DOLAR
Alış: 48.39
Satış: 48.59
EURO
Alış: 56.13
Satış: 56.36
GBP
Alış: 65.27
Satış: 65.76
Üçüzlerini Dünyaya Getirdiği Gün Babası Ondan Bir Bebeğini Kardeşine Vermesini İstedi… Ama Hastane Odasında Yaşananlar Her Şeyi Değiştirdi
- Otuz üç yaşındaki Rüya, İstanbul’da özel bir hastanede acil sezaryen sonrası dinleniyordu. Yıllarca anne olmayı beklemiş, birçok doktor kontrolü ve zorlu süreçten geçmişti. Sonunda eşi Davut ile birlikte büyük bir mucize yaşamışlardı: üçüz bebekleri dünyaya gelmişti. Rüya hâlâ ameliyatın etkisindeyken babası Rıza, yatağının yanında oturup beklenmedik bir cümle kurdu: “Senin üç bebeğin var. Kardeşinin hiç çocuğu yok. Birini onlara vermen adil olmaz mı?” Rüya önce yanlış duyduğunu düşündü. Çünkü konuşulan şey bir eşya değil, birkaç saat önce dünyaya getirdiği çocuklarından biriydi. Bu olayın geçmişi ise iki gece öncesine dayanıyordu. Rüya sekizinci ayına girdiğinde eşi Davut, işi nedeniyle Ankara’dan Londra yerine İzmir’e kısa süreli bir iş seyahatine gitmek zorunda kalmıştı. Gitmek istemese de Rüya kendisini iyi hissettiğini söyleyerek onu ikna etmişti. Ayrılmadan önce annesi Suzan’ı arayıp telefonunu açık tutmasını istemişti. Ancak o gece sancıları başladığında annesini aradığında beklediği desteği göremedi. “Anne, galiba bebekler geliyor. Beni hastaneye götürebilir misin?” diye sordu. Suzan tereddüt etti. Ardından telefonu babası Rıza aldı. “Gerçekten acilse ambulans çağır.” dedi.
- “Baba, yalnızım.” “Ambulanslar bunun için var.” Telefon kapandı. Rüya 112’yi aradı ve tek başına hastaneye götürüldü. Saatler sonra üç bebeği de erken doğmalarına rağmen sağlıklı şekilde dünyaya geldi. Davut ise haberi alır almaz işini bırakıp ilk fırsatta geri dönmeye çalıştı. Rüya doğumun ailesini değiştireceğini düşündü. Yanılmıştı. Ertesi gün annesi Suzan, babası Rıza, kardeşi Cem ve Cem’in eşi Melis birlikte hastaneye geldiler. İlk birkaç dakika normal davrandılar. Ardından Rıza sandalyeyi Rüya’nın yatağına yaklaştırdı. “Cem ve Melis hakkında konuşmamız gerekiyor.” dedi. Sonra tekliflerini açıkladı. “Senin üç çocuğun var. Onların hiç yok. Birini onlar büyütsün.” Rüya derin bir şaşkınlık yaşadı. “Benim çocuklarım paylaştırılacak bir şey değil.” Melis beşiklerden birine doğru yaklaştı. “Üçüne birden yeterince zaman ayıramazsın. Bir düşün.” dedi. Rüya ameliyat ağrısına rağmen doğruldu. “Bebeğimden uzak dur.” Fakat tartışma burada bitmedi. Cem yıllardır çocuk sahibi olmak için yaşadıkları zorlukları anlattı. Rüya onların acısını anladığını ama kendi çocuklarının bu acının çözümü olamayacağını söyledi. Sonra gerçeği öğrendi. Aile bu fikri o gün ortaya atmamıştı. Aylar önce, üçüz gebelik öğrenildiğinden beri konu aralarında konuşuluyordu. Rıza bir aile yemeğinde şaka gibi, “Üç çocuktan birini Cem’e verir.” demişti. Şaka zamanla ciddi bir plana dönüşmüştü. Cem aile içi evlat edinme süreçlerini araştırmıştı. Melis evinde bir bebek odası bile hazırlamıştı. En rahatsız edici gerçek ise Rıza’nın, Rüya’nın doğumdan sonra yorgun ve savunmasız olacağını düşünmesiydi. Davut’un şehir dışında olması da onlar için uygun bir fırsat gibi görülmüştü. Rüya ailesine odadan çıkmalarını söyledi. Rıza ise bunu kabul etmedi. Hatta beşiklerden birine uzanıp bebeği kucağına aldı. Rüya büyük bir korkuyla, “Bebeğimi yerine koy!” diye bağırdı. Rıza bebeği Melis’e vermeye yöneldi. Rüya yataktan kalkmaya çalışınca babası onu sertçe itti. Rüya başını yana