DOLAR
Alış: 46.95
Satış: 47.14
EURO
Alış: 53.70
Satış: 53.92
GBP
Alış: 63.03
Satış: 63.50
Gece Yarısı Gelen Telefon Her Şeyi Değiştirdi: Annesi İçin Verdiği Adalet Mücadelesi
Saat gece 02.27’de başarılı avukat Ceren Yıldırım’ın telefonu çaldı. Arayan annesi Meral Yıldırım’dı. Sesi korkudan titriyordu.
“Ceren… Yengen Banu beni beyzbol sopasıyla dövdü… Ağabeyin Murat ise sadece izledi… Şimdi beni karakolda suçlu gibi tutuyorlar.”
Bu sözleri duyan Ceren hiç vakit kaybetmeden arabasına atladı ve şiddetli yağmur altında doğruca karakola doğru yola çıktı. Annesi telefonda, gelini Banu’nun kendisini akıl sağlığı yerinde olmayan biri gibi gösterdiğini, ağabeyi Murat’ın da bu yalana destek verdiğini anlattı. Üstelik polis, olayın gerçek mağdurunu dinlemeden önce onların ifadelerini almıştı.
Karakola girer girmez görevli polis memuru Ceren’i tanıyınca yüzü bir anda değişti. Çünkü Ceren sıradan bir avukat değildi. Adalet Bakanlığı adına polis usulsüzlükleri ve yaşlı istismarı dosyalarında görev yapan özel hukuk danışmanıydı. Üstelik bu karakol birkaç gün sonra kapsamlı bir denetimden geçirilecekti. Bunu içeridekilerin hiçbiri bilmiyordu.
Ceren annesini gördüğünde büyük bir öfke yaşadı. Meral Hanım’ın bir gözü şişmiş, bileği ters dönmüş, yüzünde ve omzunda ciddi darp izleri oluşmuştu. Buna rağmen elleri kelepçeliydi. Odanın diğer tarafında ise Banu yanağına küçük bir yara bandı yapıştırmış, ağlıyor numarası yapıyordu. Murat ise eşinin yanında sessizce duruyordu.
Ceren polis memurlarına annesinin fotoğraflarının çekilip çekilmediğini, ambulans çağrılıp çağrılmadığını ve saldırıda kullanılan sopanın delil olarak alınıp alınmadığını sordu.
Üç sorunun da cevabı aynıydı:
“Hayır.”
Bu cevaplar Ceren’e olayın sadece aile içi bir kavga olmadığını gösterdi. Deliller bilinçli şekilde toplanmamıştı.
Tam o sırada karakol amiri Komiser Kemal Arslan ortaya çıktı. Banu’nun öz dayısı olan Kemal, olayın büyütülmemesi gerektiğini, bunun basit bir aile meselesi olduğunu söyleyerek Ceren’i susturmaya çalıştı.
Ceren ise tek kelime etmeden annesinin yaralarını, kelepçelerini, karakoldaki saati ve görevli polisleri tek tek fotoğrafladı. Ardından yardımcısına yalnızca bir mesaj gönderdi:
“Hiçbir delil kaybolmasın.”
Bunun ardından ambulans çağrıldı. Hastanede yapılan muayenede Meral Hanım’ın bileğinin kırıldığı, iki kaburgasının çatladığı ve vücudundaki morlukların sert bir cisimle vurulduğunu açıkça gösterdiği tespit edildi. Buna karşılık Banu’nun yanağındaki küçük çizik ise yüzeyselydi.
Hastanede annesi gerçekleri anlatmaya başladı.
Meğer Banu aylardır Meral Hanım’a vekâletname imzalatmaya çalışıyormuş. Murat ise bunu yalnızca “miras planlaması” olarak gösteriyormuş. O gece önüne evi ve banka hesaplarının yönetimini devreden belgeler koymuşlar. Meral Hanım imzalamayı reddedince Banu eski beyzbol sopasını alıp saldırmış. İlk darbe masaya gelmiş, ikinci darbe ise doğrudan Meral Hanım’ın koluna ve kaburgalarına isabet etmişti.
En acı olan ise Murat’ın söyledikleriydi.
“Anne, imzala da bu iş bitsin.”
Bu sözler Ceren’in içindeki tüm şüpheleri ortadan kaldırdı.
Ekibinin yaptığı mali incelemeler olayın gerçek nedenini de ortaya çıkardı.
Banu’nun yaklaşık doksan bin liralık kumar borcu vardı.
Murat ise iş yerini kurtarmak için gizlice büyük miktarda kredi çekmişti.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Diğer Galeriler
-
Kocasının Şiddetine Sessiz Kalmadı: Bir Sabah Attığı Adım Hayatını Sonsuza Dek Değiştirdi
-
Doğuma Günler Kala Terk Edildi: Sessiz Kalan Kadının Hayatını Değiştiren Kararı
-
Gece Yarısı Kaçarken Her Şeyi Kaybetti: Sessiz Kaldığı Kadının Büyük Hamlesi
-
Gece Yarısı Gelen Telefon Her Şeyi Değiştirdi: Annesi İçin Verdiği Adalet Mücadelesi
-
Kocasının İhanetini Sessizce Kanıtladı: Gerçek Ortaya Çıkınca Hayatı Tamamen Değişti
-
Babasının Bir Telefonla Değiştirdiği Kader: Sessiz Çığlığın Ardındaki Gerçek
