- Kayınvalidem Neriman Hanım, lüks bir restorandaki doğum günü yemeğinde iki yaşındaki kızıma sert bir tokat attı ve “Seni işe yaramaz, bu kızın genleri bozuk!” diye bağırdı. Kocam Murat masada korkakça ve sessizce otururken, öfkeyle masanın üzerinden uzandım. Murat’a öyle bir tokat attım ki gözlükleri çorba kasesinin içine uçtu. Ardından kayınvalidemi göğsünden iterek doğum günü pastasının içine devirdim. “Otuz yaşındasın ama hâlâ kendi evladını savunamıyorsun!” diye haykırdım. Ağlayan kızımı kucağıma alıp restoranı terk ettim. Benim uysal ve çaresiz bir kurban olduğumu sanıyorlardı. Oysa asıl mücadelem ve özgürlük planım yeni başlıyordu. Kızım Elif hemen ağlamadı. Sıcak yüzünü boynuma bastırdı. Onu arabaya taşıyıp koltuğuna bağladım ve otopark ışığının altında yanağını kontrol ettim. Kırmızı bir tokat izi çoktan belirmeye başlamıştı. İki minik parmağıyla yanağına dokundu ve fısıldadı: “Babaanne kızgın…” Bu sözler, babaannesinin bana söylediği her şeyden daha çok canımı yaktı.
- Kocam Murat, gözlükleri olmadan, gömleği çorba lekesi içinde dışarı koştu. Sürekli restorana doğru bakıyordu; sanki pastaya batmış annesi, arabada titreyen iki yaşındaki kızından daha önemliydi. “İçeri dönmen gerek,” dedi nefes nefese. “Annemi herkesin içinde rezil ettin.” Sürücü kapısını tutarak yüzüne baktım. “Annen kızımıza vurdu mu, vurmadı mı?” Yüzünü ovuşturdu. “Annemin öfkelendiğinde nasıl olduğunu biliyorsun…” Cevabı buydu işte. İki yıl boyunca, her aile toplantısının farklı olacağına dair verdiği sözlere inanıp her hakareti sineye çekmiştim. Bir ay önce artık ona inanmayı bırakmış, önemli evraklarımın fotokopilerini çekmiş, kendi maaşımdan bir birikim hesabı açmış ve kızıma küçük bir sığınma çantası hazırlamıştım. O gece restoranı terk ettikten sonra Kadıköy’de yaşayan yakın arkadaşım Aslı’nın evine gittim. Aslı kapıyı açtı, kızımın yanağındaki izi gördü ve “İstediğin kadar burada kalabilirsin,” dedi. Kızımı yatırdıktan sonra telefonum titremeye başladı. Murat’tan 13 mesaj gelmişti. Annemize saldırdığımı, ailemizi küçük düşürdüğümü yazıyordu. Ancak tek bir mesajında bile kızımızın durumunu sormamıştı. Tam ona cevap yazacakken, masanın karşı tarafında doğum günü mumlarını videoya çeken görümcem Cansu’dan bir mesaj geldi: “Bence videonun tamamını izlemelisin…” Ekrana tıkladım ve videoyu başlattım. Olay anından birkaç saniye öncesiydi. Kayınvalidem kızıma doğru eğilmişti. Ama videoda gözüme çarpan ve midemi bulandıran asıl şey tokat değildi. Kocamın, tokat atılmadan hemen önce annesinin kulağına fısıldadığı o korkunç sözleri duyduğumda beynimden vurulmuşa döndüm…Videoyu geriye sarıp üç kez tekrar izledim. Duyduklarıma inanmak imkansızdı. Kayınvalidem elini kaldırmadan hemen önce kocam Murat annesine doğru eğiliyor ve kısık bir sesle şöyle fısıldıyordu: “Anne, sana herkese rezil olmadan burada yapma demiştim!” “Yapma” demiyordu. “Kızıma dokunma” demiyordu. Sadece “Herkesin içinde yapma” diyordu! O an anladım ki kocam kızımın şiddet görmesine karşı değildi; sadece bunun başkaları tarafından görülmesinden rahatsız oluyordu. İki yıldır “Huzurumuz bozulmasın” diyerek beni bastırdığı her anın arkasında devasa bir yalan yatıyordu. Telefonum tekrar ışıldadı. Murat’tan yeni bir mesaj gelmişti: “Eğer bu gece kızımı eve getirmezsen, annem polise gidip senden darp şikayetinde bulunacak!” Ekrana bakıp acı bir tebessüm ettim. Kontrolü kaybettiklerinde hemen tehditlere sarılmaları ne kadar da tipikti. Hiç duraksamadan cevap yazdım: “İstediği yere şikayet etsin! Elimde annenin kızıma vurduğu net video kaydı var. Senin de ‘Herkesin içinde yapma’ diye fısıldadığın ses kaydı elimde. Yarın sabah ilk iş polise çocuk istismarından suç duyurusunda bulunuyorum ve boşanma davamı açıyorum.” Ekrandaki yazışma baloncukları bir belirdi bir kayboldu. Cevap vermeye çalışıyordu ama beklemedim. Numarasını engelledim, telefonun ekranını kapattım. Bir ay önce kenara para koyarken kendimi suçlu hissetmiştim ama bu gece o kararlarım kızımın ve benim özgürlüğüm oldu. Kocam, beni tehditlerle yeniden o karanlık eve çekeceğini sanıyordu. Ancak geri dönmek, kızıma şiddeti kabullenmeyi öğretmek demekti. Buna asla izin veremezdim. Yatağa, kızımın yanına uzandım. Minik beline sarıldım. İki yıl sonra ilk kez oda tamamen sessizdi. Ve hayatımda ilk kez, kızımla birlikte tamamen güvende olduğumuzu biliyordum.