çarptı. O anda hiçbir şey söylemeden yatağının yanındaki acil yardım düğmesine bastı. Hemşireler ve hastane güvenliği saniyeler içinde odaya geldi. Rüya yaşananları tek tek anlattı. Babasının bebeği izinsiz aldığını, kendisine rağmen Melis’e vermeye çalıştığını ve onu ittiğini söyledi. Polis çağrıldı. O gece Melis sonunda bütün gerçeği anlattı. Aile, Rüya’nın yalnız olduğu doğum sürecini bile onu daha kolay ikna edebilmek için kullanmayı düşünmüştü. Daha da kötüsü, annesi Suzan’ın doğum gecesi yardıma gelmemesinin arkasında da Rıza’nın etkisi vardı. Rıza, Rüya’nın üç bebeğe bakmanın ne kadar zor olduğunu hemen anlamasının iyi olacağını söylemişti. Bu bilgi Rüya için kırılma noktası oldu. “Hiçbirinizi çocuklarımın yanında istemiyorum.” dedi. Suzan, “Ben onların anneannesiyim.” diye karşılık verdi. Rüya ise, “Dün gece sen benim de annemdin.” dedi. Hastane yönetimi dört aile üyesinin de Rüya ve bebeklere yaklaşmasını yasakladı. Davut döndüğünde eşini dikkatlice kucakladı. Üç bebeğine baktı ve gözyaşlarını tutamadı. Rüya, “Doğumlarını kaçırdın ama bütün hayatlarında yanlarında olacaksın.” dedi. Takip eden aylarda soruşturmalar, ifadeler ve hukuki süreçler yaşandı. Rüya’nın ailesiyle arasına resmi sınırlar konuldu. Cem ve Melis pişmanlık mesajları gönderdi. Suzan farklı numaralardan aramaya çalıştı. Rıza ise uzun süre hiçbir sorumluluk kabul etmedi. Rüya sonunda hepsini engelledi. Bu karar kolay olmadı. Çünkü insan bazen sağlıksız ilişkileri bile özleyebiliyordu. Fakat Davut’un söylediği bir cümle ona güç verdi: “Ailenden, bir yabancıdan asla kabul etmeyeceğin davranışlara katlanmak zorunda değilsin.” Aylar sonra Rüya ve Davut evlerinde küçük bir kutlama yaptı. Yakın dostları, komşuları ve onlara gerçekten destek olan insanlar vardı. Üçüzlerin isimlerini ilk kez kalabalığın önünde açıkladılar: Nuh, Lukas yerine Levent ve Grace yerine Güneş. Rüya çocuklarına bakarken sonunda şunu anladı: Aile yalnızca aynı soyadı taşımak değildir. Aile, “hayır” kelimesine saygı duyan insanlardır. Aile, zor zamanda yanında duran kişilerdir. Aile, senden bir şey almak için değil, seni desteklemek için gelenlerdir. Sonuç Rüya yıllarca ailesini ne pahasına olursa olsun bir arada tutması gerektiğine inanmıştı. Ancak üç bebeğinin doğduğu gün öğrendiği gerçek, bütün hayatını değiştirdi. Hiçbir çocuk “fazlalık” değildir. Hiçbir bebek başka birinin eksikliğini tamamlamak için dünyaya gelmez. Ve hiçbir akrabalık bağı, bir annenin sınırlarını görmezden gelme hakkı vermez. Rüya eski ailesinden uzaklaşarak aslında kendi yuvasını korudu. Bazen aileden uzaklaşmak bir evi yıkmak değildir. Bazen, kendi evini yıkılmaktan kurtarmaktır.
Benzer Galeriler
-
5 Yaşındaki Kızını Polise Şikâyet Eden Vicdansız Ailenin Sonu: Yıllarca Taşıdığı Yükten Kurtulan Bir Annenin Büyük Adaleti!
-
79 YAŞINDA BİR BEBEK DÜNYAYA GETİRDİM.
-
Babam, tam 43 yıl boyunca annemin bütün maaşını aldı. Annem sonunda parasını geri istediğinde ise masanın üzerine kalın bir dosya bırakıp, “Bunu açtığında bana bir daha asla eskisi gibi bakamayacaksın,” dedi.
-
10 YAŞINDAKİ KIZIM, BİRİKTİRDİĞİ HARÇLIKLARLA OKULDAKİ YAŞLI HİZMETLİYE YENİ BİR GÖZLÜK ALDI — ERTESİ GÜN OKUL MÜDÜRÜ BENİ ARAYIP, “HANIMEFENDİ, BİR POLİS MEMURU KIZINIZI ARIYOR,” DEDİ.
-
ŞİRKET MÜDÜRÜ BENİ HERKESİN ÖNÜNDE KOVDU.
-
15 YILDIR KAYIPTI… TA Kİ ERKEK KARDEŞİ, ONUN İÇ ÇAMAŞIRINI DEDESİNİN YATAĞININ ALTINDA SAKLANMIŞ HALDE BULANA KADAR…


