Ana Sayfa 4.08.2026

Huzurevindeki 89 Yaşındaki Bir Adam Herkesin İçinde Diz Çöküp Bana Evlenme Teklif Etti

2 / 2

“Yıllardır kapısını açmadım.”
“Birlikte açalım.”
Önce istemedi.
Sonra kabul etti.
Toz içindeki atölyeyi günlerce temizledik. Eski ahşap kokusu bütün binayı sardı. Hüseyin Amca yeniden küçük oyuncaklar, kuş yuvaları ve bastonlar yapmaya başladı.
Yaptığı oyuncakları huzurevine gelen torunlara hediye ediyordu.
Yüzündeki mutluluğu görmek bana da iyi geliyordu.
Ben de yıllardır ertelediğim resim kursuna yazıldım.
Hafta sonları yeniden arkadaşlarımla buluşmaya başladım.
İlk kez eşimi kaybettikten sonra gerçekten güldüğümü fark ettim.
Bir çarşamba huzurevine gittiğimde Hüseyin Amca odasında uyuyordu.
Hemşire bana sessiz olmamı işaret etti.
“Bugün biraz yorgun.”
Yanına oturdum.
Bir süre sonra gözlerini açtı.
“Geldin mi?”
“Geldim.”
Elimi tuttu.
“Bak,” dedi gülümseyerek. “Teklifim işe yaradı.”
Gülmeye başladım.
“Evet.”
“Artık gözlerin eskisi kadar üzgün değil.”
O gün vedalaşırken bana küçük bir ahşap kutu verdi.
“Bunu ben öldükten sonra aç.”
İtiraz ettim ama dinlemedi.
Aradan iki ay geçti.
Bir sabah huzurevinden telefon geldi.
Hüseyin Amca uykusunda, acı çekmeden hayatını kaybetmişti.
Cenazesinde onlarca insan vardı.
Yıllarca yaptığı iyiliklere dokunduğu insanlar tek tek gelip onunla ilgili anılarını anlattılar.
Eve döndüğümde verdiği kutuyu açtım.
İçinde satranç taşlarından oyulmuş küçücük bir kalp vardı.
Yanında da kısa bir mektup duruyordu.
“Sevgili kızım,
Hayat bazen insanın elinden sevdiği kişileri alır ama sevgiyi alma gücü yoktur. Ben sana eş olmayı değil, yeniden yaşamayı teklif ettim. Eğer bu satırları okuyorsan, demek ki sözümü tutmuşsun.
Bir gün yine âşık olursan korkma.
Bir gün yeniden kahkaha atarsan utanma.
Çünkü kaybettiklerimize ihanet etmiş olmayız; onların bize bıraktığı sevgiyi yaşatmış oluruz.
Beni satranç masasındaki yaşlı bir adam olarak değil, sana yeniden umut vermeye çalışan bir dost olarak hatırla.
— Hüseyin Amca.”
Mektubu bitirdiğimde gözyaşlarımı tutamadım.
O gün huzurevine giderken sadece gönüllü olduğumu sanıyordum.
Oysa oradan ayrılırken, bana hayatın en büyük dersini veren gerçek bir dost kazanmıştım.
Hüseyin Amca bana ikinci bir eş değil, ikinci bir başlangıç armağan etmişti. O günden sonra her çarşamba huzurevine gitmeyi hiç bırakmadım. Yeni gelen yaşlılarla satranç oynarken, umudunu kaybetmiş birini gördüğümde hep aynı cümleyi hatırlıyordum:
“Hayata yeniden ‘evet’ demek için hiçbir zaman geç değildir.”

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

2 / 2
Tema Tasarım |