DOLAR
Alış: 49.63
Satış: 49.83
EURO
Alış: 55.61
Satış: 55.83
GBP
Alış: 66.17
Satış: 66.66
Gelinim, torunlarım sözde “anneannelerini çok özledikleri” için beni bir haftalığına evlerine davet etti
….“SEN NE YAPTIN BÖYLE?!”
Zeynep’in çığlığıyla gözlerimi kapattım.
Beklediğim an gelmişti.
Ama onun korktuğu şeyin ne olduğunu henüz bilmiyordu.
Ahmet arabasının kapısını açık bırakarak eve koştu.
Üzerinde hâlâ yolculuk kıyafetleri vardı.
Zeynep, elindeki kâğıtları sallıyor, yüzü öfkeden kıpkırmızı kesiliyordu.
“Ahmet!
Annen bütün hesaplarımızı altüst etmiş!
Her şeyi mahvetmiş!”
Oğlum bir bana, bir karısına baktı.
“Ne oluyor burada?”
Yukarıdan yavaşça indim.
Elimde bir fincan çay vardı.
“Günaydın oğlum.”
Ahmet’in kaşları çatıldı.
“Anne, Zeynep neden bağırıyor?”
Çantamı masanın üzerine koydum.
“Çünkü dün benden yirmi bin lira istedi.
Ben de bugün kendisine cevabımı verdim.”
Zeynep bir adım öne çıktı.
“Cevap mı?
Sen resmen bizi soyup soğana çevirmişsin!”
Gülümsedim.
İnsanın kendi evinde misafir ettiği birine fatura kesmesi yetmiyormuş gibi, bir de hırsızlıkla suçlaması için ne kadar yüzsüz olması gerektiğini o sabah öğrendim.
Ahmet bana döndü.
“Anne, ne faturası?”
Çantamdan Zeynep’in bana verdiği kâğıdı çıkardım.
Masanın üzerine dümdüz yerleştirdim.
“Şu.”
Oğlum kâğıdı eline aldı.
Önce okudu.
Sonra bir daha okudu.
“Misafir odasında konaklama…
Dokuz bin lira mı?”
Zeynep hemen araya girdi.
“Ahmet, yanlış anlama.
Annene hiçbir şey yapmadım.
Sadece evin masraflarını paylaştırmak istedim.”
Ahmet’in yüzü değişti.
“Evde kalması için annemi sen çağırmadın mı?”
“Çağırdım ama…”
“Çocuklara bakması için?”
“Evet, ama…”
“Peki, şimdi neden ona borç çıkardın?”
Zeynep’in dudakları titredi.
Sonra bana döndü.
“Sen ne anlattın buna?
Beni kendi oğlumun gözünde kötü göstermeye mi çalışıyorsun?”
İşte o an fincanımı masaya bıraktım.
“Zeynep, senin beni kötü göstermene kimsenin yardımı gerekmiyor.”
Ev sessizliğe gömüldü.
Tam o sırada merdivenlerden Elif indi.
Gözlerini ovuşturuyordu.
“Anneanne, neden bağırıyorsunuz?”
Ardından Mert göründü.
Elinde, geçen hafta ona aldığım küçük oyuncak araba vardı.
İkisi de bana doğru koştu.
Elif belime sarıldı.
“Anneanne, bugün de bizimle kalacak mısın?”
Boğazım düğümlendi.
Dün gece valizimi toplarken en çok bu sorudan korkmuştum.
Çocuklara gerçeği anlatamazdım.
Onlara annelerinin beni para karşılığında evden göndermeye çalıştığını söyleyemezdim.
Saçlarını okşadım.
“Canım benim, önce büyüklerin bir konuşması gerekiyor.”
Zeynep hemen çocuklara döndü.
“Elif, Mert!
Odalarınıza çıkın!”
Elif irkildi.
Mert oyuncağını göğsüne bastırdı.
Ahmet karısına sertçe baktı.
“Onlara bağırma.”
“Ben kendi çocuklarıma bağırıyorum!”
“Ben de kendi annemle nasıl konuştuğunu soruyorum!”
Zeynep’in yüzündeki ifade bir anda değişti.
Artık kendisini savunmakla yetinmiyordu.
Beni suçlu çıkarmaya çalışıyordu.
“Sen bilmiyorsun Ahmet!
Annen bütün hafta evdeydi.
Elektrik kullandı, su kullandı, yemek yedi.
Her şeyin bir bedeli var!”
Ahmet elindeki faturayı masaya attı.
“Peki, çocuklara bakmasının bedeli ne?”
Zeynep cevap vermedi.
“Her sabah kahvaltıyı hazırlamasının?”
Yine sustu.
“Ben yokken çocukların bütün ihtiyaçlarıyla ilgilenmesinin?”
Zeynep bu kez bana döndü.
“Bunları yapmak zorunda değildi!”
Başımı salladım.
