- Dul Kadının Mezarlıkta Bulduğu Kutu Ayşe, kocasının mezarının yanından aldığı paslı kutuyu göğsüne bastırarak koşarken ayaklarının yere değip değmediğini bile hissetmiyordu. Arkasından gelen iki adamın sesleri mezarlığın sessizliğini parçalıyordu. — Dur! O kutuyu bırak! Ayşe arabasına ulaştığında elleri titriyordu. Kapıyı zor açtı, kutuyu yan koltuğa koydu ve motoru çalıştırdı. Tam o sırada adamlardan biri arabanın kapısına vurdu. Ayşe korkudan çığlık attı ama gaza basmayı başardı. Eve vardığında ilk işi kapıyı kilitlemek oldu. Perdenin arkasından sokağı kontrol etti. Kimse yoktu. Ama artık biliyordu; Mehmet’in mezarının yanına gömülen o kutu sıradan bir şey değildi. Kutunun içindeki beyaz toz dolu poşetlere bakarken aklına Neriman’ın sözleri geldi: “Ölü bir adamla konuşmayı bırak.” Demek ki Neriman, Ayşe’nin her salı mezarlığa gittiğini bildiği için huzursuzdu. Çünkü Ayşe oraya gitmeye devam ederse, gömülen şeyi fark edebilirdi. Ayşe vakit kaybetmeden kızı Elif’i aradı. Bu kez hiçbir şeyi saklamadı. Elif, annesinin sesindeki korkuyu duyunca hemen yanına geldi. Kutuyu görünce yüzü bembeyaz kesildi. — Anne, bunu hemen polise götürmemiz lazım. Ayşe başını salladı. Ama karakola gitmeden önce bir şey daha yaptı. Telefonunu çıkarıp kutunun, poşetlerin ve paslı kilidin fotoğraflarını çekti. Sonra Mehmet’in mezarının yanındaki çukurun da fotoğrafını çekmek için Elif’le birlikte yeniden mezarlığa döndüler.
- Bu kez yalnız değillerdi. Mezarlık girişinde polisler onları bekliyordu. Elif yolda durumu ihbar etmişti. Ayşe her şeyi anlattı. Neriman’ın sözlerini, garip sorularını, çukurun bir gecede yapraklarla kapatıldığını… Polisler mezarın çevresini inceledi. Kısa süre sonra yakınlardaki güvenlik kameralarından gerçek ortaya çıktı. Gece yarısı mezarlığa gelen kişilerden biri Neriman’ın oğluydu. Diğerleri ise onun arkadaşlarıydı. Neriman, yıllardır Ayşe’nin Mehmet’e olan bağlılığını küçümsüyor, onu mezarlıktan uzaklaştırmaya çalışıyordu. Çünkü oğlu, yasa dışı işler yapan bir grupla birlikte mezarlığı saklama yeri olarak kullanıyordu. Mehmet’in mezarının yanını seçmelerinin nedeni ise basitti: Ayşe dışında kimse o mezarı düzenli ziyaret etmiyordu. Ama hesaba katmadıkları bir şey vardı. Ayşe’nin sevgisi. Her salı oraya gitmesi, ölü bir adamla konuşmak değil; yirmi dokuz yıllık bir hayatı, sadakati ve hatırayı yaşatmaktı. Neriman ve oğlu kısa süre sonra gözaltına alındı. Ayşe ise günler sonra yeniden Mehmet’in mezarına gitti. Bu kez yanında beyaz zambaklar vardı. Mezar taşını temizledi, çiçekleri yerleştirdi ve hafifçe gülümsedi. — Gördün mü Mehmet’im? dedi fısıltıyla. Beni yine sen kurtardın. Rüzgâr servi ağaçlarının arasından geçerken Ayşe ilk kez korkmadı. Çünkü artık biliyordu: Bazı sevgiler toprağın altında kalmaz. Tam tersine, karanlığa gömülen gerçekleri gün yüzüne çıkarır.

