DOLAR
Alış: 49.07
Satış: 49.27
EURO
Alış: 54.95
Satış: 55.17
GBP
Alış: 64.82
Satış: 65.30
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
6.10.2026
Kayınvalidem ölmek üzereyken acil servisten kocamı tam 31 kez aradım.
- “Ardından dudakları yavaşça hareket etti. Sadece iki kelime söyledi. O iki kelimeyi duyduğum anda avucumdaki anahtara baktım.” Mediha Hanım’ın söylediği iki kelime şuydu: “Eski banka.” Ne demek istediğini anlamam birkaç saniye sürdü. Sonra aklıma geldi. Mediha Hanım’ın yıllar önce çalıştığı banka şubesi. İstanbul’da, Karaköy’de bulunan eski bir binaydı. Şube çoktan kapanmış, bina başka bir bankaya devredilmişti. Fakat Mediha Hanım bazı önemli evraklarını yıllarca oradaki özel kasada tuttuğunu birkaç kez anlatmıştı. Barış da bunu biliyordu. Hatta yıllar önce bir akşam annesiyle tartışırken bağırdığını hatırladım. “Kasada ne varsa çıkar artık! Ne saklıyorsun benden?” Mediha Hanım o zaman sadece, “Ben öldükten sonra öğrenirsin.” demişti. O gece bunu yaşlı bir kadının inadı sanmıştım. Şimdi değildi. Mediha Hanım’ın parmakları elimden yavaşça kaydı. Monitörün sesi değişti. Kapının önünde bekleyen hemşireler içeri girdi. Ben birkaç adım geri çekildim. Doktorlar yanına koşarken ben odamızın duvarına yaslandım ve avucumu açtım. Gümüş anahtar hâlâ elimdeydi. Yaklaşık on dakika sonra doktor yanıma geldi. Yüzündeki ifadeden söyleyeceği şeyi anlamıştım. Mediha Hanım gitmişti. Yirmi yıldır hayatımda olan kadın… Bazen annem gibi sevdiğim, bazen inatçılığı yüzünden tartıştığım, son yıllarında neredeyse her gün ilgilendiğim kadın artık yoktu. Barış’ı aramadım. Bir mesaj yazdım. “Annen saat 22.17’de vefat etti.” Gönder tuşuna bastım. Telefonu çantama koydum. Cevap yedi dakika sonra geldi. “Ne?” Ardından aradı. Telefonu susturdum. Bir dakika sonra yeniden aradı. Sonra tekrar. Garip bir şekilde saymaya başladım. Bir. İki. Üç. Dördüncü aramada telefon tamamen sustu. Ben ise hastanenin floresan ışıkları altında oturmuş, Mediha Hanım’ın bana bıraktığı anahtarı izliyordum. Ertesi sabah ilk işim Karaköy’e gitmek oldu. Eski banka şubesi artık başka bir bankanın özel müşteri merkeziydi. Anahtarı görevliye gösterdiğimde önce şaşırdı. Sonra numarasını sisteme girdi. Ekrana bakarken yüzündeki ifade değişti. “Bu kasa hâlâ aktif görünüyor.” Kalbim hızlandı…
- “Ben açabilir miyim?” Görevli bana baktı. “Tek başınıza hayır. Ama dosyada özel bir talimat var.” “Nasıl bir talimat?” Bilgisayar ekranını biraz daha yaklaştırdı. “Kasa sahibi Mediha Ertem. Vefat durumunda ikinci erişim yetkilisi…” Durdu. Sonra gözlerini bana çevirdi. “Selin Ertem.” Boğazım düğümlendi. “Benim.” Benden kimlik istedi. Belgeler kontrol edildi. Mediha Hanım bunu yıllar önce hazırlamıştı. Benden habersiz. Barış’tan habersiz. Birkaç resmi işlemden sonra görevli beni bodrum kattaki kasa odasına götürdü. Dar bir koridorun sonunda küçük metal