DOLAR
Alış: 48.19
Satış: 48.38
EURO
Alış: 55.93
Satış: 56.15
GBP
Alış: 64.93
Satış: 65.41
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
2.09.2026
Annemin Karnındaki Sır: Bir Evladın Geç Kalan Pişmanlığı
- “Annem, kim bu adam? Buraya bebeğime bakmaya mı geldin, yoksa gizli hamileliğini saklamaya mı?” Ağzımdan çıkan bu ağır sözleri hatırlamak bugün bile yüreğimi sızlatıyor. 53 yaşındaki annem Aysel, altı ay önce torunu Zeynep’e bakmak için Eskişehir’deki sakin yaşamını bırakıp İstanbul’a, bizim yanımıza taşınmıştı. Ben yoğun bir teknoloji şirketinde proje yöneticisiydim; eşim Kerem ise finans sektöründe geç saatlere kadar çalışıyordu. Kızımızı yabancı bir bakıcıya emanet etmek istemediğimiz için annemden yardım istemiştim. O da bir an bile tereddüt etmeden gelmişti. Annem sadece bebeğe bakmakla kalmıyor, evi de ayakta tutuyordu. Akşam eve döndüğümde yemek hazır, çamaşırlar katlanmış ve ev pırıl pırıl oluyordu. Ona pahalı hediyeler alarak, hesabına harçlıklar yatırarak vicdanımı rahatlatmaya çalışıyordum. O ise her seferinde, “Paranı Zeynep’in geleceği için sakla,” diyordu. Onun bu mütevazılığını basit bir anne minneti sandım. Oysa onunla oturup gerçekten nasıl olduğunu sormak, hediye almaktan çok daha zordu. Bizimle yaşamaya başladıktan birkaç ay sonra annemin fiziğinde tuhaf bir değişim fark ettim. Çok az yemesine rağmen karnı günden güne şişiyordu. Bir gün mutfakta sebze doğrarken şaka bile yaptım: “Böyle giderse Eskişehir’e koca bir göbekle döneceksin anne.” Yüzü soldu, “Şişkinliktir, belim de ağrıyor zaten,” diyerek konuyu kapattı. Haftalar geçtikçe yüzü çöktü, kolları inceldi ama karnı sert ve yuvarlak kalmaya devam etti. Tıpkı hamile bir kadının silüeti gibiydi. Onu doktora götürme tekliflerimi hep reddetti.
- Bir öğleden sonra eve erken döndüm. Annemi banyoda, klozetin önünde şiddetle kusarken buldum. Bütün o haftalardır içimde biriken şüphe patladı. Şişkin karnını işaret ederek bağırdım: “Benden ne saklıyorsun? Çocuğun babası kim? Hamileysen itiraf et!” Annem bana öyle bir baktı ki, sanki karşısında kendi evladı değil bir yabancı vardı. Tek kelime etmeden odasına çekildi. O gece kirli bir sırrı ortaya çıkaracağımdan emin olarak evdeki güvenlik kamerası kayıtlarını inceledim. Gece saatlerinde annemin acıyla karnını tuttuğunu, yalnızken sessizce ağladığını gördüm. Sonra o öğleden sonraki kayda denk geldim. Bebeğim Zeynep mama yerken boğulma tehlikesi atlatmıştı. Annem son gücüyle koşup kızı kurtardıktan sonra koltuğa yığılmıştı. Nefes almaya çalışırken tişörtü yukarı kaydı. Sağ alt karnına yapıştırılmış bir medikal torba ve devasa bir ameliyat izi gördüm. Ekrana yaklaştım, annem kendi kendine fısıldıyordu: “Dayan Aysel… Ceren’in projesi bitene kadar dayan, kızına yük olma…” Dizlerimin bağı çözüldü. Hamile sandığım annem, meğer büyük bir acının içindeydi. Peki ama gerçek neydi?Ağlayarak odasının kapısına koştum. Eşim Kerem de koridordaydı. Meğer Kerem haftalar önce kanlı bir havlu bulmuş ama annemin ricası üzerine bana söylememişti. Kapıyı açıp annemin önüne diz çöktüm. Kamera kayıtlarını gördüğümü söyleyince gözlerindeki güçlü kalkan yıkıldı. “Bu bir kanser,” diye fısıldadı. Kolon kanseriydi. Teşhisi bir yıl önce konmuş, ameliyat olmuştu. Karındaki şişlik hamilelik değil, hastalığın ilerlemesiyle vücutta biriken sıvıydı. Benim bakıcı bulamadığımı söyleyip telefonda ağladığım gün, sırf bana destek olmak ve torununu görebilmek için kendi tedavi sürecini erteleyip İstanbul’a gelmişti. O gece hastaneye kaldırıldığında doktorlar durumun ciddi olduğunu söyledi. Evde bulduğum sağlık dosyasının arasında bir zarf vardı. İçinde ona verdiğim tüm paralar duruyordu; üzerine “Zeynep’in okul masrafları için” yazmıştı. Bir de not bırakmıştı: “Ceren durumu öğrenirse sakın kendini suçlamasın. Kızımın anne oluşunu görmek hayatımın en güzel hediyesiydi.” O andan itibaren hayatımı tamamen değiştirdim. Şirketteki yoğun projeyi ve kariyer hırsımı bir kenara bıraktım, süresiz izne ayrıldım. Eve özel bir hemşire tuttuk, Kerem işlerini evden yürüttü. Artık tek amacımız anneme hak ettiği sevgiyi ve bakımı sunmaktı. Geçirdiği son aylar, hayatımın en anlamlı zamanları oldu. Annemle uzun sohbetler ettik. Zeynep için videolar çektik, eski anıları kaydettik. Bir gün banyodaki o korkunç iddialarım için özür dilediğimde, “Seni affettim kızım. Önemli olan kalan zamanımızı sevgiyle geçirmek,” dedi. Hastalığı iyice ilerlediğinde tek bir istekte bulundu: “Beni Eskişehir’deki evime götürün.” İstanbul’daki büyük hastaneleri bırakıp onu doğup büyüdüğü topraklara götürdük. Kendi evinde, sevdiklerinin arasında huzur içinde gözlerini yumdu. Annem bana sadece bir evladın annesine nasıl bakması gerektiğini değil, gerçek sevginin hiçbir karşılık beklemeden feda etmek olduğunu öğretti. Şimdi ne zaman kızıma sarılsam, annemin o karşılıksız sevgisini ve vicdanımın bana verdiği hayat dersini hatırlıyorum.
Benzer Galeriler
-
Tabuttaki Gizli Nefes: Torunumu Kurtardığım O Gece
-
Kaderin Gecikmesi: Düğünüme Üç Saat Geç Kaldığım Gün Başlayan Yeni Hayatım
-
Gölgedeki Silüet: Düğün Gecesi Başlayan Büyük İhanet
-
Dört Kızımı Alıp Evi Terk Ettiğim Gün Başlayan Hain Yalan: Veliaht Yüzüğünün Arkasındaki Şok Gerçek
-
“Düğün Takılarını Babama Verim Yapacaksın!” Diyen Kocamın Kurduğu Hain Tuzak ve Beklenmedik Sonu
-
Havalimanındaki Sahte Gözyaşı: Kocamın Milyonluk İhaneti ve Büyük Çöküşü


