- “Selin düğüne o yüzle katılırsa, Burcu asla onun yerini alamaz,” diyen sert ses koridorda çınladı. İstanbul’daki özel bir hastane odasında bilincim kapalıymış gibi yatarken duyduğum bu cümle, hayatımın en büyük kabusunun başlangıcıydı. Birkaç saat önce, gelinlik firmasından çıkarken ünlü pop sanatçısı nişanlım Mert ile fotoğraf çekilme bahanesiyle yaklaşan bir adam yüzüme kimyasal bir madde fırlatmıştı. Derimdeki dondurucu acıyı ve bilincimi kaybetmeden önceki çığlıklarımı hâlâ net bir şekilde hatırlıyordum. Hastanede gözlerimi açamadığım o anlarda, Mert ve menajeri Hakan’ın alçak sesle yaptığı tartışmayı dinledim. Mert, düğünü iptal ederse hayranlarının ve medyanın tepkisinden korktuğu için kiralık bir adam tutarak yüzümü mahvettirdiğini soğukkanlılıkla anlatıyordu. Beni insan içine çıkamayacak bir hale getirip korumacı “acılı nişanlı” rolüne bürünecek, bir yandan da gizli sevgilisi Burcu’yu ve 4 yaşındaki oğlu Efe’yi hayatına dahil edecekti. Dehşet bununla da bitmedi. Mert’in fısıldadığı şu cümle ruhumu paramparça etti: “Zaten artık çocuk da doğuramaz, o sorunu Dr. Sinan ile çoktan çözdük.” Yıllardır geçirdiğim ve arkasından gözyaşı döküp kendimi suçladığım üç düşük meğer biyolojik bir talihsizlik değilmiş! Mert’in doktoruyla anlaşıp vitaminlerime kattığı tehlikeli ilaçların sonucuymuş. Mert odadan çıkınca, pişmanlıkla sarsılan menajeri Hakan içeri girdi. Gözlerimi açıp ona fısıldadım: “Bana yardım et, beni buradan çıkar!” Hakan’ın yardımıyla gecenin bir yarısı gizlice İzmir’deki özel bir kliniğe sevk edildim. Uzman Dr. Ayşe yüzümdeki hasarı onarmak için hemen beni acil ameliyata aldı. Ameliyat sonrasında toparlanmaya çalışırken, Avukat Meltem ile birlikte Mert’in geçmişe dönük tüm karanlık finansal hareketlerini, paravan şirketlerini ve doktorla yaptığı korkunç mesajlaşmaları tek tek belgeledik.
- Tam adalete başvurup her şeyi kamuoyuna açıklamaya hazırlanırken, masadaki gizli telefonum çalmaya başladı. Arayan Mert’ti ve dondurucu bir sesle şöyle dedi: “Uyanık olduğunu ve benden saklandığını biliyorum Selin… Eğer attığın adıma dikkat etmezsen, fanatik hayranlarımın sana neler yapabileceğini tahmin bile edemezsin!”Mert’in tehdidi beni korkutmak yerine içimdeki adalet ateşini körükledi. Telefonu yüzüne kapattım ve Avukatım Meltem ile birlikte derhal Cumhuriyet Başsavcılığı’na kapsamlı bir suç duyurusunda bulunduk. Polis ekipleri, havalimanında yurt dışına kaçmaya çalışan Mert’in asistanını ve ardından yüzüme saldıran kişiyi sınır beldesinde yakaladı. Alınan ifadeler gerçeği ortaya çıkardı: Saldırı, Mert’in kuzeninin paravan şirketi üzerinden finanse edilmişti. Ancak Mert, medyadaki gücünü kullanarak malikanesinden duygusal bir video yayınladı. “Selin geçirdiği ağır travma yüzünden ne dediğini bilmiyor, onu manipüle ediyorlar” diyerek masum rolü oynamaya çalıştı. Biz de tam olarak bu acemi hamleyi bekliyorduk. Ertesi sabah tüm ulusal kanallara, radyo istasyonlarına ve sosyal medya platformlarına üç dakikalık bir ses kaydı servis ettim: “Ben Selin. Kimsenin etkisi altında değilim. Beş yıl boyunca Mert Arslan’a sadakatle bağlandım. Ancak düğünümüzden bir hafta önce yüzüme yapılan saldırının, Mert’in gizli ailesini koruma planı olduğunu ve yıllarca sistematik olarak zehirlenerek anne olma hakkımın elimden alındığını öğrendim. Bugün merhamet değil, adalet istiyorum!” Bu açıklama ülkede deprem etkisi yarattı. Mert’in yıllardır inşa ettiği masum ve romantik sanatçı imajı saniyeler içinde kâğıttan bir kule gibi yıkıldı. Dev markalar sponsorluk anlaşmalarını tek tek feshetti, konser turları iptal edildi. Gizli sevgilisi Burcu ise mahkemede gözyaşları içinde Mert’in kendisini de yıllarca kandırdığını itiraf etti. İki yıl süren zorlu ameliyatlar ve hukuk mücadelesinin ardından adalet tecelli etti. Mert Arslan; kasten ağır yaralama, azmettirme ve yasa dışı ilaç kullanımı suçlarından ağır hapis cezasına çarptırıldı. Onu koruyan Dr. Sinan ve diğer işbirlikçileri de meslekten menedilerek cezaevine gönderildi. Bursa’dan gelen ailemin desteği ve Dr. Ayşe’nin başarılı operasyonlarıyla yüzümdeki izler zamanla güçlü birer simgeye dönüştü. Aynaya her baktığımda artık yenilmiş bir kurban değil, karanlığın içinden zafere ulaşmış dirençli bir kadın görüyordum. Mert hayatımı ve geleceğimi yok edebileceğini sanmıştı; ancak o enkazın altından kendi özgürlüğümü ve adaletimi sarsılmaz bir şekilde yeniden inşa ettim.