kapılar sıralanmıştı. Görevli bir kasanın önünde durdu. Numarası 317’ydi. Anahtarı kilide soktum. Elim titriyordu. Kapak açıldığında karşıma altın, para ya da mücevher çıkmadı. İçeride yalnızca kalın bir kahverengi dosya, siyah bir USB bellek ve zarfa konmuş bir mektup vardı. Zarfın üzerinde el yazısıyla şu yazıyordu: “Selin’e.” Sandalyeye oturdum. Zarfı açtım. Mediha Hanım’ın titrek el yazısı hemen tanıdık geldi. “Sevgili Selin, Bu satırları okuyorsan artık sana gerçeği kendim anlatamayacağım demektir. Sana yıllardır bir şey borçluyum. Gerçeği.” Nefesimi tuttum. Mektup devam ediyordu. Mediha Hanım, Barış’ın yaklaşık dört yıldır ailesinden gizli şekilde şirket borçları yaptığını yazmıştı. İlk başta işler kötü gitmişti. Sonra zararlarını kapatabilmek için annesinden para istemişti. Mediha Hanım yardım etmişti. Bir kez. Sonra ikinci kez. Sonra üçüncü kez. Ama para bitmek bilmemişti. En sonunda Barış, annesinin üzerine kayıtlı iki dükkânı satmasını istemişti. Mediha Hanım reddetmişti. Asıl kavga o zaman başlamıştı. Dosyayı açtım. Banka dekontları vardı. Barış’ın annesinin hesabından kendi şirketine aktardığı milyonlarca lira. Bazı transferlerin altında Mediha Hanım’ın imzası bulunuyordu. Bazılarında ise… İmza ona ait değildi. Bunu ben bile anlayabiliyordum. Aynı ismi taklit etmeye çalışmışlardı ama harflerin eğimi farklıydı. Dosyanın içinde bir bilirkişi raporu da vardı. Sahte imza şüphesi. Mediha Hanım meseleyi aylar önce fark etmişti. Ancak oğlunu hemen polise vermemişti. Önce konuşmaya çalışmıştı. Barış ise inkâr etmişti. Sonra belgelerin nerede olduğunu öğrenmeye çalışmaya başlamıştı. İşte yıllardır aradığı şey buydu. Bu dosya. USB belleği bankadaki bilgisayara takmadım. Doğrudan avukatıma götürdüm. İçinde ses kayıtları vardı. Bir kayıtta Barış’ın sesi açıkça duyuluyordu. “Anne, belgeleri bana ver. Kimseye zarar gelmeden kapatalım bu işi.” Mediha Hanım’ın sesi geliyordu. “Zarar zaten geldi.” “Ben senin oğlunum.” “Keşke bunu daha önce hatırlasaydın.” Bir diğer kayıtta Barış öfkeyle bağırıyordu. “Selin bunu öğrenirse beni boşar!” Mediha Hanım’ın cevabı ise sakin ve netti. “Belki de korkman gereken şey boşanmak değildir.” O an ağlamaya başladım. Çünkü gerçeği anladım. Mediha Hanım yalnızca oğluna karşı delil toplamamıştı. Beni de korumaya çalışmıştı. Dosyanın sonunda vasiyetnamenin bir kopyası vardı. Barış’ın yıllardır annesinden kalacağını düşündüğü iki dükkân, küçük yazlık ve banka hesabındaki para ona bırakılmamıştı. Mediha Hanım mal varlığının büyük kısmını bir vakfa bağışlamıştı. Bana ise oturduğu evi bırakmıştı. Altına tek bir not düşmüştü: “Son yıllarımda bana evlatlık yapan kişiye.” Barış iki gün sonra Bodrum’dan döndü. Cenazeye geldiğinde yüzünde üzgün bir oğul ifadesi vardı. İnsanlara sarılıyor, annesinden bahsederken gözlerini siliyordu. Beni görünce hızla yanıma geldi. “Selin, neden telefonlarımı