DOLAR
Alış: 49.45
Satış: 49.65
EURO
Alış: 55.48
Satış: 55.70
GBP
Alış: 65.89
Satış: 66.38
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
19.10.2026
On Yıl Birlikte Yaşadığım Adam Nikâhı Bir Kâğıt Parçası Sandı, Mutfaktaki Listeyi Okuyunca Rengi Soldu
- Kutay, önündeki kahveye dokunmadan kâğıdın en altındaki satıra bakıyordu. “Bir ay sonra aynı evde yaşamaya devam etmeyeceğiz. Kutay’ın kendisine başka bir ev bulması ve ortak yaşam giderlerinin ayrılması.” Satırı sesli okudu. Sonra gözlerini kaldırdı. “İnci, bu ne demek? Benden ayrılıyor musun?” “Şu an birlikte yaşamayı bitirmeye karar verdim. İlişkimizin geleceğini ise aynı evde kalmaya devam ederek çözemeyeceğimizi düşünüyorum.” Kâğıdı yeniden eline aldı. Listenin üst kısmında aylardır üzerinde çalıştığım kişisel bütçe planım, konut kredimin kalan taksitleri, biriktirdiğim para ve kendim için belirlediğim hedefler vardı. Seramik kursuna başlayacak, iş yerimdeki uzmanlık eğitimine katılacak, yıllardır ertelediğim küçük seyahat için para ayıracaktım. Altında ortak hesabımızın kapatılması için yapılacak işlemler, ev eşyalarının paylaşımı ve Tarçın’ın bakım düzeni yazıyordu. Kutay şaşkınlıkla yüzüme baktı. “Sen bunları ne zamandır düşünüyorsun?” “Yaklaşık altı aydır. Kendimi sürekli aynı konuşmayı yaparken bulduğumdan beri.” “Ama bana hiçbir şey söylemedin.” “Sana evlilik istediğimi defalarca söyledim. Bunu neden istediğimi de anlattım. Sen her seferinde başka bir zamana erteledin. Dün akşam ise benimle asla evlenmeyeceğini söyledin.”
- Kutay ellerini masanın üzerine koydu. “Öyle söyledim ama seni sevmediğim anlamına gelmiyor.” “Biliyorum. Fakat sevgi, bir insanın ihtiyaçlarını sürekli ertelemesini gerektirmiyor.” “Şimdi nikâh tarihi belirlesem kararını değiştirir misin?” Başımı iki yana salladım. “Hayır. Korktuğun için benimle evlenmeni istemiyorum. Bu bir nikâh dayatması değil. Senin kararına saygı duyuyorum ama kendi hayatımla ilgili karar verme hakkımı da kullanıyorum.” Kutay ilk kez beni ikna etmeye çalışmak yerine sustu. Bir süre sonra kâğıdı masaya bıraktı. “Peki ben nereye gideceğim?” “Bunu sen belirleyeceksin. Bir ay burada kalabilirsin. Bu sürede ayrı odalarda yaşayalım. Sonrasında kendine bir ev bulmanı istiyorum.” “Evin tapusu senin üzerine diye beni gönderebileceğini mi düşünüyorsun?” “Hayır. Hukuki haklarımızı yok saymıyorum. Gerekirse bir uzmana danışır, taşınma süresini karşılıklı anlaşarak düzenleriz. Ama birlikte yaşamayı sürdürmek istemediğim gerçeği değişmeyecek.” Kutay yeniden kahvesine baktı. “Ben senin bu kadar mutsuz olduğunu bilmiyordum.” “Çünkü mutsuzluğumu söylediğimde beni dinlemek yerine her şeyin yolunda olduğunu söylüyordun.” O sabah daha fazla konuşmadık. Kutay işe giderken kapının yanında duran Tarçın’ın başını okşadı. Köpeğimiz sekiz yaşındaydı. Onu barınaktan sahiplendiğimiz günden beri ikimize de bağlıydı. Kapı kapanınca Tarçın yanıma geldi. Başını dizime koydu. “Senin hayatını da karıştırmadan çözeceğiz bu işi,” diye fısıldadım. Sonraki günler kolay geçmedi. Kutay başlangıçta kararımı geçici bir kırgınlık sandı. Akşamları eskisi gibi televizyon izlemeyi teklif ediyor, hafta sonu alışveriş planlarından söz ediyordu. Bir akşam salonda yanıma oturdu. “On yılın ardından bu kadar kolay vazgeçebiliyor musun?” “Kolay değil, Kutay. Ama uzun sürmesi, bir ilişkinin her koşulda devam etmesi gerektiği anlamına gelmiyor.” “Ben sana kötü davranmadım.” “Her zaman kötü davranmadın. Güzel günlerimiz oldu. Fakat beni incitmek için bağırman gerekmiyor. Söylediklerimi önemsiz görmen de incitiyor.” Kutay cevap vermedi. Birkaç gün sonra kendi isteğiyle kiralık daire bakmaya başladı. İş yerine yakın, küçük balkonlu bir