DOLAR
Alış: 46.77
Satış: 46.96
EURO
Alış: 53.48
Satış: 53.69
GBP
Alış: 62.66
Satış: 63.13
İstanbul’da giyim kavgası
1. Bölüm — Giriş Akşamüstü, sahile bakan taşlı sokakta güneş yavaşça çekilirken dükkânların vitrinleri turuncuya boyanıyordu. Mahallenin çehresini belirleyen küçük tezgâhların önünde insanlar, günlük telaşlarını arkada bırakmış, yürüyordu. O köşede emekli terzi Cemal abinin dikiş makinesinin sesi, çarşafların hışırtısı ve komşuların birbirine attığı kısa selamlar birbirine karışıyordu. Genç bir kadın, rengârenk bir ceketle hızla geçerken yanındaki iki kişinin kestirme bir yorumunu duydu; söz, ince bir kıvılcım gibi havaya atıldı. Kısa, sert bir lafın ardından başka bir laf geldi. Havada bir şeyler değişti; insanlar durdu, bakışlar birbirine kenetlendi. Giyim vardı meselede, ama daha derinde bir bekleyiş, bir ölçüsüzlük hissi vardı. O an kimse, sıradan bir akşam sohbetinin neden parmak uçlarında bir gerilime dönüştüğünü düşünmeye fırsat bulamadı. 2. Bölüm — Gelişme Sözler sertleştikçe sokak daraldı. Önce itişmeler, sonra bağrışlar yükseldi; bir an için zaman yavaşladı. Dükkanların ışıkları titredi, komşular dışarı fırladı; bazılarının yüzleri aydınken bazılarının gözleri küçüldü. Cemal abi, tezgâhının arkasından çıkarak kavgayı ayırmaya çalıştıysa da, öfke bulaşıcıydı. Genç kızın ceketi, yere düşen bir poşet, kopan bir toka—her biri birer simgeye dönüştü. İnsanlar nedenini unuttu, sadece bir şeyleri savunmak gerektiği hissiyle hareket etti. Birkaç yumruk, birkaç tekme; bir kadın çığlığı ve ardından gelen uğultu. Birkaç kişi kolundan yaralandı, biri dizini tutarak yere çöktü. O an polis sireni uzaktan duyuldu; yaya olanlar sanki bir maçın bitiş düdüğünü bekler gibiydi. Ekipler geldiğinde taraflar nefes nefeseydi, öfkeler hem kendine hem çevreye yönelmişti. İfadeler alındı, bazı gençler uyarıldı, ama geride kalan sessizlik daha ağırdı: herkes bildiğini sandığı sınırların ötesine geçmişti. 3. Bölüm — Sonuç Gecenin ardından sokak yorgun bir sabaha uyandı. Camlarda yansıyan gün ışığı, önceki akşamın izlerini sanki silmeye çalışıyordu. Cemal abi tezgâhını toplarken, genç kadın yanına geldi; kısa, sakince bir özürleşme oldu. Komşular küçük bir toplantı yaptı; tartışmanın nedeni olarak sadece kıyafet değil, birbirini dinlememenin ve önyargıların birikimi gösterildi. Mahallede küçük bir karar alındı: tartışma çıkınca önce sözlü olarak müdahale edecek gönüllü bir ekip ve arabuluculuk için bir telefon hattı kurulacaktı. Olay, kimseyi sevindirmemişti; ama insanlar, geçici öfkelerin kalıcı yaralar açtığını görmüştü. Kumaşın gölgesinde başlayan bu kavga, sonunda basitçe anlaşılmanın ve empati kurmanın önemini hatırlattı. İnsanlar aynı sokakta yaşadıkça, sözler ve bakışlar birbirine çarpar; artık bazıları bu çarpışmadan kaçınmak için daha dikkatli bakmayı, önce dinlemeyi seçmişti.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Diğer Galeriler
-
Kız kardeşinin kaprislerini ödemeyi reddettiğim için kocam boynuma sıcak kahve fırlattı ve “eşyalarını ona ver ya da defol git” diye emretti; ben de belgelerimi topladım, avukatımı aradım ve şikayet dilekçesini yüzüğün yanına bıraktım… ama 96.000 dolarlık masraf daha da kötü bir şeyi ortaya çıkardı.
-
Yıllık partide kocam metresiyle birlikte geldi ve fısıldadı: “Karım burada olmamalı.” Dakikalar sonra, yakut bir kolye takmış, babamdan cevapsız bir arama ve tüm konukların yüzlerini değiştirecek 2,5 milyar dolarlık bir aile sırrıyla içeri girdim.
-
Uyandığımda karnımda bir yara izi vardı ve kocam bana, “Seni kurtarmak için yaptım,” dedi; ama saatler önce doktorun bana çocuk sahibi olmama izin vermesi için yalvardığını duymuştum. Metresi hamile bir şekilde bir sepet meyveyle geldi; sessizce gülümsedim ve her şeyi değiştirecek yasal bir mektubu açtım.
-
Baldızım beni her zaman nefret etmiş, bana “fakir çöp” ve “işe yaramaz asalak” demişti. Ama düğününde, bir milyon dolarlık elmas yüzüğünün kayıp olduğunu bağırarak doğrudan bana işaret etti. 200 konuğun önünde, o ve kayınvalidem öne atılıp elbisemi yırttılar, kocam ise sessizce izledi.
-
Kocam, beş yaşındaki oğlumuz son anlarını onun adını fısıldayarak geçirirken, on sekiz çağrıyı görmezden geldi. Ben çocuk yoğun bakım ünitesinin soğuk ışıkları altında, Tanrı’ya küçük oğlumuzun bir kez daha nefes alması için yalvarırken, o lüks bir otel odasında başka bir kadınla yatıyordu. Ama bir annenin intikam için neler yapabileceğini anlamadı…
-
Doğumdan otuz dakika sonra eşim yeni doğan bebeğimize baktı ve fısıldadı: “DNA testi yaptırmak istiyorum. Bu bebek benim olmayabilir.”