açmadın?” Ona baktım. Aklıma 31. arama geldi. “Sen neden açmadın?” Cevap veremedi. Cenazeden sonra eve geldi. Kapıdan girer girmez ilk sorusu annesinin eşyaları oldu. “Annem sana bir şey verdi mi?” İşte o an her şey kesinleşti. “Ne vermesini bekliyorsun?” Yüzü gerildi. “Bir şey beklemiyorum.” “Öyleyse neden sordun?” Sessiz kaldı. Masaya kahverengi dosyanın fotokopisini koydum. Rengi attı. “Bunu nereden buldun?” “Annen bıraktı.” Dosyaya uzandı. Elimi üzerine koydum. “Dokunma.” “Selin, sen anlamıyorsun.” “Anlıyorum.” “Annem hastaydı. Ne yaptığını bilmiyordu.” “Bilirkişi raporları da mı hastaydı?” Yüzü değişti. İlk kez korktuğunu gördüm. “Bunu kimseye vermedin, değil mi?” Cevap vermedim. “Selin?” “Avukatımda.” Sandalyeye çöktü. Bir anda o kendinden emin adam yok olmuştu. Yerinde korkmuş bir adam vardı. “Ben her şeyi düzeltecektim.” “Bodrum’da mı?” Başını kaldırdı. Gözlerindeki panik bu kez başka bir şeye dönüştü. “Bu konuyla onun ilgisi yok.” Gülümsedim. “Artık benim de yok.” Boşanma davasını bir hafta sonra açtım. Sahte imza ve usulsüz para transferleriyle ilgili belgeler de ilgili mercilere teslim edildi. Barış aylarca beni aradı. Bazen özür diledi. Bazen annesini suçladı. Bazen de bana hâlâ beni sevdiğini söyledi. Hiçbirine cevap vermedim. Mediha Hanım’ın evi bana kaldığında taşınmadım. Evi sattım. Paranın bir kısmıyla kendi hayatımı yeniden kurdum. Bir bölümünü de Mediha Hanım’ın yıllarca tedavi gördüğü hastanenin felç sonrası rehabilitasyon bölümüne bağışladım. Bağışın ismini onun adına yaptım. Bir yıl sonra hastaneden küçük bir plaket gönderdiler. Üzerinde, “Mediha Ertem Rehabilitasyon Destek Fonu” yazıyordu. Plaketi elime aldığımda o geceyi yeniden hatırladım. Hastane odasını. 31 cevapsız aramayı. Başka bir kadının kahkahasını. Ve avucuma bırakılan küçücük, soğuk anahtarı. Uzun süre o anahtarın bir banka kasasını açtığını düşündüm. Ama yıllar sonra anladım ki aslında açtığı şey başka bir şeydi. Mediha Hanım bana para bırakmamıştı. İntikam da bırakmamıştı. Bana, yıllardır içinde yaşadığım yalanlardan çıkabileceğim bir kapı bırakmıştı. Ve o kapının anahtarı ilk kez benim elimdeydi. O günden sonra Barış’ı hiç aramadım. arama gerçekten sonuncusu oldu. Çünkü bazı insanları hayatınızdan çıkarmak için onların sizi terk etmesini beklemek gerekmez. Bazen bir anahtar yeter. Bazen bir gerçek. Bazen de ölüm döşeğindeki bir kadının, son nefesiyle size hatırlattığı tek bir şey: Kendinizi seçmek için hiçbir zaman geç değildir.
Benzer Galeriler
-
flaş isim istifa etti
-
Yerine geçecek
-
Fon krizinde adı geçen
-
Kötü haber geldi
-
“19 yaşındayken anne babası ve öz kardeşi, hamile kızlarını evden kovdu. Erkek arkadaşı da onu ve çocuğu terk etti.
-
Kocam iki kolumu da kırıp beni 31. kattaki korkuluğa doğru eğdi ve kulağıma fısıldadı: “İmzala, her şey bitecek.”7 yaşındaki kızımız tüm bunları sessizce izliyordu.