ev buldu. Kirası bütçesine uygundu. Depozito ve taşınma masraflarını birikiminden karşılayabilecekti. O zamana kadar ortak hesabımızdaki para konusunda da anlaşmıştık. Hesap hareketlerini birlikte inceledik. Ortak faturalar için gerekli tutarı ayırdık, kalan parayı katkılarımızı dikkate alarak paylaştık. Hesabı kapatma işlemlerini bankayla görüştük. Kutay’ın kişisel eşyalarını ayırdık. Birlikte aldığımız mobilyaların hangisinin kimde kalacağına karar verdik. En çok Tarçın konusunda zorlandık. “Onu yanıma almak istiyorum,” dedi Kutay. “Ben de ondan ayrılmak istemiyorum. Ama sürekli iki ev arasında kalması onun için iyi olmayabilir.” Birlikte veterinerimize danıştık. Tarçın’ın yaşını ve alışkanlıklarını düşünerek sabit bir ev düzeni oluşturmanın daha uygun olacağına karar verdik. Tarçın benimle kalacaktı. Sabah yürüyüşlerini işe gitmeden önce ben yapacaktım. Kutay çarşamba akşamları gelip onu gezdirecek, pazar günleri de birlikte vakit geçirecekti. Mama ve veteriner masraflarını paylaşacaktık. Kutay uzun süre Tarçın’ın tasmasını elinde tuttu. “Beni unutmaz, değil mi?” “Sen gelmeye devam ettikçe neden unutsun?” Taşınma günü geldiğinde ikimiz de üzgündük. Kutay son kutusunu kapının önüne taşıdı. Sonra yıllardır birlikte yaşadığımız salona baktı. “Buraya ilk taşındığımız günü hatırlıyor musun?” Gülümsedim. “Yatak odasının perdelerini üç gün boyunca takamamıştık.” “Akşamları karşı apartmandan görünmemek için çarşaf asıyorduk.” İkimiz de güldük. Sonra Kutay ciddileşti. “Ben seni kaybetmeyeceğimden o kadar eminmişim ki hiçbir şeyin değişmesi gerektiğini düşünmemişim.” “Seni sevdiğim için çok bekledim. Ama artık kendimi bekletmek istemiyorum.” Kapıda sarıldık. O gittikten sonra evi baştan aşağı değiştirmedim. Sadece pencereleri açtım, temiz hava içeri doldu. İlk akşam Tarçın’la yürüyüşe çıktım. Sonra kendime yemek hazırladım. Yalnızlık alışılmadıktı ama düşündüğüm kadar korkutucu değildi. Haftalar geçtikçe kendi düzenimi kurdum. İş yerindeki uzmanlık eğitimine başladım. Cumartesi sabahları seramik kursuna gidiyordum. Konut kredimi aksatmadan ödüyor, küçük birikimimi büyütüyordum. Artık herhangi bir kararı verirken önce Kutay’ın ne düşüneceğini hesaplamıyordum. Bu özgürlük beni ondan nefret etmeye götürmedi. Tam tersine, aramızdaki güzel anıları daha sakin hatırlayabiliyordum. Kutay da verdiği sözleri tuttu. Tarçın’ı düzenli gezdirdi. Veteriner kontrolüne birlikte gittik. İlk zamanlarda yalnızca köpeğimizin ihtiyaçları hakkında konuşuyorduk. Yaklaşık iki ay sonra bir pazar günü Tarçın’ı getirdiğinde kapıda duraksadı. “Bir kahve içebilir miyiz?” Mutfağa geçtik. “Bir aile danışmanıyla görüşmeye başladım,” dedi. Şaşırdım. “Neden?” “Önce seni geri kazanmak için ne yapmam gerektiğini anlamak istedim. Sonra aslında kendimi anlamam gerektiğini fark ettim.” Çocukluğundan bahsetti. Anne babasının yıllarca süren kavgalarını, mutsuz evliliklerini ve sonunda boşanmalarını anlattı. “Evliliği özgürlüğümü kaybetmek gibi görmüşüm,” dedi. “Ama senin benden istediğin özgürlüğüm değilmiş. Birlikte karar verebilmekmiş.” Başımı salladım. “Ben de senin istemediğin bir evliliğin içinde olmak istemiyorum.” Kutay ellerini masanın üzerinde birleştirdi. “Artık seninle evlenmek istiyorum.” Kalbim hızlandı. On yıldır beklediğim cümleyi sonunda duymuştum. Ama hemen cevap vermedim. “Bunu beni kaybettiğin için mi istiyorsun?” “Başlangıçta öyleydi. Şimdi ise seninle gerçekten ortak bir gelecek kurmak istediğimi biliyorum.” “Bunu anlamak için zamana ihtiyacımız var.” “Haklısın.” O gün barışmadık. Birbirimizi yeniden tanımaya karar verdik. Sonraki üç ay ayrı evlerde yaşamayı sürdürdük. Haftada bir buluştuk. Bazen yemek yedik, bazen