DOLAR
Alış: 45.07
Satış: 45.25
EURO
Alış: 52.79
Satış: 53.00
GBP
Alış: 61.01
Satış: 61.46
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
2.04.2026
Düğünde Çıldıran Köpek Gelinliği Isırıp Sahibini Geri Çekti! Saniyeler Sonra Olanlar Herkesi Dehşete Düşürdü…
- O gün düğün mekanı bir peri masalından fırlamış gibiydi. Misafirler yerlerini almış, törenin başlamasını bekliyordu. Gelin Selma çok heyecanlıydı, damat ise ona sevgiyle gülümsüyordu. Selma’nın gençliğinden beri yanından ayırmadığı sadık köpeği Tarçın da oradaydı. Törenin başından beri o kadar akıllıca, o kadar uslu oturuyordu ki herkes ona hayran kalmıştı. Ancak Selma ve damat nikah masasına doğru ilk adımlarını attıkları an her şey birdenbire değişti! Köpek aniden ayağa fırladı ve çılgınca havlamaya başladı. Selma onu sakinleştirmeye, başını okşamaya çalıştı ama Tarçın dinlemedi. Gittikçe daha da hırçınlaşıyordu. Bir anda Selma’nın gelinliğinin eteklerini dişleriyle sıkıca yakaladı ve onu var gücüyle geriye doğru çekmeye başladı! Havlaması artık histerik bir feryada dönüşmüştü. Salondaki misafirler paniklemeye başladı, damat köpeği zorla uzaklaştırmaya çalıştı ama hayvan gözü dönmüş gibi gelini o noktadan uzaklaştırmaya uğraşıyordu. Herkes köpeğin delirdiğini, en mutlu günü mahvettiğini düşünüyordu. Selma köpeğin çekiştirmesiyle dengesini kaybedip geriye doğru sendelediği o saniyede birden… Dehşet verici o olay yaşandı! Ve salondaki herkes, köpeğin neden bu kadar çırpındığını işte o an anladı! Selma, Tarçın’ın beklenmedik ve inanılmaz derecede güçlü hamlesiyle geriye doğru şiddetle tökezledi. Topuklu ayakkabıları kaygan mermer zeminde tutunamadı ve sırt üstü yere yığıldı. Damat öfkeyle Tarçın’a bağırıp onu uzaklaştırmak için kollarını savurduğu o milisaniyede, yukarıdan, çok yükseklerden gelen kulakları sağır edici bir çatırdama sesi duyuldu. Sanki gökyüzü yarılmış, binanın devasa omurgası ortadan ikiye kırılmış gibiydi. Herkesin başı gayriihtiyari yukarı, o görkemli, yüksek tavana çevrildi. Nikah masasının tam üzerine, Selma ve müstakbel eşinin saniyeler önce adım atmak üzere oldukları o noktaya asılı duran, yüzlerce kiloluk devasa kristal avize, bağlı olduğu kalın zincirlerinden kopmuştu. Zaman sanki ağır çekime geçmişti. İnsanların boğazında düğümlenen çığlıklar henüz dudaklarından dökülmeden, o devasa avize büyük bir gürültüyle, tam da Selma’nın az önce durduğu mermer zemine çakıldı! Çarpmanın etkisiyle yeri göğü inleten bir patlama sesi koptu. Binlerce keskin kristal parçası, şarapnel gibi etrafa saçıldı. Salonu bir anda yoğun bir toz bulutu kapladı. Kırılan mermerlerin ve paramparça olan o antika kristallerin tiz sesi, konukların dehşet dolu çığlıklarına karıştı. Göz gözü görmüyor, kimse ne olduğunu tam olarak kavrayamıyordu
