DOLAR
Alış: 47.97
Satış: 48.17
EURO
Alış: 55.95
Satış: 56.17
GBP
Alış: 65.31
Satış: 65.79
Kocam Mahkemede Beni Hiçbir Şeyi Olmayan Bir Ev Hanımı Gibi Gösterdi… Tek Bir Zarf Açılınca Şirketin Gerçek Sahibi Ortaya Çıktı
Yağmurlu bir perşembe sabahı saat dokuz olduğunda, Ankara Adliyesindeki üçüncü duruşma salonu neredeyse tamamen dolmuştu. Boşanma davamız, kısa sürede şehirde konuşulan bir olaya dönüşmüştü. Bunun en önemli nedeni, eşim Barış Öncü’nün hızla büyüyen Öncü Lojistik şirketinin tanınmış genel müdürü olmasıydı.
Barış’ın fotoğrafları iş dergilerinde, yardım gecelerinde ve önemli isimlerle katıldığı davetlerde sık sık yayımlanıyordu. Benim yüzüm ise neredeyse hiçbir yerde görünmüyordu.
On üç yıl boyunca ödül törenlerinde ve şirket etkinliklerinde onun yanında durdum. Muhabirler bana ne kadar gururlu olduğumu sorduğunda gülümsedim. Herkes beni, eşini sessizce destekleyen fedakâr bir ev hanımı olarak tanıdı. Ben de bu anlatıyı hiçbir zaman düzeltmedim.
İkiz oğullarımız Yiğit ve Emir dünyaya geldikten sonra kamusal hayattan tamamen çekildim. Okul toplantılarına katıldım, yemeklerini hazırladım, doktor randevularını takip ettim ve Barış bir şehirden diğerine seyahat ederken evimizi düzen içinde tuttum.
Sessiz kaldığım için herkes, şirketin başarısında hiçbir payım olmadığını düşündü.
O sabah Barış, üç avukatla birlikte salona girdi. Üzerinde pahalı bir takım elbise, kolunda gösterişli bir saat vardı. Yanında ise şirketin halkla ilişkiler yöneticisi ve boşanma biter bitmez evlenmeyi planladığı Pelin oturuyordu.
Barış’ın avukatı Doğan Bey, haftalardır aynı iddiayı savunuyordu: Şirketi Barış tek başına kurmuş, bütün serveti o kazanmış ve çocuklara daha iyi bir gelecek sağlayabilecek tek kişi oydu.
Dosyalara göre benim düzenli bir işim, önemli bir mal varlığım ve çocukların alıştığı hayatı sürdürme gücüm yoktu. Evlilik sözleşmesinin şirketi tamamen Barış’a bıraktığını öne sürüyor, bu nedenle çocukların velayetinin de ona verilmesini istiyorlardı.
Hâkim Rana Hanım salona girip dosyaları inceledikten sonra benim boş sandalyeme baktı.
“Davalı nerede?” diye sordu.
Barış saatine bakıp küçümseyici bir gülümsemeyle, “Kendisi başkalarının zamanına hiçbir zaman saygı duymaz.” dedi.
Tam o sırada salonun kapıları açıldı.
İçeri, sekiz yaşındaki oğullarımın ellerini tutarak girdim.
Yiğit başını öne eğmişti. Emir ise elimi bırakmıyordu.
Barış’ın yüzündeki rahatlık bir anda kayboldu.
Hâkime geç kaldığım için özür diledim ve çocukların bugün gelmek istediklerini söyledim. Çünkü babaları onlara benim aileyi terk ettiğimi, onları geçindiremeyeceğimi ve yakında yalnızca kendisiyle Pelin’in yanında yaşayacaklarını anlatmıştı.
Barış hemen itiraz etti ama onu görmezden geldim.
Duruşma devam etti.
Doğan Bey, beni kendi evliliğimde fazladan duran biri gibi anlattı. Barış’ın şirketi yoktan var ettiğini, yüzlerce kişiye iş sağladığını ve bütün başarıyı tek başına kazandığını söyledi. Benim yıllardır resmi bir işte çalışmadığımı vurguladı ancak nedenini anlatmadı.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Diğer Galeriler
-
Gökyüzünde Ölümle Dans: 8A Koltuğundaki Gizemli Yolcunun Sırrı
-
Geç Gelen Farkındalık ve Yeni Bir Başlangıç
-
Lüks Restoranda Beni Aşağılayan Kocam, Dev Şirketin Yönetim Kurulu Başkanının Önümde Eğildi
-
Havalimanındaki Temizlikçinin Yüzüne Baktığımda Hayatımın En Büyük Yalanıyla Yüzleştim: Nişanlım ve Annemin Benden Sakladığı İkizler!
-
Lüks Yatımızdaki Şampanya Kadehinden Zehir Süzülüyordu: Kocam Beni Ege Açıklarında Ölüme İtmeyi Planlarken Başına Geleceklerden Habersizdi!
-
Gece Vardiyasından Dönünce Mutfak Fayansında Uyuyan Oğlumu Görmemle Başladı: Misafir Odasındaki İhanet ve Çocuğumun Üzerine Kurulan Kirli Kumpas!
