- Gece yarısı üç haftalık kızım Masal bir türlü susmuyordu. Ankara’daki evimizin loş koridorunda onu kucağımda pışpışlayıp sakinleştirmeye çalışırken, kayınvalidem Mukaddes aniden odasından fırladı. Öfkeyle üzerime yürüyüp yüzüme sert bir tokat attı. Dengemi kaybedip duvara çarptım; o an kucağımdaki minik Masal ellerimden kayarak ahşap zemine düştü. Ağlama sesi bir anda kesildi. Mukaddes hiç istifini bozmadan, “Şunu sustur ya da bu evden defol git!” diye bağırdı. Yere kapandığımda kızım hareketsiz yatıyordu. Gürültüye uyanan eşim Barış koridora koştu. Mukaddes hemen kendisini savunmaya geçerek, “Bebeği kendisi düşürdü” yalanını söyledi. Eşimin kararsız bakışları arasında daha fazla beklemedim. Pijamalarımla kucağıma aldığım kızımı hemen arabaya bindirip Hacettepe Üniversitesi Hastanesi Acil Servisi’ne yetiştirdim. Acil serviste uzman hekimler Masal’ı hemen müdahale odasına aldı. Yaklaşık yirmi dakika sonra Acil Tıp Uzmanı Dr. Selim Bey yanıma geldi. Yüzündeki derin ciddiyet içimi ürpertti. Kısık bir sesle, “Kızınızın kalbi durmuş durumda, şu an canlandırma müdahalesi yapıyoruz” dedi.
- Dünya başıma yıkılmıştı. Doktor, bebeğin kafatasında ciddi bir darbe izi olduğunu ve ne yaşandığını tam olarak bilmesi gerektiğini söyledi. Tam o sırada Mukaddes ve Barış hastane koridorunda belirdi. Kayınvalidem yanıma sokulup, “Bunun bir ev kazası olduğunu söyle, polise karıştırma” diye fısıldadı. O an içimdeki korku yerini sarsılmaz bir kararlılığa bıraktı. Telefonumu çıkarıp derhal emniyet güçlerini aradım. “Kayıtlara geçsin; kayınvalidem bana fiziki saldırıda bulundu ve üç haftalık bebeğim bu yüzden yere düşerek ağır yaralandı,” dedim. Mukaddes’in yüzü bembeyaz oldu. Eşim Barış ise ne yapacağını bilemez halde bana bakıyordu.Polis ekipleri kısa sürede acil servise ulaştı. Komiser Zeynep, yüzümdeki kızarıklık ve darp izlerini inceledikten sonra ifademi aldı. Mukaddes suçlamaları reddetmeye çalışsa da evimizin koridorundaki güvenlik kamerasını unutmuştu. Başkomiser Hakan, bulut sistemine yüklenen kamera kayıtlarını incelediğinde her şey netleşti. Görüntülerde Mukaddes’in bana attığı tokat, dengemi kaybedişim ve minik Masal’ın yere düşüş anı saniye saniye kayıtlıydı. Ayrıca Mukaddes’in geçmişte bana attığı tehdit mesajları da delil olarak dosyaya eklendi. Delillerin kesinliği karşısında Mukaddes, polis ekipleri tarafından hastane koridorunda gözaltına alındı. Bu sırada Masal acil beyin ameliyatına alındı. Beyin cerrahı Dr. Murat Bey ve uzman ekibi, beyindeki baskıyı azaltmak için saatlerce mücadele etti. Dört saat süren zorlu ameliyatın ardından doktor müjdeli haberi verdi: Ameliyat başarılı geçmişti ve Masal hayatta kalmayı başarmıştı. Günler süren yoğun bakım sürecinin ardından kızım gözlerini açtı ve kendi kendine nefes almaya başladı. Hastaneden taburcu olduktan sonra, yaşanan bu olay karşısında pasif kalan ve annesini korumaya çalışan eşimsiz yeni bir hayat kurmaya karar verdim. Barış’tan boşandım ve ablam Leyla’nın desteğiyle Antalya’ya taşındım. Mahkeme süreci sonunda Mukaddes, “çocuğun hayatını tehlikeye atma” ve “kasten yaralama” suçlarından 3 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Eşim Barış ise hatasını anlayıp pişman olsa da artık çok geçti; kızını sadece belirli zamanlarda ve mahkeme gözetimi altında görme hakkı elde edebildi. Üç Yıl Sonra… Antalya’nın güneşli bir gününde, sahil parkında oynayan kızımı izliyorum. Masal, geçirdiği ameliyatın izlerini geride bırakmış, neşeyle kaydıraktan kayıyor. Bir zamanlar gecenin karanlığında yaşadığımız o büyük kabus, yerini adaletin sağladığı huzura bıraktı. Kızımın neşeli kahkahaları, hayatımızın en güzel zafer şarkısı olarak parkta yankılanıyor.

