Ana Sayfa 19.07.2026

“Kahvaltı Masasında Başlayan Kâbus: Evliliğini Bitiren Gerçek Bir Karar”

1 / 2

Kahvaltı sırasında eşim, kız kardeşine banka kartımı vermeyi reddettiğim için bana sıcak kahve fırlattı. Fincan mutfak tezgâhına çarpıp parçalandı, kaynar kahve yüzüme ve boynuma sıçradı. Acı içinde kalırken eşim Murat, hiçbir pişmanlık göstermeden yalnızca, “Ya dediğimi yaparsın ya da bu evi terk edersin.” dedi. Kız kardeşi Merve ise olanları sessizce izledi. Çünkü asıl amaçları yardım istemek değil, benim maddi birikimime ulaşmaktı.

Hastaneye giderek yanıklarım için tedavi oldum. Hemşire bana iki kez eve dönmenin güvenli olup olmadığını sordu. İlkinde korkudan “Evet.” dedim, ikincisinde ise gözyaşlarımı tutamadım. Doktor raporlarını, fotoğrafları ve tüm belgeleri sakladım. Eve döndüğümde valizime birkaç parça eşya koydum, yıllardır parmağımdan çıkarmadığım alyansımı mutfak masasının üzerine bıraktım. Yanına da hastane raporunun bir kopyasını yerleştirerek sessizce evden ayrıldım.

Annemin evine gitmedim. Murat beni ilk orada arayacaktı. Bunun yerine bir otele yerleştim. Günlerdir içimde taşıdığım gerçeği artık ortaya çıkarmaya karar vermiştim. Yaklaşık üç hafta önce evimizin bodrumunda, boya kutularının arkasına gizlenmiş kalın bir dosya bulmuştum. Dosyanın içinde sahte imzalar, banka evrakları, şirket belgeleri ve vergi kayıtları vardı. Daha da kötüsü, bana ait olmayan imzalarla çekilmiş yüz binlerce liralık krediler bulunuyordu.

Babamdan miras kalan evim, benim haberim olmadan teminat gösterilmeye çalışılmıştı. Murat yıllardır evi üzerine geçirmek için baskı yapıyordu ama her defasında reddediyordum. Meğer asıl planı, imzamı taklit ederek tüm borçları üzerime yıkmakmış. Üstelik işsiz olmasına rağmen lüks içinde yaşayan kız kardeşi Merve de şirketten danışman maaşı alıyor gibi gösteriliyordu. Böylece şirketten çıkan paralar aile içinde paylaştırılıyordu.

Telefonum gece boyunca susmadı. Murat defalarca aradı, ardından mesajlar göndermeye başladı. Masaya ne bıraktığımı öğrenmek istiyordu. Çünkü alyansın altına yalnızca tek bir belgenin fotokopisini koymuştum. O belge, benim sahte imzamla düzenlenmiş büyük bir kredi sözleşmesiydi. Bu küçük ipucu bile Murat’ın paniğe kapılmasına yetmişti. O bilmiyordu ama dosyanın tamamının kopyaları çoktan bir avukata, mali bilirkişiye ve bankaya ulaştırılmıştı.

Ertesi sabah deneyimli avukat Selin Hanım ile görüştüm. Belgeleri tek tek inceledi ve bunun yalnızca aile içi bir mesele olmadığını, organize bir dolandırıcılık olduğunu söyledi. Hemen suç duyuruları hazırlandı, banka inceleme başlattı, el yazısı uzmanı görevlendirildi ve hastane raporları dosyaya eklendi. Murat ise sürekli mesaj atarak önce özür diliyor, ardından tehdit ediyordu. Yazdığı her mesaj delil olarak saklandı.

Birkaç gün sonra mahkemeden koruma kararı çıktı. Buna rağmen Murat ile Merve gece yarısı eve gizlice girdiler. Güvenlik kameralarının kayıt yaptığını unutmuşlardı. Evin her köşesini ararken kameralar onların konuşmalarını da kaydetti. Merve panikle, “Onun imzasını sen attın.” dediğinde Murat istemeden suçunu kabul etmiş oldu. Bu kayıt yalnızca izinsiz giriş suçunu değil, sahtecilik planını da açıkça ortaya koydu.

Ertesi hafta Murat çalıştığı şirketin önünde gözaltına alındı. Aynı gün Merve de şirket hesabından para çekmeye çalışırken yakalandı. Savcılık banka dolandırıcılığı, resmi belgede sahtecilik, güveni kötüye kullanma ve fiziksel şiddet suçlarından soruşturma başlattı. İncelemeler derinleştikçe başka mağdurlar da ortaya çıktı. Birçok kişinin ödediği tadilat paralarının farklı hesaplara aktarıldığı anlaşıldı.

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

1 / 2
Tema Tasarım |