“Doğru.
Zorunda değildim.”
Çantamdan küçük defterimi çıkardım.
Dün gece sabaha kadar uyumamıştım.
Ama ağlamamıştım.
Yedi gün boyunca yaptığım her şeyi, ödediğim her kuruşu, gördüğüm her belgeyi tek tek yazmıştım.
Çünkü yıllarca bir aileyi ayakta tutmanın ne demek olduğunu öğrenmiştim.
Ve artık kendi emeğimin yok sayılmasına izin vermeyecektim.
Defteri Ahmet’in önüne koydum.
“Önce şuna bir bak.”
İlk sayfada market alışverişlerinin tarihleri vardı.
Pazartesi: 2.180 TL.
Salı: 1.460 TL.
Perşembe: 2.735 TL.
Cuma: 1.890 TL.
Altlarında market fişlerini de saklamıştım.
Ahmet fişleri tek tek inceledi.
“Bunları sen mi ödedin anne?”
“Evet.”
Zeynep hemen konuştu.
“Birkaç market alışverişi yapmış olması neyi değiştiriyor?
Bizim evimizde kaldı!”
“Birkaç mı?” dedim.
Sesimi yükseltmedim.
“Bu fişlerin toplamı sekiz bin lirayı geçiyor.
Üstelik hepsi bu kadar değil.
Kendi arabamla çocukları iki kez kurslarına götürdüm.
Bir gün okuldan aldım.
Çamaşır deterjanından meyveye kadar ne gerekiyorsa aldım.”
Ahmet başını kaldırdı.
“Zeynep, anneme bunların parasını geri verdin mi?”
“Hayır, çünkü…”
“Çünkü ne?”
“Bana söylemedi!”
O an içimden acı bir kahkaha yükseldi.
“Ben sana çocuklarının en sevdiği reçelden götürürken de para istemedim.
Buzdolabını temizlerken de istemedim.
Her sabah erkenden kalkıp senin ailene kahvaltı hazırlarken de istemedim.”
Bir an durdum.
“Ben bunları para için yapmadım, Zeynep.
Ama sen benim sevgimi bedava hizmet sandın.”
Ahmet’in yüzü bembeyaz olmuştu.
Zeynep ise hâlâ pes etmiyordu.
“Peki, faturamı ne yapacaksın?
Bana borçlusun!”
“Borçlu olduğumu mu düşünüyorsun?”
“Evet!”
“Öyleyse hesabı tamamlayalım.”
Defterin son sayfasını açtım.
Orada iki sütun vardı.
Birinde Zeynep’in benden istediği para yazıyordu.
Diğerinde ise benim yaptığım harcamalar ve karşılığını beklemeden verdiğim emek.
Altına tek bir cümle eklemiştim:
“Bir annenin sevgisi satılık değildir.
Ama onun emeğini sömüren hiç kimse, bunu hak olarak göremez.”
Ahmet yazıyı okudu.
Sonra bana baktı.
“Anne…
Bütün hafta bunları mı yaşadın?”
Başımı salladım.
“Ben çocuklarımın evinde misafirdim, oğlum.
Ama bana hizmetçiymişim gibi davranıldı.”
Ahmet gözlerini kapattı.
Zeynep birden ağlamaya başladı.
Fakat bu gözyaşlarının içinde pişmanlıktan çok korku vardı.
Çünkü o ana kadar beni sessiz, yaşlı ve kolayca ikna edilebilecek biri sanmıştı.
Şimdi ise karşısında ne yaptığını bilen bir kadın duruyordu.
Üstelik asıl sürprizim henüz bitmemişti.
Çantamdan bir zarf çıkardım.
Ahmet’in önüne bıraktım.
“Bunu da oku.”
Zeynep zarfı görür görmez sustu.
Yüzündeki bütün renk çekildi.
Ahmet zarfı açtı.
İçinden banka dekontları, market fişleri ve bir de yazılı belge çıktı.
Belge, Zeynep’in benden istediği yirmi bin lirayı ödemek için hazırladığımı söylediğim parayla ilgili değildi.
Tam tersine, onun bana borç çıkardığı sırada benim kendi hesabımdan yaptığım ödemeleri gösteriyordu.
Ahmet dekontları incelerken kaşları giderek çatıldı.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Diğer Galeriler
-
4 yıl yurt dışında çalıştından sonra
-
Mezuniyet Sabahı Kilitli Kapının Arkasındaki Sır: Siyah Çantadaki Unutulmayan Belgeler
-
Gece Yarısı Uyanmalarının Arkasındaki Biyolojik Nedeni Öğrenin
-
İşten eve geç geldim ve kocam beni annesinin gözleri önünde …
-
Baş Ağrısıyla Vefat Etti Sebebi İse
-
Gelinim, torunlarım sözde “anneannelerini çok özledikleri” için beni bir haftalığına evlerine davet etti
