DOLAR
Alış: 47.84
Satış: 48.03
EURO
Alış: 55.97
Satış: 56.20
GBP
Alış: 65.21
Satış: 65.69
Sokakta Bulduğum O Evsiz Kadının Annem Çıkmasıyla Dünyam Başımıza Yıkıldı: 20 Yıllık Büyük Sırrın Acı Gerçeği
“Bu kadın burada ne arıyor?” diye sordum şaşkınlık ve korku karışımı bir sesle.
Kadın utançla başını öne eğdi. Levent ise son derece sakin bir tonla, “Onun adı Meryem,” diye yanıt verdi. Kadın, yaklaşık yirmi yıldır tren istasyonlarında, parklarda ve metruk binalarda yaşadığını, geçmişine dair hiçbir şey hatırlamadığını anlattı. Levent sıcak bir sesle, “Resmi belgelerini bulup hayatını yeniden kurana kadar bizimle kalacak,” dediğinde, damarlarımdaki kanın çekildiğini hissettim.
“Evimizde mi? Sırada ne var, burayı halk sığınağına mı çevireceksin?” diye bağırdım.
Ancak Levent geri adım atmadı ve doğrudan gözlerimin içine bakarak benden onu banyoda yıkamamı istedi. Bu talep beni derinden yaraladı çünkü bana empati kurmayı ve insanları hak ettikleri değerle yargılamayı öğretiyordu.
İsteksiz homurtular eşliğinde kalın temizlik eldivenlerimi takarak banyoya girdim. Su küvete dolarken Meryem’e sert bir dille kıyafetlerini çıkarmasını söyledim. Küvete girdiğinde ılık su yavaşça kararmaya başladı. Bir sünger alıp sağ omuzunu ovmaya başladığımda, hayatımın akışını tamamen değiştirecek o mucizevi detayı fark ettim. Kirlerin altından yarım ay şeklinde belirgin bir doğum lekesi ortaya çıktı. Elimdeki sünger yere düşerken dünyam başıma yıkıldı. Hızlıca yüzünü temizlediğimde karşımdaki yaşlı ve yorgun kadının kim olduğunu anladım. Yirmi yıl önce yandığı söylenen annemdi o!
Zangır zangır titreyen ellerimle yatak odasına koşup, yirmi yıldır sakladığım gümüş madalyonun içindeki çocukluk fotoğrafını çıkardım. Fotoğrafta omzunda aynı lekeyle gülen genç kadın ile karşımda duran kişi aynen örtüşüyordu. Sesim titreyerek fısıldadım:
“Anne… Senin gerçek adın Meryem.”
Ancak bu büyük kavuşma, geçmişin en karanlık ve acı dolu sırlarını gün yüzüne çıkaracaktı…Annem Meryem, o ilk anda beni hatırlamadı. Yirmi yıl önce Bolu’daki evimizin kül olduğu o felaket gecesinde, itfaiye ekipleri cesedine ulaşamamış ancak herkes onun o alevlerden sağ kurtulamayacağını varsaymıştı. Oysa o gece annem, içinde aile fotoğraflarımızın ve babamın hatıralarının bulunduğu ahşap kutuyu kurtarmak için yanan eve geri dönmüş, şiddetli bir gaz patlamasıyla savrulup ağır yaralanmıştı. Kimliğini kaybeden ve geçirdiği travma yüzünden hafızasını tamamen yitiren annem, yıllarca sokaklarda yabancı bir hayat sürmüştü.
Eve yerleşmesinin ardından nörologlar eşliğinde hafızasını tetikleyecek pek çok yöntem denedik. Ancak asıl mucize, birkaç hafta sonra mahalle parkının yakınında geçirdiğimiz tehlikeli bir trafik kazasında yaşandı. Hızla üzerimize gelen bir kamyoneti fark eden annem, beni omuzumdan iterek hayatımı kurtardı. O an yaşadığı şiddetli adrenalin şoku ve beyin sarsıntısı, hafızasındaki kilitli kapıları ardına kadar araladı.
Yere düşerken bana ilk kez çocukluk lakabımla seslendi: “Selincim…”
İşte o an, içimdeki yirmi yıllık devasa suçluluk duygusu yerle bir oldu. Çocukken babamın ölümünden kendimi sorumlu tutuyordum; oysa gerçekte babam, kırmızı ışıkta geçmek üzere olan beni kurtarmak için kendi hayatını feda etmişti. Annem ise hem eşini kaybetmenin hem de evinin yanmasının yarattığı ağır depresyonla bu acı gerçeği zihninin derinliklerine gömmüştü.
Bu olay hayatıma bambaşka bir anlam kattı. Eskiden kibirle ve uzaktan baktığım sokak insanlarının aslında ne büyük dramlar yaşadığını, kimsesizliğin ne demek olduğunu acı bir şekilde öğrendim. Tasarımlı elbiselerimi bir kenara bırakıp Levent’le birlikte aşevinde gönüllü olarak çalışmaya başladım. İnsanları yargılamadan, sevgiyle ve merhametle kucaklamanın huzurunu tattım.
Ancak annemin hayatta kalmasında en büyük pay sahibine, otogarda tuvalet temizleyerek geçinen ve sokaklarda Meryem’e gizlice bir bardak sıcak çorba ile ekmek veren cefakar Türkan Abla’ya da borcumuz vardı. Onu bulup ailemizce kucakladık ve hayat standartlarını iyileştirdik.
Benim için o şüpheli başlangıç bir yıkım değil, hem annemi hem de ruhumu yeniden bulduğum mucizevi bir uyanış oldu. Doğru sınırların, hakiki sevginin ve merhametin egemen olduğu bu yeni hayatta, annemle ve kocamla birlikte güçlü ve huzurlu bir geleceğe adım attık.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Diğer Galeriler
-
Kızına Dokunan Güçlü Aileleri Dize Getiren “Gölge Komutan”: Kanlı Notun Arkasındaki Sır!
-
Düğünden 3 Gün Sonra Gelen Hain Plan: Evimdeki Gizli Kamera Bütün Sırları İfşa Etti!
-
Havalimanındaki 35 Dakika: Yıllar Sonra Karşıma Çıkan İkizlerim ve Büyük İhanet
-
Miras Sanılan Hayat: İhanetin Ardındaki Dev Gerçek
-
Havuz Başındaki Büyük İhanet
-
Havuz Başındaki Büyük İhanet: Eski Kocamın Unuttuğu Karanlık Sır
