DOLAR
Alış: 44.93
Satış: 45.11
EURO
Alış: 52.53
Satış: 52.74
GBP
Alış: 60.55
Satış: 61.00
“Üniformasını çıkarıp Komiser Elif Kaya yoksul bir seyyar simit satıcısı kılığında sokaklara indiğinde
Bölüm 1: İtibardan Vazgeçiş
Sabah saat 5’ti. Ankara’nın Çankaya’daki devlet lojmanlarında sessizlik hâkimdi.
Komiser Elif Kaya aynanın karşısında duruyordu, ancak bugün üzerinde her zamanki tertemiz polis üniforması yoktu.
Onun yerine eski, solmuş bir başörtüsü, yıpranmış bir kıyafet ve basit plastik terlikler vardı. Saçlarına ucuz zeytinyağı sürmüş, görünüşünü tamamen değiştirmişti.
Arkasında duran sadık koruması Murat Ağa endişeyle sordu:
“Komiserim… gerçekten bunu yapacak mısınız?”
“İsterseniz o karakolu on dakikada temizleyebiliriz…”
Elif hafifçe gülümsedi.
“Murat… kirin içini görmeden temizlik yapılmaz. Eğer resmi araçla gidersem herkes rol yapar. Ben, sıradan bir insan gibi muamele gördüğümde neler olduğunu görmek istiyorum.”
Bugün Elif Kaya artık yoktu.
Onun yerine “Zeynep” vardı — hasta eşine ve üç çocuğuna bakmak için İstanbul sokaklarında simit satan yoksul bir kadın.
Kulaklarının altına gizlenmiş küçük telsiz cihazını kontrol etti.
Bölüm 2: Serkan’ın Düzeni
Yolculuk eski bir simit arabasıyla başladı.
Elif artık görünmezdi. Şoförler bağırıyor, insanlar pazarlık ediyor, kimse onu önemsemiyordu.
Ama asıl kirli düzen Eminönü Kavşağı’ndaydı.
Burada kontrolü elinde tutan kişi: Başkomiser Serkan Demir
Kanunu korumak yerine, kavşağı kendi “gelir kapısına” çevirmişti.
Buradan geçen her seyyar satıcı “Serkan vergisi” ödemek zorundaydı.
Ödeyen geçerdi.
Ödemeyen ise dayak yer, mallarına el konulurdu.
Elif’in arabası durduruldu.
İki polis hemen yanına geldi.
“Dur bakalım! Evraklar!”
Biri bağırarak tezgâha vurdu.
Elif korkmuş gibi yaptı ve eski evrakları uzattı:
“Abi… bugün ilk günüm… ne olur affedin…”
Tam o sırada karakol kapısı açıldı.
Serkan Demir dışarı çıktı. Ağzında sigara, yüzünde kibirli bir ifade vardı.
Elif’i baştan aşağı süzdü ve sırıttı.
“Yeni mal gelmiş…”
Polisler güldü.
Serkan yaklaştı.
“Bugün vergi iki kat.”
Dumanını üfleyerek devam etti:
“500 lira… ya da bizimle karakola gel, orada ‘çalışırsın’.”
Ortam bir anda buz kesti.
Elif başını eğdi, zayıf bir kadın gibi titredi.
Ama kulağındaki cihazdan bir ses geldi:
“Hazırız Komiserim.”
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Diğer Galeriler
-
Mehmet kısa bir an durdu, sanki sözlerinin salonda yankılanmasına izin veriyordu.
-
23 yaşında bir kadınla evlendim
-
“Şehrin en zengin kadını, üç çocuğu olan bir ev hizmetlisiyle evlendi…
-
KARDEŞLERİNİN KURUMUŞ BAĞINI SATIN ALDI
-
Kocam beni “erkek evlat vermediğim” için dövüyordu
-
“20 yıl boyunca bir budalayı oynayıp, benim gibi nankör bir çocuğu koruduğun için teşekkürler amca.” dedi.
