Antalya Kemer Suluda Ada Tur Adalar Turu Gemi Turu Turlar Setur Gezi Turları

Kocam beni “erkek evlat vermediğim” için dövüyordu » T.C. Haber T.C. Haber
Ana Sayfa 2.05.2026

Kocam beni “erkek evlat vermediğim” için dövüyordu

1 / 2

Kocam beni “erkek evlat vermediğim” için dövüyordu ama hastanede ailesinin en acımasız yalanını ortaya çıkaran bir röntgen filmi bulundu.

BÖLÜM 1
— “Senin yüzünden bu evde soyadımı taşıyacak bir erkek yok!” diye bağırdı Kerem, beni bahçenin zeminine fırlatmadan hemen önce.

O sabah güneş Konya üzerinde henüz yeni doğuyordu ama bizim evde darbelerin sesi çoktan çan sesleri gibi yankılanmaya başlamıştı. Semt pazarında bana acıyan gözlerle selam veren komşularım, çığlıklar başladığında pencerelerini kapatıyorlardı. Kimse karışmak istemiyordu. Kimse “aile meselesine” girmek istemiyordu.

Benim adım Leyla ve yedi yıl boyunca dayanmanın, kızlarımı korumak olduğuna inandım.

İki kızım vardı: Altı yaşındaki Elif ve dört yaşındaki Zeynep. İki tatlı, güler yüzlü çocuk; kocaman gözleri olan ve Kerem huysuzca uyanmadan önce titreyen ellerimle aceleyle yaptığım için örgüleri her zaman yamuk yumuk duran yavrularım.

Ama onun için onlar birer lütuf değildi.

Onlar benim “işe yaramazlığımın” birer kanıtıydı.

Annesi, Hayriye Hanım da aynısını söylüyordu; gerçi o, elinde tespihiyle dua ederken sesini alçaltıyordu, sanki bu onu daha az zalim yaparmış gibi.

— “Sadece kız doğuran kadın uğursuzluk getirir,” diye mırıldanırdı.

O gün Kerem, onların gözü önünde beni yine darp etti. Önce bir tokat. Sonra kaburgalarıma bir tekme. Ardından Elif kız kardeşine sarılıp onun gözlerini kapatırken, Kerem beni saçımdan tutup bahçeye kadar sürükledi.

— “Kalk ayağa!” diye kükredi. “Bana bir erkek evlat vermeyi bile beceremiyorsun!”

Ayağa kalkmaya çalıştım ama kalçama ateş gibi bir ağrı saplandı. Kafamda bir çınlama hissettim. Mavi gökyüzü beyaza döndü. Zeynep’in ağlayışını duyar gibi oldum ve sonra her şey karardı.

Gözlerimi Ankara Şehir Hastanesi’nde bir sedyede açtım.

Kerem yanımdaydı; temiz gömleği ve beyefendi sesiyle endişeli rolü yapıyordu.

— “Merdivenlerden düştü doktor bey. Karım çok sakardır.”

Konuşamıyordum. Dudaklarım patlamıştı, boğazım kuruydu ve göğsüme saplanmış eski bir korku vardı.

Gözlüklü, ciddi görünümlü doktor bana uzun uzun baktı. Ona inanmış gibi görünmüyordu.

Röntgen, tahlil ve ultrason istedi; çünkü dediğine göre yaralarım bir düşme için normal değildi.

Kerem gerildi.

Bir saat sonra doktor onu kenara çağırdı. Sedyemden mırıltıları, ayak seslerini ve ağır bir sessizliği duydum. Sonra kapı aniden açıldı.

Kerem, elinde bir röntgen filmiyle, sanki şeytanın kendisini görmüş gibi bembeyaz bir yüzle içeri girdi.

Doktor arkasından geliyordu.

— “Beyefendi,” dedi sert bir sesle, “eşiniz merdivenlerden düşmemiş.”

Kerem cevap vermedi.

— “Eski kırıkları var, yanlış kaynamış kaburgaları, tekrarlanan yaralanmaları ve sürekli şiddetin açık belirtileri mevcut.”

Gözlerimi kapattım.

İlk defa birisi gerçeği yüksek sesle söylüyordu.

Sonra doktor ekledi:

— “Ve bir şey daha var. Eşiniz hamile.”

Kerem bana sanki sadece nefes alarak ona ihanet etmişim gibi baktı.

Ama asıl darbe, doktor bakışlarını kaçırmadan o cümleyi kurduğunda geldi; Kerem’in yüzünü darmadağın eden o cümle:

— “Ve onu tekrar suçlamadan önce şunu anlayın: Bebeğin cinsiyetini anne değil, baba belirler.”

Kerem röntgen filmini bükülene kadar sıktı.

Ve ben, o sedyede yatarken, her şeyin henüz yeni başladığını anladım.

Neler olacağına inanamıyordum…

BÖLÜM 2
Kerem, şahitler varken kullandığı o sahte ses tonuyla yanıma sokuldu.

— “Leyla, onlara bunun bir kaza olduğunu söyle. Kızları düşün.”

Doktor yerinden kıpırdamadı. Bir hemşire kapının yanında bekledi. Ve o sırada içeri gri takım elbiseli, saçı toplu ve bakışları kararlı bir kadın girdi.

— “Ben Selin Aydın, Sosyal Hizmetler ve Kadın Koruma biriminden geliyorum. Burada kimse size baskı yapamayacak.”

Kerem kuru bir kahkaha attı.

— “Bu benim aile meselem.”

— “Tam da bu yüzden buradayım,” diye cevap verdi Selin Hanım.

İçimde bir şeylerin kırıldığını hissettim. Bu tam bir cesaret değildi; korkumda açılan küçük bir çatlaktı.

Kerem kulağıma doğru eğildi.

— “Ağzını açarsan, kızlarını bir daha göremezsin.”

Bu en ağır darbeydi.

Yüzüme değil. Kaburgalarıma değil. Ruhuma vurulan bir darbe.

Selin Hanım yüz ifademden durumu fark etti.

— “Beyefendi, odadan dışarı çıkın.”

— “O benim karım.”

— “O darp edilmiş bir hasta. Dışarı!”

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

1 / 2
Tema Tasarım |