalışırken Ceren öfkeyle patladı: “Bana geçen ay Kadıköy’deki lüks daire için 800.000 TL peşinat yatırdığını söylemiştin!” O an mideme derin bir kramp girdi. Ceyhun’un ne kişisel hesabında ne de ortak hesabımızda böyle bir para vardı. Aniden aklıma yıllar önce kızımız Mina’nın gelecekteki üniversite eğitimi için açtığımız fon hesabı geldi. Uçaktaki kabin Wi-Fi ağına bağlanıp aile finans portalımızı açtım ve hesabın hareket geçmişini inceledim. Gördüğüm rakamlar karşısında dehşete düştüm…Mina’nın fon hesabından tam 1.500.000 TL çekilmiş ve işlem açıklamasına “Aile Yatırımı” yazılmıştı. Antalya’ya indiğimizde Ceren, Ceyhun’un yüzüne bile bakmadan valizini alıp uzaklaştı. Ceyhun peşimden koşup panikle özür dilemeye çalıştı ama ben hemen ayrı bir otele geçip İstanbul’daki uzman aile hukuku avukatım Selin Hanım ile acil bir görüntülü görüşme gerçekleştirdim. Avukatım Selin Hanım belgeleri ve banka dökümlerini incelerken yüzü sertleşti: “Ece Hanım, bu durum basit bir sadakatsizlikten çok daha ötede. Üniversite fonundan para çekebilmek için senin dijital imzanın taklit edilmesi gerekiyor. Eşin açıkça banka dolandırıcılığı ve resmi evrakta sahtecilik suçu işlemiş.” Üstelik yapılan detaylı adli bilişim incelemesinde Ceyhun’un, oturduğumuz evi ipotek ettirerek üzerime 2.500.000 TL tutarında ek kredi çıkardığı ve onay belgelerinde yine benim dijital imzamı kopyaladığı ortaya çıktı. Ertesi sabah Ceyhun otel odama gelip ağlayarak her şeyi itiraf etti. Borsa ve riskli yatırımlarda büyük miktarda para kaybettiğini, durumu toplamak için kızımızın fonundan çalmaya başladığını ve Ceren’e lüks bir hayat vaat ettiğini belirtti. “Kariyerim biter, ne olur beni mahkemeye verme!” diye yalvardı. Ona sadece, “Ben sana bir şey yapmıyorum Ceyhun, sen kendi seçimlerinin sonuçlarıyla yüzleşiyorsun,” dedim. İstanbul’a döner dönmez kapsamlı bir boşanma ve mal paylaşımı davası açtım. Ağır ceza soruşturması ve adli belgelerin ezici gücü karşısında Ceyhun tüm şartlarımı kabul etmek zorunda kaldı. Evdeki tüm mülkiyet hissesini bana devretti, kişisel yatırımlarını nakde çevirerek Mina’nın eğitim fonunu kuruşu kuruşuna geri ödedi ve sahte ipotek borcunun tamamını kendi üstüne aldı. Kurumsal şirketi ise durumu öğrenir öğrenmez iş akdine derhal son verdi. Bir yıl sonra, sahibi olduğum mimarlık firmasının düzenlediği sürdürülebilir tasarım sergisinde kızım Mina ile birlikteydik. Mina, kırık cam parçalarının altın tellerle birleştirilmesiyle yapılan devasa bir mozaik panoyu göstererek, “En sevdiğim eser bu anne; çünkü kırılmış olsa da bir araya getirilince eskisinden çok daha güçlü duruyor,” dedi. O gece eve döndüğümde çekmecemdeki o eski 7C biletini çıkardım ve geri dönüşüm kutusuna attım. Gerçek zafer, o uçakta yanlarına oturup Ceyhun’un yalanlarını yüzüne vurmak değildi; dürüstlükle, adaletle ve cesaretle kızımla birlikte kurduğum bu huzurlu ve bağımsız hayattı.

