DOLAR
Alış: 48.31
Satış: 48.50
EURO
Alış: 56.14
Satış: 56.37
GBP
Alış: 65.27
Satış: 65.75
Vicdanın Fiyatı: Bakımevinde Unutulan Bir Babaanne ve Sahte Bir Tapunun Hikâyesi
Özlemiş gibi yaptıkları sevgileriyle, annemle babam Aysel Babaanne’yi “güzel bir öğle yemeği yiyeceğiz” diyerek evinden almıştı. Ancak üç saat sonra telefonum çaldı. Arayan, şehir dışındaki özel bir bakımevinin yöneticisiydi.
“Kaan Karadağ ile mi görüşüyorum?” dedi kadın resmi bir tonla. “Babaanneniz Aysel Hanım acil durum yakını olarak sizin adınızı verdi. Valizi şu an lobimizde duruyor fakat onu getiren aile üyeleri kabul evrakları tamamlanmadan ayrıldılar.”
Elimdeki kahve fincanıyla öylece kaldım. “Nasıl yani, ayrıldılar mı?”
“Araçlarından evrak alacaklarını söyleyip çıktılar ve bir daha dönmediler.”
Babam Ahmet’i aradım; telefon doğrudan sekretere yönlendirildi. Annem Berna’yı aradım, sonuç aynıydı. Direksiyona kenetlenmiş ellerimle 300 kilometrelik yolu nasıl gittiğimi hatırlamıyorum.
Bakımevinin lobisine vardığımda Aysel Babaanne, kahverengi tek bir valiz ve ilaç poşetinin yanında oturuyordu. Lobideki sıcak havaya rağmen pardösüsünü çıkarmamıştı. Saçları her zamanki gibi özenle toplanmıştı; yüzünde ise öfkelendiğinde bürünen o taş gibi sakin ifade vardı.
Yanına çömeldim. “Babaanne…”
Bana uzun uzun baktı. Hiç gözyaşı dökmedi, tek bir soru bile sormadı. Yavaşça ayağa kalktı, arabaya yürüdü, ön koltuğa geçip emniyet kemerini taktı.
“Onları arama,” dedi kararlı bir sesle. “Nereye gideceğimizi ben söyleyeceğim.”
“Nereye?”
“Önce Tapu Dairesine.”
Yola çıktığımızda çantasından katlanmış bir banka dökümü çıkardı. Kırmızı kalemle yuvarlak içine alınmış üç devasa para çekme işlemi duruyordu. Kısa sürede hesaptan çekilen yüz binlerce lira…
“Geçen ayki diz ameliyatımdan sonra babana geçici vekâletname vermiştim,” diye açıkladı. “Bana unutkanlaştığımı, artık faturaları takip edemeyeceğimi söyledi. Dün bu dökümü bulup hesabını sorduğumda, paranın benim bakımım için harcandığını iddia etti. Bugün de yemek bahataneesiyle beni bu kuruma terk edip kaçtılar.”
O sırada telefonum çaldı. Babamdı. Babaannem uzanıp telefonu ters çevirdi. “Önce Tapu Dairesi,” dedi. “Sonra da kendi evim.”
Koynundan dedemin el yazısıyla üzerine “EVİN TAPUSU” yazılmış eski bir zarf çıkardı. “Beni almadan önce bunu saklamıştım. Niyetlerini öğrenmek istedim.”
Tapu Dairesine vardığımızda görevli memur ekranı inceledi ve duraksadı: “Aysel Hanım, üç gün önce adınıza düzenlenmiş bir devir belgesi işleme alınmış. Evin tüm mülkiyeti oğlunuz Ahmet ve gelininiz Berna’ya devredilmiş.”
Babaannem buz kesti.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Diğer Galeriler
-
Gazeteci Mustafa Yavuz, canlı yayınında siyaset kulislerini hareketlendirecek bir bilgi paylaştı.
-
İş İnsanı Azerbaycan Yolculuğunu İptal Edip Eve Gizlice Döndü: İzleme Odasında Gördüğü Manzara Kanını Dondurdu!
-
İhanetle Yıkılan Bir Yuva ve Düğün Salonunda Patlayan Kirli Sırlar: 9 Yaşındaki Kızın Unutulmaz Yüzleşmesi
-
Kirli Sırlar ve İntikam: Üvey Babanın Korkunç Oyunu ve İkiz Kardeşlerin Büyük Yüzleşmesi
-
Gökyüzünde Yıkılan Yuva: Bir Anonsla Değişen Hayatlar ve Unutulmaz Bir Hesaplaşma
-
Boşanma İmzalarının Attığı Gün Gelen Fotoğraf: İhanet, Skandal ve Unutulmaz Bir Hesaplaşma