- Eğer Tarçın o son saniyede, hayatını tehlikeye atma pahasına Selma’nın gelinliğini ısırıp onu geriye doğru çekmeseydi, o yüzlerce kiloluk ölümcül yığın tam Selma’nın ve damadın üzerine düşecekti. Toz bulutu yavaş yavaş dağılırken, salonda ölümcül bir sessizlik oldu. Yerde şok içinde yatan Selma, hemen bir metre ötesinde açılan o devasa kratere ve un ufak olmuş avizeye bakıyordu. Kalbi göğüs kafesini kıracakmış gibi çarpıyor, şoktan dolayı nefes alamıyordu. Damat, saniyeler önce öfkeyle bağırdığı köpeğe, ardından da yerde yatan enkaz yığınına bakakaldı. Rengi kağıt gibi bembeyaz olmuştu, dizlerinin bağı çözüldü ve olduğu yere yığıldı. Az önce herkesin “delirdi” sandığı, en mutlu günü mahvettiğini düşündüğü o kahverengi köpek, aslında saniyeler öncesinden tehlikeyi sezmiş, o ince çatırdama sesini duymuş ve sahibinin hayatını kurtarmak için kendi canını hiçe saymıştı. Tarçın, enkazın yanına yaklaşmadı. Sadece yavaşça Selma’nın yanına geldi, onun yere uzanmış titreyen bedeninin yanına kıvrıldı ve tozlanmış yüzünü yalamaya başladı. Az önceki o hırçın, yırtıcı hayvan gitmiş; yerine sahibinin iyi olduğundan emin olmaya çalışan o şefkatli dost geri gelmişti. Havlaması durmuş, yerini usulca çıkardığı ince inlemelere bırakmıştı. Salondaki misafirler şoku atlatıp çığlık çığlığa gelin ve damadın yanına koştular. Selma’nın annesi hıçkırıklara boğularak kızına sarıldı, babası ise titreyen elleriyle Tarçın’ın başını okşuyor, hıçkırıklar içinde köpeğe teşekkür ediyordu. Damat, yerden zar zor doğruldu ve Selma’ya sarılmadan önce gidip Tarçın’ın boynuna sımsıkı sarıldı. Az önce onu itip uzaklaştırmaya çalışan elleri, şimdi bu kahraman köpeğe minnetle tutunuyordu. Gözyaşları köpeğin kahverengi tüylerine damlıyordu. Olay yerine hızla ambulans ve itfaiye ekipleri çağrıldı. İncelemeler sonucunda, tarihi binanın tavanındaki taşıyıcı kancaların yılların yorgunluğuna dayanamayarak gizlice çürüdüğü anlaşıldı. İnsan kulağının duyamayacağı o ilk kopma seslerini, Tarçın’ın hassas duyuları yakalamış ve yaklaşan felaketi saniyeler önce hissetmişti. O gün o salonda nikah kıyılamadı. Mekan mühürlendi, herkes dışarı çıkarıldı. Ancak düğün iptal olmadı. Birkaç saat sonra, konuklar mekanın hemen yanındaki geniş, yemyeşil çimenlik alanda yeniden toplandılar. Gökyüzü usulca kızıla boyanırken, Selma ve damat hayatlarının en anlamlı “Evet”ini demek için tekrar yan yana geldiler. Ancak bu kez bir fark vardı. Nikah şahitleri için ayrılan o özel yerde, boynunda kırmızı bir papyonla oturan, başı dik, gözleri sahibinden bir an olsun ayrılmayan kahverengi bir köpek vardı. Tarçın, Selma’nın hayatını kurtarmakla kalmamış; o gün orada bulunan herkese sadakatin, sevginin ve içgüdünün ne kadar mucizevi bir güce sahip olduğunu göstermişti. İnsanlar onu sadece bir evcil hayvan sanıyordu; oysa o, Selma’nın sessiz koruyucu meleğiydi. Ve o andan itibaren, Tarçın sadece ailenin bir parçası değil, o ailenin hayatta kalma sebebi olarak sonsuza dek baş köşede yerini aldı.
Benzer Galeriler
-
Bebeğimi her gün yalnızlıktan ölmesin diye komşuma bırakıyordum
-
Düğün gecemde, kayınpederim kolunun altında bir yastıkla odamıza girdi ve “varisi çağırmak için” aramızda uyuyacağını söyledi
-
18 yaşındayken 7 kardeşimi evlat edindim
-
Aç Aslan Namaz Kılan Kadının
-
Kocam beni başka bir kadın için terk etti
-
Kocasından kaçan kadın