uzun yürüyüşler yaptık. Birlikte aile danışmanına da gittik. Bu görüşmelerde yalnızca evlilikten konuşmadık. Para yönetimini, kişisel alanlarımızı, ev işlerini ve anlaşmazlıkları nasıl çözmemiz gerektiğini tartıştık. Kutay artık rahatsız olduğu konuları saklamıyordu. Ben de kırgınlıklarımı biriktirmeden anlatıyordum. Bir akşam yürürken durdu. “İnci, evlenirsek hemen aynı evde yaşamamız gerektiğini düşünmüyorum. Önce ikimizin de hazır olduğundan emin olalım.” Bu sözleri duyunca gülümsedim. İlk kez evlilik hakkında konuşurken yalnızca benim hayalim değil, ikimizin de ihtiyaçları masadaydı. Maddi konuları da açıkça görüştük. Evimin ve konut kredimin durumunu bir avukata danıştık. Evlilik öncesindeki varlıklarımızı koruyacak hukuki düzenlemeleri öğrendik. Ortak yaşam giderlerini gelirlerimize göre paylaşmaya, kişisel birikimlerimiz üzerinde birbirimize baskı kurmamaya karar verdik. Sevginin para konuşmaya engel olmadığını anlamıştık. Aksine, dürüstçe konuşmak gereksiz kırgınlıkları önlüyordu. Altıncı ayın sonunda Kutay beni tanıştığımız ilk günlerden beri sevdiğimiz küçük lokantaya götürdü. Masada gösterişli çiçekler yoktu. Pahalı bir yüzük de almamıştı. Yalnızca elimi tuttu. “İnci, sana bir zamanlar evliliğin alt tarafı bir kâğıt parçası olduğunu söyledim. Şimdi anlıyorum ki mesele kâğıt değilmiş. Mesele, birbirimizin hayatında sorumluluk almayı seçmekmiş.” Gözlerim doldu. “Benimle evlenir misin?” diye sordu. “Bu kez ikimizin de istediği hayatı birlikte kurmak için.” Bir süre yüzüne baktım. Sonra gülümsedim. “Evet. Ama birbirimizi dinlemeyi hiç bırakmayalım.” “Söz.” Üç ay sonra yakınlarımızın katıldığı sade bir nikâhla evlendik. Büyük bir düğün yapmadık. Borca girmedik. Önceden konuştuğumuz mali düzenlemeleri de tamamladık. Bir süre daha ayrı evlerde kaldık. Kutay’ın kira sözleşmesi sona erdiğinde birlikte karar vererek benim evime taşındı. Bu kez ev işlerini, ortak giderleri ve kişisel zamanlarımızı önceden konuştuk. Tarçın yeniden ikimizle yaşamaya başladı. Sabah yürüyüşlerini Kutay, akşam yürüyüşlerini ben üstlendim. Mama ve veteriner masraflarını birlikte karşılamaya devam ettik. Nikâhımızın birinci yıl dönümünde mutfak çekmecesini düzenlerken eski listeyi buldum. Kutay’ın kahvesinin önüne bıraktığım o tek kâğıdı. En alttaki satırı yeniden okudum. “Bir ay sonra aynı evde yaşamaya devam etmeyeceğiz.” Kutay yanıma geldi. “Bunu saklamış mıydın?” “Evet. Hayatımda verdiğim en zor kararlardan birini hatırlamak için.” Kâğıdı eline aldı. “O sabah beni cezalandırdığını düşünmüştüm.” “Ben yalnızca kendime saygı göstermeye başlamıştım.” Kutay elimi tuttu. “İyi ki seni dinlemeyi öğrenmişim.” O akşam birlikte yemek hazırladık. Tarçın ayaklarımızın dibine uzanmıştı. Kutay sofrayı kuruyor, ben salatayı hazırlıyordum. Aynı mutfak, aynı masa, yıllardır kullandığımız tabaklar… Dışarıdan bakıldığında hiçbir şey değişmemiş gibiydi. Oysa artık birbirimizin hayatında yalnızca alışkanlıktan kalmıyorduk. İkimiz de bilinçli olarak orada olmayı seçiyorduk. Yıllarca mutluluğumun Kutay’ın benimle evlenmeyi kabul ettiği gün başlayacağını sanmıştım. Oysa asıl değişim, kendi hayatım için karar verebildiğim sabah başlamıştı. Çünkü gerçek bir yuva, iki insanın birbirine mecbur olduğu değil, birbirine saygı duyarak her gün yeniden birlikte olmayı seçtiği yerde kuruluyordu.
Benzer Galeriler
-
Kahramanmaraş’ta, bir evin bahçesinde yapılan ve arkeologların da katıldığı kazıda
-
13 yıl sonra eski kocamla
-
Yeşilçam’ın usta dev ismi Kadir İnanır
-
Vücuttan gizli iltihabı söküp atıyor
-
Kızılcık Şerbeti’nde Sürpriz Karar: Senaryo Değişti, Eski Kadro Toplanıyor
-
Kocam evlilik yıl dönümümüzü başka bir kadınla kutladı


