DOLAR
Alış: 48.19
Satış: 48.39
EURO
Alış: 56.01
Satış: 56.24
GBP
Alış: 65.11
Satış: 65.59
Hizmetçilik yaptığım evde ev sahibi zengin bir adam bana yan gözle bakıyordu sadece 1 hafta sonra evlenme teklifi etti bana…
Kalbim hızlandı.
“Buyurun.”
“Sen bu eve geldiğinden beri evin havası değişti.”
Ne diyeceğimi bilemedim.
“Nasıl yani?”
“Eskiden eve geldiğimde sadece duvarlarla konuşuyor gibiydim. Şimdi mutfaktan bir ses geliyor, koridorda biri yürüyor, birileri gülüyor… Ev yeniden ev gibi.”
Gözlerimi kaçırdım.
O akşam eve döndüğümde söylediklerini uzun süre düşündüm.
Ertesi gün işe giderken garip bir heyecan vardı içimde. Onunla karşılaşmak istemediğimi düşünüyordum ama kapıyı açtığımda ilk olarak onu aradığımı fark ettim.
Vedat Bey salonda oturuyordu.
Beni görünce ayağa kalktı.
“Hoş geldin.”
“Hoş buldum.”
Göz göze geldik.
Bu kez bakışlarında çekinmek yoktu.
Sanki kararını vermişti.
Öğle saatlerinde mutfakta çalışırken yanıma geldi.
“Akşam biraz konuşabilir miyiz?”
“Tabii.”
O akşam yemek masasının karşısında oturduk.
Vedat Bey ellerini masanın üzerinde birleştirdi.
“Sana söyleyeceğim şeyin çok ani olduğunu biliyorum.”
İçimde tuhaf bir korku oluştu.
“Fakat bir haftadır seni tanıyorum. Belki kısa bir süre. Ama bazen insan yıllarca yanında olan birini anlayamaz da, bazı insanlarla birkaç konuşmada kendini güvende hisseder.”
Sessizce onu dinledim.
Sonra hiç beklemediğim cümleyi söyledi.
“Ben seninle evlenmek istiyorum.”
Sanki odadaki bütün sesler bir anda kesildi.
Ne diyeceğimi bilemedim.
“Bir hafta…” diyebildim yalnızca.
“Evet. Çok kısa.”
“Aramızda çok büyük bir yaş farkı var.”
“Biliyorum.”
“İnsanlar konuşur.”
“Konuşacaklar.”
“Ben sizin paranız için böyle bir şey istemiyorum.”
Bu kez yüzünde hafif bir tebessüm oluştu.
“Ben de senin param için benimle evlenmeni istemiyorum.”
Ayağa kalktı ve pencerenin önüne geçti.
“Ben hayatım boyunca birçok şeye sahip oldum. Büyük bir evim, rahat bir hayatım, istediğim her şeyi alabilecek param oldu. Ama insan yaşlandıkça bazı şeylerin satın alınamadığını anlıyor.”
Sonra bana döndü.
“Ben artık yanımda gerçekten olmak isteyen birini istiyorum.”
O gece ona hemen cevap vermedim.
Hatta birkaç gün boyunca kafamın içinde aynı sorular dönüp durdu.
“Ya insanlar haklıysa?”
“Ya bu yalnızca geçici bir hevesse?”
“Ya bir gün yaş farkımız aramıza girerse?”
Ama Vedat Bey beni hiç zorlamadı.
Her sabah aynı sakinlikle günaydın dedi.
Her akşam, “İyi akşamlar,” deyip kendi odasına çekildi.
Bana yaklaşmaya çalışmak yerine bana düşünmem için alan bıraktı.
İşte kararımı asıl o zaman verdim.
Çünkü beni gerçekten isteyen bir adamın beni acele ettirmediğini gördüm.
Bir hafta sonra yine aynı masada oturuyorduk.
Bu kez ben ona baktım.
“Bir şartım var,” dedim.
“Nedir?”
“Beni değiştirmeye çalışmayacaksınız.”
Gülümsedi.
“Ben seni olduğun için istiyorum.”
“Bir de bana acıdığınız için evlenmek istemediğinize emin olmalıyım.”
Yüzündeki ifade ciddileşti.
“Acımak başka, hayran olmak başka.”
Kalbim o anda hızla çarpmaya başladı.
“Ben sana hayranım,” dedi.
Başımı eğdim.
İlk kez o bakışlardan kaçmadım.
Aylar sonra evlendik.
Düğünümüz büyük değildi. İnsanların konuşmalarına rağmen yan yana durduk. Kimileri yaşımıza baktı, kimileri onun parasını konuştu, kimileri benim neden böyle bir adamı seçtiğimi sorguladı.
Ama hiçbiri geceleri aynı evde birbirimize nasıl baktığımızı bilmiyordu.
Ben onun yanında yalnızca zengin bir adamın eşi olmadım.
O da benim için yalnızca yaşlı ve varlıklı bir adam değildi.
Biz iki yalnız insanın birbirinde huzur bulmasıydık.
Aradan yıllar geçtiğinde bazen ilk günleri hatırlıyorum.
O eve çalışmak için girmiştim.
Karşıma çıkacak adamın hayatımın geri kalanını değiştireceğini bilmiyordum.
Vedat Bey bana bir gün, “İnsan bazen aşkı gençliğinde değil, hayatın sana artık şaşırtamayacağını düşündüğün bir zamanda bulur,” demişti.
Şimdi onunla aynı evde kahvaltı ederken yüzüne bakıyor ve gülümsüyorum.
Çünkü artık biliyorum:
Aşkın yaşı yoktur.
Ama aşkın bir şartı vardır.
İki insanın birbirini gerçekten seçmesi.
Biz de birbirimizi, bütün bakışlara, bütün fısıltılara ve aramızdaki otuz beş yıla rağmen seçtik.
Ve ben hayatımda ilk kez, bir evde çalışmaya başlayıp o evde kendime bir yuva buldum.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Diğer Galeriler
-
Sessiz Zarafetin Büyük Zaferi: İhanetin Gölgesinden Doğan Yeni Bir Hayat
-
Karanlık Geçitten Aydınlığa: Kızını Sokaktan Kurtaran Bir Babanın Unutulmaz Mücadelesi
-
Karanlıkta Bırakılan Masumiyet: Bir Annenin Unutulmaz Adalet Mücadelesi
-
Sessizce Feda Edilen Yıllar ve Lüks Satış Ofisindeki Büyük Çöküş
-
“Erkek Çocuk Haklıdır” Diyen Kayınvalidem Kızımın Doğum Gününü Zehir Etti: Kocamın Gizli Planını Tek Gecede Çökerttim
-
Gece Yarısı Fısıldanan İhanet: Kocam Milyonları ve Mücevherlerimi Çaldığını Sanırken Karşısında Kim Olduğunu Unutmuştu
